Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
15 Ocak gelip çattığı için 97 bölümlük operasyon ve macera başlıyor. Bölüm süresi 60-65 dakika olması döneminin çok ötesinde bir rahatlık, günde bir bölüm rahat zaman olur ve 3 ayda biter.

Sadece senaryosu, yönetmenliği ve usta oyuncu kadrosu değil müzikleriyle de bir başkaydı. Şu efsanevi müziğin kalitesine bir bakın...

 

ömer karataş

Favori Üye
Katılım
24 Mart 2015
Mesajlar
2,095
Reaksiyon puanı
1,711
Puanı
205
Yaş
23
15 Ocak gelip çattığı için 97 bölümlük operasyon ve macera başlıyor. Bölüm süresi 60-65 dakika olması döneminin çok ötesinde bir rahatlık, günde bir bölüm rahat zaman olur ve 3 ayda biter.

Sadece senaryosu, yönetmenliği ve usta oyuncu kadrosu değil müzikleriyle de bir başkaydı. Şu efsanevi müziğin kalitesine bir bakın...

tüm müzikleri efsane dizinin olduğu gibi
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
1.Bölüm

Deli Yürek'in malum finalinden sonra zaten şok olmuştuk ve bir daha öylesi gelmez diyordum. Fakat ilk bölüm itibariyle çok başka bir seviyenin ürünü ile karşı karşıya olduğumuz belli oldu. İlk bölüm, haliyle ağırdan alarak başladı. Kendini ilerleyen bölümlerde iyice açacağa benziyor.

15 Ocak 2003 Çarşamba, belki daha ilkokul çağında çocuktum ama çok net hatırlıyorum o günlerdeki Vadi gündemini, evdeki ortamı. O günlerin güzel İstanbul'unu, eski günleri tekrardan görebilmek harika bir duygu.

Gel gelelim Youtube'daki bölümlerin görüntü kalitesi cidden bu devirde ayıp. 18 sene geçmiş başlayalı, halen çok popülersin şu saatlerde bile 1.bölüm videosuna onlarca kişi yorum yapmış. Çok ayıp. 80'lerde dizilere bile restorasyon yapılırken... Sadece görüntünün DVD 480p kalitede olması değil mesela, ses de bazen düşüyor hatta gidiyor. İlerleyen bölümlerde bu tür şeyler yoktur belki ama keşke Netflix yayın haklarını alsa da güzel bir kaliteyle sunsa...

Sondaki kendi cenazesini seyretme olayı çok değişik bir his... Elif aslında tam Ali'den hamile kalmasına ve Polat'ın çocuğa karşı zaafı olmasına müsait bir senaryo varmış. Ama Elif'in daha fazla sahada yer alması adına vazgeçmiş olmalılar.

Çakır karakteri manyak başladı... Burnunu çekmesi, arabayı patlatma sahnesi...

8.0
 

Gerekli24

Favori Üye
Katılım
2 Şubat 2020
Mesajlar
5,968
Reaksiyon puanı
4,317
Puanı
450
Yaş
18
Konum
Bursa
1.Bölüm

Deli Yürek'in malum finalinden sonra zaten şok olmuştuk ve bir daha öylesi gelmez diyordum. Fakat ilk bölüm itibariyle çok başka bir seviyenin ürünü ile karşı karşıya olduğumuz belli oldu. İlk bölüm, haliyle ağırdan alarak başladı. Kendini ilerleyen bölümlerde iyice açacağa benziyor.

15 Ocak 2003 Çarşamba, belki daha ilkokul çağında çocuktum ama çok net hatırlıyorum o günlerdeki Vadi gündemini, evdeki ortamı. O günlerin güzel İstanbul'unu, eski günleri tekrardan görebilmek harika bir duygu.

Gel gelelim Youtube'daki bölümlerin görüntü kalitesi cidden bu devirde ayıp. 18 sene geçmiş başlayalı, halen çok popülersin şu saatlerde bile 1.bölüm videosuna onlarca kişi yorum yapmış. Çok ayıp. 80'lerde dizilere bile restorasyon yapılırken... Sadece görüntünün DVD 480p kalitede olması değil mesela, ses de bazen düşüyor hatta gidiyor. İlerleyen bölümlerde bu tür şeyler yoktur belki ama keşke Netflix yayın haklarını alsa da güzel bir kaliteyle sunsa...

Sondaki kendi cenazesini seyretme olayı çok değişik bir his... Elif aslında tam Ali'den hamile kalmasına ve Polat'ın çocuğa karşı zaafı olmasına müsait bir senaryo varmış. Ama Elif'in daha fazla sahada yer alması adına vazgeçmiş olmalılar.

Çakır karakteri manyak başladı... Burnunu çekmesi, arabayı patlatma sahnesi...

8.0
YouTube bölümlerinde bir fazladan sarılık da var. Kaldi ki pusu bölümlerinin çoğu bile 720 p bile değil sonraki yıllar olmasına rağmen.

Netflix'in alması benim için de hayal ve sadece hayal olarak kalacak.
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
2.Bölüm

Efsanenin ayak seslerinin duyulduğu oldukça iyi bir bölüm oldu. Adamlar 60 dakikalık yerli dizi yapmış, 6 dakikada bitti gibi geldi...

Selçuk Yöntem ve Oktay Kaynarca’nın ön planda olduğu bir bölümdü. Aslan Akbey gerçekten unutulmaz bir karakter ve Selçuk Yöntem’den başkası düşünülemezmiş...

Eski Türkiye’ye dair son izleri gördük özellikle Aslan amca ve Polat’ın gittiği mekanda. Güzel günlermiş...

Şevko ile Çakır arasında bir rekabet olacak gibi duruyor. Kumarhane iznine yönelik bakalım neler olacak, Çakır sabırsızlıkla bekliyor.

Polat kendi hayatına dair senaryoyu iyice ezberledi ve takvimler bir bir ardı arkasına gelerek yüzünün iyileşmesini bekledi. Aynada yüzünü ilk gördüğü anlar filan gerçekten unutulmaz sahneler... Son sahne hele. Resmen kafasına sıktı da son anda Aslan amca tuttu. Kesin o kurşun sesi Elif’i korkutmuştur ve Şevko’nun adamlarından bilecektir haliyle...

Bu arada mevlid sahnesinde Abdülhey’i gördük. :A

Tombalacı Mehmet’in kokoreç şovu da iştahımızı açtı. O dönemler AB’ye girme sürecinde kokoreçin yasaklanması gündem olmuştu, bölümde de ona değinmişler.

8.3
 
Son düzenleme:

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
3.Bölüm

Duran Emmi şov... Bu öyle bir dizi ki en az 15-20 karaktere ayrı ayrı spin-off dizisi ya da filmi çekilebilir ve bunlardan biri de Duran Emmi. Gençliğini, o kabadayı dönemlerini izlemek isterdik... Polat'la tanışma sahnesi ve araba içi konuşması çok iyiydi... Sadece şunu anlamlandıramadım, Ömer Baba Ali'nin ölümünü söyleyince Duran Emmi çok şaşırdı ve üzüldü. Daha önce görmüşlüğüm vardı dedi Seyfo Dayıya. Gel gör ki Polat onu hiç hatırlamıyor, bu ilginç...


Süleyman Çakır'ın Goodfellas esintileri verdiği bir bölümdü. O dans sahnesi hele. Çocuklarla halı saha maçı...

Ve son sahnede kaderin cilvesi, daha destur demeden Elif'i korumak zorunda kalan Ali... Adamı paketledikten sonra arabaya götürmesi ve racon kesmesi de çok iyiydi.







8.5
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
4.Bölüm

45 dakikalık yerli dizi mi olurmuş diyecektim ama o dönemler çoğu dizinin süresi 45-65 dakikaymış, 2005 sonrası giderek uzamış sanırım. Keşke hep böyle devam etseymiş...

Şevko, o da unutulmaz bir adamdı... Sinirli hallerine, bela okumasına, Allah kahretsin demesine ayrıca bayılıyorum. Ne adamdın be...

Elif’in son dakikada istihbarat tarafından kurtarılması bölümün olanlarındandı. Derya’nın ise bacağına bakan adama kurşun sıkarken az kalsın Çakır’a isabet edecek olması, bölümün sevmediğim yanlarından oldu. Gereksizdi.

Çakır ile Polat’ın ilk kez tanıştığı bölüm oldu. İstihbarat tam zamanında adamın cesetini Şevko tam Duran Emmi’nin mekanından çıkarken bıraktı, ki bu kasıtlı olarak Aslan Akbey tarafından yapıldığı açık o tam o zamanlamanın...


8.0
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
5.Bölüm

“Gençlik başka. Gençken ölüm uzak gelir insana. Sen ölüme doğru koşarsın. Bir de bakarsın ki ömür geçmiş. Yaş gelmiş kemâle. Bu defa ölüm gelmiş peşinden koşmaya. Ecelden kaçış yok, sonunda illa ki o kazanır.” (Duran Emmi)


Konseyin ahenkli yapısı harikaydı. O gündeme dair konuşmalar, sunumlar... Eskiden sıkıcı gelirdi o sahneler ama şimdi ne kadar kaliteli olduğunu daha iyi anlıyor insan. 2003’ün gündemine, gazetelerine göz atmak çok keyifli. Konseyde geçen mesela Amerika’nın Irak işgaline yönelik üç ihtimalden biri olan “pembe senaryo” hakkında Samuel’in söylediği “ABD büyük bir direnişle karşılaşmadan Bağdat’a girer, Saddam devrilir” cümlesi olduğu gibi dönemin gazetesinden alınmış..

Elif Eylül... Elifim... O da çok ayrı bir karakter. Sulu göz olması bazen sinir bozsa da, hey gidi hey... Ali’nin seslerini dinlediği sahne gerçekten üzücüydü.

Şevko, dönemin İstanbul’un sefiriymiş. Ne hallere düştü, en sonunda Kılıç’tan da ayarı yiyince son kurşununu sıktı ve bu da Çakır ile Polat’ın ayrılmaz ikili oluşuna vesile oldu. İlk “can Polat” tabiri böylelikle yürürlüğe girdi.

Ne adamdın be Şevko... Çakır’dan 300 bin dolar haraç kesti ve Çakır da Şevko’nun kuzeninden 300 bin dolarlık haraç kesip ona iade etti. “Sustur şu iti Memati” repliği zaten dillere destan.



8.2
 
Son düzenleme:

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
6.Bölüm

İki kişinin bildiği sır değildir.” (Aslan Akbey)

Osman Sınav’ın şov yaptığı bir bölümdü, yönetmenliği tek Kelimeyle muhteşem...

2003’ün lapa lapa yağan kar yağışını gördükçe içim acıyor, ne güzel ne bembeyaz günlermiş... ne güzel İstanbul ah ulan küresel ısınma...

Duran Emmi’yi maalesef şehit verdik. 3-4 bölümlük rolüyle bile unutulmazlar arasına adını yazdırdı. Çok iyi bir adamdı, hey gidi hey...

Polat, Şevko’nun mekanını bastığında o merdivenlerden sıka sıka çıkarken oluşan kurşun efekti... Adamlar kurşundan bile remix yapmışlar. Öylesine kaliteli bir yönetmenlik.


8.7
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
7.Bölüm

İşte o gün, Allah’la bizim yol ayrımımızdı...” (Süleyman Çakır)

Elif’in mekanı basma sahnesi efsaneydi. Çakır’ın öyle şaşkın bakışları. Elif bir başkaydı... Ama Duran Emmi öldüyse görünen sebebi aslında ta kendisi, buna rağmen nankörlük etmesi gıcık ediyor insanı.

Duran Emmi şaka maka gerçekten büyük bir adammış. Öyle basit mahalle kabadayısı değil, adamı Kılıç bile tanıyormuş.

Bu bölümde Çakır’ın gençliğinde Duran Emmi ile tanışma sahnesini gördük. Az kalsın şişleyecekken. İşte tam spin off’luk detaylar, çok güzel bir film olurdu aslında Duran Emmi’nin hayatı...

Son sahne şok etti. Çakır bilerek tesbihi düşürdü ve kurşunu yedi... Yalnız gerçekten pamuk ipliğindeymiş olaylar o zaman, orada sniper düzgün nişan alıp Polat’ın kafasına da sıkabilirdi.


8.1
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
8.Bölüm

Tüm zamanların gelmiş geçmiş en iyi filmi olan The Godfather’a selam olsun!


Bu sahnedeki Godfather selamı bir yana, zaten dizi büyük ölçüde nefis bir Godfather uyarlanması, daha doğrusu esinlenmesi. Haliyle Godfather gibi bir başyapıtın yerli versiyonunu izlemek çok ama çok büyük bir keyif.

Oldukça kaliteli bir bölümdü. kumarhane açılışı ve Laz Ziya’nın kızı Meral tarafından kolundan vurulduktan sonra yürüyerek kumarhaneyi terk etmesi bölümün olayıydı. Aynı zamanda Polat’a Şevko suikastı denemesi ve Polat’ın Elif’e karizmatik bir şekilde tapuları vermesi unutulmaz detaylar arasında yer aldı.



Pislik Erdal’ı ilk kez bu bölümde gördük. Aynı zamanda Kolpaçino’nun Ekrem Abi’si olan Abidin de ilk bu bölümde öne çıktı.

Diziyi restorasyonlu izlemek özellikle kulak sağlığı adına önemli ölçüde faydası dokunuyor. Bir gün umarım Netflix el atar bu diziye ve restorasyonlu halde sunar.

8.7
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
9.Bölüm

Teşkilat-ı Mahsusa’da bir Yakup Cemil vardı. Büyük bir fedai.. Vatanı kurtarmak için yola çıktığı bayrak, Kur’an ve silah üstüne yemin ettiği arkadaşlarıyla savaşırlar, can alıp can verirler. Gün gelir ters düşerler. Yakup Cemil’in idam emri çıkar. Asker için o kadar büyük bir komutandır ki kurşuna dizmek üzere vazifeli erler silahlarını ona doğrultamazlar. İnfaz komutanı ateş emri verir, erler kıpırdamaz. Emri tekrarlar… Erler yine kıpırdamaz. Yakup Cemil Bakar ki er komutana baş kaldıracak, üniformanın şerefini kurtarmak için bağırır. ”Asker nişan al!” Asker Yakup Cemil’in sesiyle kendine gelir. Nişan alır. Yakup Cemil celladına gülümser ve kendi infazını emreder. ”Ateş!” İnsan bazen bilmeden celladına gülümser.. Bilmeden, farketmeden. Bazen de bilip, farkedip gururla gülümser.”
(Aslan Akbey)



Yine oldukça keyifli bir bölümdü ve Godfather’dan doğruca bir detayın alınması hoş bir detaydı. Çakır’ın Nesrin’e, “benim işlerime asla karışma asla” demesi ve Nesrin’in yalvararak ondan söz istemesi Meral’i öldürmemesi adına ve Çakır’ın bir asla beni sorgulama dedikten sonra bu son olsun deyip ondan sonra da tamam söz demesi ve Nesrin’in sevinmesi... Baştan sona tamamen Godfather 1’in son sahnesinden kaliteli bir esinlenme...


Meral’dan nefret ediyorum ve sahnelerini gönül rahatlığıyla ileri sarıyorum. Ömer Baba’lı sahneleri bile ileri almazken üstelik. Öylesine dizi tarihinin en gıcık karakterlerinden biri bu kadın.

Bölümün son sahnesinde keşke Meral’i kurtarmasalardı. Kurtarma olayı da biraz klişe oldu, tam son anda yetiştiler o kadar uzaktan gelip de. Meral’i dair her şey dizinin bugu zaten.

Laz Ziya acaba zamanında neden öyle yaptı karısını öldürdü ve öldürme sebebi her neyse Çakır da onu Nesrin için yapar mıydı merak konusu...


8.0
 

Gerekli24

Favori Üye
Katılım
2 Şubat 2020
Mesajlar
5,968
Reaksiyon puanı
4,317
Puanı
450
Yaş
18
Konum
Bursa
9.Bölüm

Teşkilat-ı Mahsusa’da bir Yakup Cemil vardı. Büyük bir fedai.. Vatanı kurtarmak için yola çıktığı bayrak, Kur’an ve silah üstüne yemin ettiği arkadaşlarıyla savaşırlar, can alıp can verirler. Gün gelir ters düşerler. Yakup Cemil’in idam emri çıkar. Asker için o kadar büyük bir komutandır ki kurşuna dizmek üzere vazifeli erler silahlarını ona doğrultamazlar. İnfaz komutanı ateş emri verir, erler kıpırdamaz. Emri tekrarlar… Erler yine kıpırdamaz. Yakup Cemil Bakar ki er komutana baş kaldıracak, üniformanın şerefini kurtarmak için bağırır. ”Asker nişan al!” Asker Yakup Cemil’in sesiyle kendine gelir. Nişan alır. Yakup Cemil celladına gülümser ve kendi infazını emreder. ”Ateş!” İnsan bazen bilmeden celladına gülümser.. Bilmeden, farketmeden. Bazen de bilip, farkedip gururla gülümser.”
(Aslan Akbey)



Yine oldukça keyifli bir bölümdü ve Godfather’dan doğruca bir detayın alınması hoş bir detaydı. Çakır’ın Nesrin’e, “benim işlerime asla karışma asla” demesi ve Nesrin’in yalvararak ondan söz istemesi Meral’i öldürmemesi adına ve Çakır’ın bir asla beni sorgulama dedikten sonra bu son olsun deyip ondan sonra da tamam söz demesi ve Nesrin’in sevinmesi... Baştan sona tamamen Godfather 1’in son sahnesinden kaliteli bir esinlenme...


Meral’dan nefret ediyorum ve sahnelerini gönül rahatlığıyla ileri sarıyorum. Ömer Baba’lı sahneleri bile ileri almazken üstelik. Öylesine dizi tarihinin en gıcık karakterlerinden biri bu kadın.

Bölümün son sahnesinde keşke Meral’i kurtarmasalardı. Kurtarma olayı da biraz klişe oldu, tam son anda yetiştiler o kadar uzaktan gelip de. Meral’i dair her şey dizinin bugu zaten.

Laz Ziya acaba zamanında neden öyle yaptı karısını öldürdü ve öldürme sebebi her neyse Çakır da onu Nesrin için yapar mıydı merak konusu...


8.0
Merali ben de sevmiyorum. Şu aralar yoğunum izleyemedim. Ama bölum olarak senin yorumlarına eşlik etmeye çalışırım. Ömer babayı ben genelde atlıyorum ama bazen önemli şeyler diyor sanıldığı kadar boş karakter değil.


Meral'in kapı numarası acaba tesadüf müydü?
------

8.Bölüm

Tüm zamanların gelmiş geçmiş en iyi filmi olan The Godfather’a selam olsun!


Bu sahnedeki Godfather selamı bir yana, zaten dizi büyük ölçüde nefis bir Godfather uyarlanması, daha doğrusu esinlenmesi. Haliyle Godfather gibi bir başyapıtın yerli versiyonunu izlemek çok ama çok büyük bir keyif.

Oldukça kaliteli bir bölümdü. kumarhane açılışı ve Laz Ziya’nın kızı Meral tarafından kolundan vurulduktan sonra yürüyerek kumarhaneyi terk etmesi bölümün olayıydı. Aynı zamanda Polat’a Şevko suikastı denemesi ve Polat’ın Elif’e karizmatik bir şekilde tapuları vermesi unutulmaz detaylar arasında yer aldı.



Pislik Erdal’ı ilk kez bu bölümde gördük. Aynı zamanda Kolpaçino’nun Ekrem Abi’si olan Abidin de ilk bu bölümde öne çıktı.

Diziyi restorasyonlu izlemek özellikle kulak sağlığı adına önemli ölçüde faydası dokunuyor. Bir gün umarım Netflix el atar bu diziye ve restorasyonlu halde sunar.

8.7
Godfather'i unutmayacağını tahmin etmiştim :A
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
10.Bölüm

Meşhur "Eee Sonra??" sahnesinin yer aldığı kalite dozunun yüksek olduğu bölümdü. Hey gidi Süleyman Çakır...


Laz Ziya'nın böyle fevri davranıp anında damadını öldürmeye teşebbüs etmesi şaşırttı.

8.3
------

11.Bölüm

Çakır'ın Laz Ziya raconu efsaneydi. Laz Ziya'nın Şevko ile işbirliği kurması da Laz Ziya'nın hanesine eksi yazdı... Şevko, ne adamdın gerçekten... Çok orijinal bir adam.

Son sahnede Polat'ın Şevko'ya esir düşmesi bölümün olayı oldu. Hem Derya yüzünden...

8.0
------

12.Bölüm

Gerilimin giderek yükseldiği bölüm oldu. Son sahnesi ise zaten unutulmaz bir sahne.

Dakikalar boyunca suyun altında nefessiz kalması ve o şekilde kurtulması, gerçekten dizinin unutulmaz sahnelerinden biri oldu. Eş zamanlı olarak Aslan Akbey'in eğitiminden flashback sahneleri...

Pislik Erdal'ın ön plana çıktığı bir bölümdü. Ne pislik bir adamdın be... Canan'a yaptıklarının bedelini öder umarum...

8.3
 
Son düzenleme:

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
13.Bölüm

Dostum da sensin, sevdiğim de sensin, her şeyim de sensin.” (Polat Alemdar)

Hey gidi hey...


Şevko efsanesinin sonuna geldik. Adamın dört bir yandan kalemi kırılmıştı. Laz Ziya bir yandan, Tombalacı bir yandan, Çakır bir yandan Polat bir yanan başkaları bir yandan... Acaba kim öldürdü? Bölümün gizemi buydu.

Şevko gerçekten unutulmaz bir karakterdi. O mimiklerini, bela okumasını özleyeceğim


Çakır’ın mahkemede sinir krizi geçirmesi ve Elif’i daha sonra aldırması, ardından az kalsın öldürecek olması... Merak ediyorum acaba o an Elif’i öldürseydi Polat da onu öldürür müydü o esnada. Kesinlikle öldürürdü...

8.5
 

Maskeli Fedai

Favori Üye
Katılım
31 Mayıs 2012
Mesajlar
31,745
Reaksiyon puanı
29,498
Puanı
1,059
Konum
Troller Kasabası
13.Bölüm

Dostum da sensin, sevdiğim de sensin, her şeyim de sensin.” (Polat Alemdar)

Hey gidi hey...


Şevko efsanesinin sonuna geldik. Adamın dört bir yandan kalemi kırılmıştı. Laz Ziya bir yandan, Tombalacı bir yandan, Çakır bir yandan Polat bir yanan başkaları bir yandan... Acaba kim öldürdü? Bölümün gizemi buydu.

Şevko gerçekten unutulmaz bir karakterdi. O mimiklerini, bela okumasını özleyeceğim


Çakır’ın mahkemede sinir krizi geçirmesi ve Elif’i daha sonra aldırması, ardından az kalsın öldürecek olması... Merak ediyorum acaba o an Elif’i öldürseydi Polat da onu öldürür müydü o esnada. Kesinlikle öldürürdü...

8.5
Dikkat ettiysen Polat, Çakır'a kızın hayatını değil senin hayatını kurtardım diyor.. :A Garanti öldürürdü.. :A
 

Gerekli24

Favori Üye
Katılım
2 Şubat 2020
Mesajlar
5,968
Reaksiyon puanı
4,317
Puanı
450
Yaş
18
Konum
Bursa
13.Bölüm

Dostum da sensin, sevdiğim de sensin, her şeyim de sensin.” (Polat Alemdar)

Hey gidi hey...


Şevko efsanesinin sonuna geldik. Adamın dört bir yandan kalemi kırılmıştı. Laz Ziya bir yandan, Tombalacı bir yandan, Çakır bir yandan Polat bir yanan başkaları bir yandan... Acaba kim öldürdü? Bölümün gizemi buydu.

Şevko gerçekten unutulmaz bir karakterdi. O mimiklerini, bela okumasını özleyeceğim


Çakır’ın mahkemede sinir krizi geçirmesi ve Elif’i daha sonra aldırması, ardından az kalsın öldürecek olması... Merak ediyorum acaba o an Elif’i öldürseydi Polat da onu öldürür müydü o esnada. Kesinlikle öldürürdü...

8.5
Şevko'ya asansör ile çıkarken Çakır'ın kıza bakışları Polat'ın hareketleri bayağı hoş olmuş :A
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
14.Bölüm

İçerisinin Şampiyonlar Ligi gibi olduğu bir cenaze törenine sahip bölüm oldu. Son sahnesi inanılmaz heyecan ve merak uyandırıcıydı. Zamanında neden perşembe günleri sokakların bomboş olduğunu daha iyi anlıyor insan. Bölüm süreleri 50-60 dakika ve öyle bir sonla bitiyor ki bütün hafta insan merak etmekten kafayı yer...

Çakır ile Polat böylelikle ilk defa karşı karşıya geldi. Memati’nin toy zamanları, gönlü Derya’ya yanık olunca böyle bir durum kaçınılmazdı. Bakalım ne olacak? Kesin yumruk yumruğa kavga bile eder bunlar kesin... Yok canım o kadar da olmaz. :A

Şevko’nun cenazesi gerçekten Şampiyonlar Ligi gibiydi ve böylesi bir kadro çok az kişinin cenazesine nasip olmuş olsa gerek. Karahanlı’nın Polat’ı görünce bunu araştıran deyişindeki o karizma...

Nakliyeci Sefer’in sonuna gelindi böylelikle. Fakat öyle bir dizi ki değil Şevko değil Duram Emmi ya da Seyfo Dayı; Nakliyeci Sefer için bile ayrı film çekilebilir. Aslan Akbey ve Karahanlı’nın gençlik dönemlerine, konseyin ilk kuruluş yıllarına dair hiçbir şey çekilmemiş olması gerçekten çok yazık.


O değil de Memati ne adammışsın be.. Önce patronun kız kardeşine gönlü kaydı; sonra da seneler sonra patronun kızına. Fakat 2003-2011 arası 6-7 senede gerek Pusat gerek Selvi’nin o denli büyümeleri nereden bakarsanız bakın elde kalıyor, inanılmaz bir mantık hatası. Pusat bu bölümlerde maksimum 7-8 yaşında; 2011’li yıllarda taş çatlasın 15-16 yaşında olması gerekirdi. Selvi de 18-19. Çok merak ediyorum acaba Çakır, Selvi ile Memati’nin gelecekteki durumunu öğrenseydi ne yapardı. Kesin vururdu Memati’yi...



8.6
 

Tolstoyevski

Moderatör
Konu Sahibi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
15,244
Reaksiyon puanı
24,114
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
15.Bölüm

Çakır’dan beklenen tepki geldi. Adam o kadar gerçekçi ki gerçekten böyle bir karakteri izlemek büyük bir şans, gözüktüğü her dakikasını bunun bilincinde izliyorum...


Elif ile Polat’ın ilk ciddi adımları bu bölümde oldu Kız Kulesi rastlantısı ve sonrasındaki hastane olayı.

Çakır’ı koşarak hastaneye gerilişi ve can Polat diyerek sarılışı... Çakır gerçekten bambaşka bir karakter.


7.9
 

Gerekli24

Favori Üye
Katılım
2 Şubat 2020
Mesajlar
5,968
Reaksiyon puanı
4,317
Puanı
450
Yaş
18
Konum
Bursa
15.Bölüm

Çakır’dan beklenen tepki geldi. Adam o kadar gerçekçi ki gerçekten böyle bir karakteri izlemek büyük bir şans, gözüktüğü her dakikasını bunun bilincinde izliyorum...


Elif ile Polat’ın ilk ciddi adımları bu bölümde oldu Kız Kulesi rastlantısı ve sonrasındaki hastane olayı.

Çakır’ı koşarak hastaneye gerilişi ve can Polat diyerek sarılışı... Çakır gerçekten bambaşka bir karakter.


7.9
Oktay Kaynarca rolü yaşıyor bu dizide belli EDHO'da da iyi oynuyor ama yaşamıyor bu çok net belli izleyince anlaşılıyor.

14.Bölüm

İçerisinin Şampiyonlar Ligi gibi olduğu bir cenaze törenine sahip bölüm oldu. Son sahnesi inanılmaz heyecan ve merak uyandırıcıydı. Zamanında neden perşembe günleri sokakların bomboş olduğunu daha iyi anlıyor insan. Bölüm süreleri 50-60 dakika ve öyle bir sonla bitiyor ki bütün hafta insan merak etmekten kafayı yer...

Çakır ile Polat böylelikle ilk defa karşı karşıya geldi. Memati’nin toy zamanları, gönlü Derya’ya yanık olunca böyle bir durum kaçınılmazdı. Bakalım ne olacak? Kesin yumruk yumruğa kavga bile eder bunlar kesin... Yok canım o kadar da olmaz. :A

Şevko’nun cenazesi gerçekten Şampiyonlar Ligi gibiydi ve böylesi bir kadro çok az kişinin cenazesine nasip olmuş olsa gerek. Karahanlı’nın Polat’ı görünce bunu araştıran deyişindeki o karizma...

Nakliyeci Sefer’in sonuna gelindi böylelikle. Fakat öyle bir dizi ki değil Şevko değil Duram Emmi ya da Seyfo Dayı; Nakliyeci Sefer için bile ayrı film çekilebilir. Aslan Akbey ve Karahanlı’nın gençlik dönemlerine, konseyin ilk kuruluş yıllarına dair hiçbir şey çekilmemiş olması gerçekten çok yazık.


O değil de Memati ne adammışsın be.. Önce patronun kız kardeşine gönlü kaydı; sonra da seneler sonra patronun kızına. Fakat 2003-2011 arası 6-7 senede gerek Pusat gerek Selvi’nin o denli büyümeleri nereden bakarsanız bakın elde kalıyor, inanılmaz bir mantık hatası. Pusat bu bölümlerde maksimum 7-8 yaşında; 2011’li yıllarda taş çatlasın 15-16 yaşında olması gerekirdi. Selvi de 18-19. Çok merak ediyorum acaba Çakır, Selvi ile Memati’nin gelecekteki durumunu öğrenseydi ne yapardı. Kesin vururdu Memati’yi...



8.6
Nakliyeci Sefer ölmedi sesleri başka seslerde yaşıyor :A
 
  • Güldürdün
Reactions: Tolstoyevski