En Son İzlediğiniz Film?

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
Hayır izlemedim, çok eskiden izlemiştim ve pek hatırlamıyorum bile açıkçası ama Get Out ve Us ile aynı seviyede bir film değil ya. :A

Leon'un senaryosu basit değil bence, çok yoğun ve güçlü bir draması var. Sadece open the door sahnesi bile paramparça ediyor beni. :TBen filmle ilgili o eleştirilere pek katılmıyorum ayrıca. :A

Metascore puanları bazen çok saçma olabiliyor. Pek çok efsane filme çok absürt puanlar vermişler. (Life is Beautiful 59, Fight Club 65 gibi...) Öte yandan Nomadland gibi bir filme de 94 vermişler. Çok önemsememek gerek bence.:A

Aynen üç filmden birinin Titanic olduğunu biliyorum, onu da böyle eleştirip çok klişe vs gibi ithamlarda bulunmandan korkuyorum. :A
Aynı seviyede değil zaten bir tık altı. :A

İlk izlediğim filmleri istemsizce abartabiliyoruz karşılaştırabileceğimiz çok az şey olduğu için. :A

Çok yoğun ve güçlü drama bence senaryodan değil oyunculuk ve yönetmenlikten kaynaklı. :A Filmi beğenmemişim gibi bir algı var yanlış. :A La La Land, Parasite gibi bayıldığım filmlerle aynı puanda olduğu unutulmamalı. :A

Benim en çok önemsediğim puan kendi puanımdır her zaman. :A Yalnız demek istediğim beğenmemenin imkansız olduğu filmler değil bunlar. :A

Titanic için ondan ben de çok korkuyorum, umarım olmaz. :A

Ne kadar doğru, güzel yorumlar ve puanlar bunlar... Birebir katılıyorum, özellikle de The Sixth Sense ile alakalı yorumuna. :A @phoebebuffay
Biraz da sen saydıracaksın sandım da şaşırdım yoruma. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: Sherlock

Sherlock

Süper Mod.
Katılım
7 Eylül 2016
Mesajlar
26,765
Reaksiyon puanı
36,945
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Sizi şu efsane sahne ve şarkıyla baş başa bırakıyorum. :A
Teşekkür ediyorum bu güzel sanat eserleri için ancak fikrim değişmedi. :A
Biraz da sen saydıracaksın sandım da şaşırdım yoruma. :A
Yok ya birebir katılıyorum, özellikle de The Sixth Sense ile alakalı yorumuna. :A Hemen hemen her şeyini sonundan alan bir film bana kalırsa, ilk izleyişte de bu yüzden cidden çok etkileyici gelebiliyor ama etkisi biraz saman alevi gibi bana kalırsa. :A
 

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
2,069
Reaksiyon puanı
2,151
Puanı
269
Aynı seviyede değil zaten bir tık altı. :A

İlk izlediğim filmleri istemsizce abartabiliyoruz karşılaştırabileceğimiz çok az şey olduğu için. :A

Çok yoğun ve güçlü drama bence senaryodan değil oyunculuk ve yönetmenlikten kaynaklı. :A Filmi beğenmemişim gibi bir algı var yanlış. :A La La Land, Parasite gibi bayıldığım filmlerle aynı puanda olduğu unutulmamalı. :A

Benim en çok önemsediğim puan kendi puanımdır her zaman. :A Yalnız demek istediğim beğenmemenin imkansız olduğu filmler değil bunlar. :A

Titanic için ondan ben de çok korkuyorum, umarım olmaz. :A


Biraz da sen saydıracaksın sandım da şaşırdım yoruma. :A
Us'ı sinemada izlemiştim ve sinemada izlediğim en kötü filmlerde tepeye oynar. İlk cümlene hiç katılmıyorum. :A

Palm Springs gibi çok sıradan bir filmle de aynı puanı vermişsin. Puanından ziyade eleştirilerine şaşırmıştım zaten. :A

Ben her sene aynı etkiyle ve heyecanla izliyorum Titanic'i. Eğer onu da böyle gömeceksen yorumun başında beni uyar da hazırlanıp okuyayım. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
Us'ı sinemada izlemiştim ve sinemada izlediğim en kötü filmlerde tepeye oynar. İlk cümlene hiç katılmıyorum. :A

Palm Springs gibi çok sıradan bir filmle de aynı puanı vermişsin. Puanından ziyade eleştirilerine şaşırmıştım zaten. :A

Ben her sene aynı etkiyle ve heyecanla izliyorum Titanic'i. Eğer onu da böyle gömeceksen yorumun başında beni uyar da hazırlanıp okuyayım. :A
Us ve Palm Springs gibi şahane sanat eserlerine kötü, çok sıradan denildiğini görmek... Neyse bugünlük bu kadar internet yeter. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: phoebebuffay

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
2,069
Reaksiyon puanı
2,151
Puanı
269

Sense and Sensibility

Jane Austen'ın romanından uyarlama; aşk, ilişkiler ve evlilik konuları üzerinden ilerleyen tatlı bir dönem filmiydi. O dönemin havası güzel yansıtılmış, kostüm ve dekorlar başarılıydı. Kate Winslet çok tatlıydı, 20 yaşında ilk Oscar adaylığını da kazanmış bu filmle. Genel olarak düşük temposuna ve sonlara doğru biraz sıkmasına rağmen hoş bir filmdi. :)

7/10


The Motorcycle Diaries

1950'li yıllarda geçen, iki arkadaşın motorsikletle bütün Güney Amerika'yı gezme maceralarını perdeye aktaran biyografik bir filmdi. Bu pandemi döneminde böyle yol filmleri izlemek güzel oluyor, fiziksel olarak doğru düzgün dışarı bile çıkamazken film aracılığıyla ruhen de olsa Dünya'yı geziyoruz. Bazen benim de böyle gayesiz, uçsuz bucaksız yolculuklara çıkasım geliyor. :A

Film beklentimin 1 tık altında kaldı. Bu tarz filmlerin izleyiciyi içine çekmesi gerekir ama bu film çok çekemedi beni. Özellikle sonlara doğru olmak üzere zaman sıkıldığım aralıklar oldu. Bir yandan mesajlar da veren bir filmdi ama hiçbiri benim pek umrumda olmadı şahsen. Yine de fena olmayan, izlenebilir bir filmdi. Kısmen benzer tarzdaki bu yılın Oscar'ını kazanan Nomadland'dan daha iyiydi en azından. :A

7/10
 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Neşeli Günler (1978)

Pek çok sahnesini bilsem de hiç baştan sona izlemediğim filmlerdendi, bu ayıbı nihayet nihayetlendirdik. :A

Basit ama keyifli bir konuydu. Türk insanını gerçekten çok iyi yansıtan filmlerden biri olması bu kadar sevilmesinde en büyük etken olsa gerek. Oyunculukları ve müzikleri efsaneydi. Özellikle Münir Özkul döktürmüş. Şener Şen'in Ziya karakteri de efsaneydi. :A Oya Aydoğan ne güzelmiş o yıllarda... Ayşen Gruda'lı sahneleri pek sevmedim. Bazen mesajını fazla göze sokan sahneler de rahatsız ediciydi. Bir de o yıllarda neden filmler dublajlı çekiliyormuş çok ilginç, bazı sahnelerde çok göze batıyor dublaj oluşu üzücü. :(

8/10
 
  • Beğendim
Reactions: Dosi

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Amadeus (1984)

Yıllar sonraki ikinci kez izleyişimde de çok beğendiğim bir film oldu. Yaklaşık 40 yıl geçmesine rağmen teknik açıdan hala şahane gözükmesi ve hiç eskimemesi bile ne kadar büyük bir yapım olduğunu gösteriyor. Oscar'ı en çok hak ederek kazanan filmlerden bir tanesi...

Bazen filmleri yermek için "şu olay aslında şöyle değilmiş", "şunun şurası doğru değilmiş" gibisinden ifadeler kullanılıyor. Özellikle yakın zamanda Bohemian Rhapsody için çok yapıldı bu. Bu film, bu eleştirilerin ne kadar yanlış olduğunun ve sinemanın birebir gerçekleri anlatmak zorunda olmadığının en güzel örneklerinden biri. Senarist gidip sıradan, gerçekleri anlatan bir Mozart biyografisi yazsaydı bugüne kalacak kadar güçlü bir hale gelir miydi? Hiç sanmam...

Film kurmaca bir Mozart - Salieri rekabeti yaratarak Mozart'ı onu çok kıskanan bir başka büyük bestekarın gözünden anlatıyor. Çok çalışan, müziği çok iyi bilen ve başarılı olmayı daha çok hak ettiğine inanan bir adam bu. Karşıdaki Mozart ise olabildiğince karikatür bir tip buna karşın büyük bir yetenekle kutsanmış. Böyle bir yeteneği kıskanıp ona savaş mı açmalı yoksa onunla çalışıp birlikte yükselmeye mi çalışmalı? Filmdeki Salieri ilkini yapıyor ve sonunda kaybeden bir adam oluyor. Oysa doğrusu elbette diğeri...

Filmi ilk izledikten sonra normalde hiç alakam olmayan klasik müziğe epey merak kalmıştım. Sonra yine popçu kimliğimize döndük maalesef. :A Fakat klasik müziğe dair sevgi körüklediği aşikar. Bu arada bu filmden önce pek de ünlü olmayan Salieri bu filmle birlikte çok daha ünlü hale gelmiş ve bugün en çok tanınan müzisyenler arasında. Fakat filmin kendisine biraz haksızlık ettiği ne yazık ki bir gerçek. Acaba kendisi yaşasa ve bu filmi görse bu film sayesinde pek çok kişinin gözünde ölümsüzleşmekten mutlu mu olurdu yoksa kendisi çok yanlış anlatıldığı için kızar mıydı merak konusu. :)

Bu arada filmin oyuncu kadrosu da şahaneydi. Hemen her yönüyle eşsiz bir başyapıt.

10/10
 
Son düzenleme:
  • Harika
Reactions: Tolstoyevski

mesmeso

Moderatör
Katılım
27 Kasım 2016
Mesajlar
12,187
Reaksiyon puanı
6,217
Puanı
710
Yaş
21
Konum
Trabzon

Öyle abartılacak kadar güzelliği yok filmin ama bu kötü olduğu anlamına gelmiyor. Sıkıcı olmadan kendini sonuna kadar rahatça izletiyor. Sonu biraz aceleye gelmiş gibiydi. Filmde biraz daha aksiyon sahnesi olsa iyi olurmuş.

Earl yakalandı mahkemeye çıkarıldı ama kartelden buna dair hiç bir tepki görmedik. En azından kısa da olsa bize bunu gösterebilirlerdi.

Clint Eastwood bu yaşta böyle filmleri nasıl yapıyor hayret ediyorum. Adam şarap gibi yaşlandıkça daha da kaliteli oluyor. Ustaya büyük saygı duydum.

7/10
 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Titanic (1997)

Ve nihayet o an geldi, uzun yıllar sonra efsaneyi ikinci kez izledim.

Pür sinema dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Sinemanın tüm gereklerini müthiş kullanan bir film. 25 yılına yaklaşmasına rağmen hala teknik olarak kusursuz, görsel olarak muhteşem.

Evet Titanic başlı başına önemli bir konu ama bu tip bir konudan epik bir başyapıt çıkarabilmek gerçekten muazzam iş. Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet muhteşemler. DiCaprio hemen her zamanki gibi çok sevilebilir. Kate Winslet da güzelliğinin had safhasında... Birlikte pek çok ikonik sahneye imza atmışlar...

Filmden çıkarılabilecek pek çok şey var. Sınıf farklılıklarının acımasızlığı bir yana üst kesimin alt kesime yukarıdan bakışı eleştiriliyor. Bu biraz fazla bariz olsa da bence filmin en önemli mesajı ne kadar iyi bir şey yaparsan yap asla "asla batmaz" kibrine kapılma ve dört bir yandan tedbire devam edin! Burada bu kibrin yarattığı yıkım son derece dramatik bir hikayeyle ele alınmış...

Filmin tek eleştirilebilecek yanı biraz fazla uzun süresi olabilir. Özellikle batış kısmının fazla uzaması yer yer sıkıyor, doğruya doğru. 3.5 saate yakın bir filmde de bu normal...

Acaba ikinci izleyişimde filmin gözümdeki değeri düşer mi diye korkuyordum ama tam tersine daha da arttı. Böyle zamansız bir klasiğe, sinemayı sinemanın en güçlü yanlarını kullanarak yücelten bir şahesere karşı sırf aşırı popüler diye nefret besleyenleri anlamak çok zor.

10/10
 

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
2,069
Reaksiyon puanı
2,151
Puanı
269

Titanic (1997)

Ve nihayet o an geldi, uzun yıllar sonra efsaneyi ikinci kez izledim.

Pür sinema dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Sinemanın tüm gereklerini müthiş kullanan bir film. 25 yılına yaklaşmasına rağmen hala teknik olarak kusursuz, görsel olarak muhteşem.

Evet Titanic başlı başına önemli bir konu ama bu tip bir konudan epik bir başyapıt çıkarabilmek gerçekten muazzam iş. Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet muhteşemler. DiCaprio hemen her zamanki gibi çok sevilebilir. Kate Winslet da güzelliğinin had safhasında... Birlikte pek çok ikonik sahneye imza atmışlar...

Filmden çıkarılabilecek pek çok şey var. Sınıf farklılıklarının acımasızlığı bir yana üst kesimin alt kesime yukarıdan bakışı eleştiriliyor. Bu biraz fazla bariz olsa da bence filmin en önemli mesajı ne kadar iyi bir şey yaparsan yap asla "asla batmaz" kibrine kapılma ve dört bir yandan tedbire devam edin! Burada bu kibrin yarattığı yıkım son derece dramatik bir hikayeyle ele alınmış...

Filmin tek eleştirilebilecek yanı biraz fazla uzun süresi olabilir. Özellikle batış kısmının fazla uzaması yer yer sıkıyor, doğruya doğru. 3.5 saate yakın bir filmde de bu normal...

Acaba ikinci izleyişimde filmin gözümdeki değeri düşer mi diye korkuyordum ama tam tersine daha da arttı. Böyle zamansız bir klasiğe, sinemayı sinemanın en güçlü yanlarını kullanarak yücelten bir şahesere karşı sırf aşırı popüler diye nefret besleyenleri anlamak çok zor.

10/10
İkinci izleyişinde gözünde değer kaybetmemesine sevindim, aksi olsaydı şaşırırdım zaten. Titanic sıkılmadan tekrar tekrar izlemelik filmlerin başında gelir bence. :A

Yorumuna imzamı atıyorum ama yer yer sıktığı kısmı hariç. :A Filmin ikinci yarısı ilk yarısından çok daha iyi değil miydi ya, batış kısmının uzatıldığını ve biraz sıktığını düşünmene şaşırdım. Bana da tam tersi ilk kısımları 1 tık durağan geliyor fakat buz dağına çarptığı sahneden itibaren nefessiz izliyorum filmi. Hem aksiyon hem de duygusal yoğunluk bakımdan filmin tavan yaptığı kısımlar...
 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
İkinci izleyişinde gözünde değer kaybetmemesine sevindim, aksi olsaydı şaşırırdım zaten. Titanic sıkılmadan tekrar tekrar izlemelik filmlerin başında gelir bence. :A

Yorumuna imzamı atıyorum ama yer yer sıktığı kısmı hariç. :A Filmin ikinci yarısı ilk yarısından çok daha iyi değil miydi ya, batış kısmının uzatıldığını ve biraz sıktığını düşünmene şaşırdım. Bana da tam tersi ilk kısımları 1 tık durağan geliyor fakat buz dağına çarptığı sahneden itibaren nefessiz izliyorum filmi. Hem aksiyon hem de duygusal yoğunluk bakımdan filmin tavan yaptığı kısımlar...
Batış kısmının uzatılmış gibi gelmesi belki filmin genel olarak çok uzamaya başlamasından kaynaklı olabilir. Neticede normal bir insanın normal izleme süresinin çok üzerinde süresi. :A

Bence ilk yarısı da çok başarılıydı. Biraz ağırdan alındığı doğru ama ilk kısım o kadar iyi olmasa ikinci kısımdaki aksiyon hiç sarmazdı zaten. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: phoebebuffay

Aserat

Co-Admin
Katılım
24 Ağustos 2014
Mesajlar
70,709
Reaksiyon puanı
50,094
Puanı
1,061
Konum
İstanbul

Titanic (1997)

Ve nihayet o an geldi, uzun yıllar sonra efsaneyi ikinci kez izledim.

Pür sinema dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Sinemanın tüm gereklerini müthiş kullanan bir film. 25 yılına yaklaşmasına rağmen hala teknik olarak kusursuz, görsel olarak muhteşem.

Evet Titanic başlı başına önemli bir konu ama bu tip bir konudan epik bir başyapıt çıkarabilmek gerçekten muazzam iş. Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet muhteşemler. DiCaprio hemen her zamanki gibi çok sevilebilir. Kate Winslet da güzelliğinin had safhasında... Birlikte pek çok ikonik sahneye imza atmışlar...

Filmden çıkarılabilecek pek çok şey var. Sınıf farklılıklarının acımasızlığı bir yana üst kesimin alt kesime yukarıdan bakışı eleştiriliyor. Bu biraz fazla bariz olsa da bence filmin en önemli mesajı ne kadar iyi bir şey yaparsan yap asla "asla batmaz" kibrine kapılma ve dört bir yandan tedbire devam edin! Burada bu kibrin yarattığı yıkım son derece dramatik bir hikayeyle ele alınmış...

Filmin tek eleştirilebilecek yanı biraz fazla uzun süresi olabilir. Özellikle batış kısmının fazla uzaması yer yer sıkıyor, doğruya doğru. 3.5 saate yakın bir filmde de bu normal...

Acaba ikinci izleyişimde filmin gözümdeki değeri düşer mi diye korkuyordum ama tam tersine daha da arttı. Böyle zamansız bir klasiğe, sinemayı sinemanın en güçlü yanlarını kullanarak yücelten bir şahesere karşı sırf aşırı popüler diye nefret besleyenleri anlamak çok zor.

10/10
Ben de tekrar izlemeyi çok istiyorum ama ne kadar akıcı bir film olduğunu bilsem de 3 saatlik süresi yüzünden üşeniyorum o yüzden elim gitmiyor bir türlü. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: bazinga

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
2,069
Reaksiyon puanı
2,151
Puanı
269
Batış kısmının uzatılmış gibi gelmesi belki filmin genel olarak çok uzamaya başlamasından kaynaklı olabilir. Neticede normal bir insanın normal izleme süresinin çok üzerinde süresi. :A

Bence ilk yarısı da çok başarılıydı. Biraz ağırdan alındığı doğru ama ilk kısım o kadar iyi olmasa ikinci kısımdaki aksiyon hiç sarmazdı zaten. :A
Süresine rağmen benim izlediğim en akıcı filmdi Titanic. Hatırlıyorum 12 yaşındayken izlemiştim, o zamanlar sinemayla daha yeni yeni tanışıyorum. Esaretin Bedeli, Forrest Gump, Yeşil Yol falan. Hepsini çok sevmiştim ama Titanic kadar beni etkileyeni olmamıştı. 3 saat 15 dakikalık süresi 15 dakika gibi gelmişti abartmıyorum. O kadar sevmiştim ki sonraki gün tekrar izledim filmi, birkaç gün sonra kuzenlerimle falan tekrar izledim. 5-6 kez izlemişimdir herhalde o yıl. İzlediğim ilk filmlerden olmasaydı bu kadar çok sever miydim bilmiyorum ama sinemayı sevdirten filmdi Titanic, bu yüzden yeri bende çok ayrı. :A

Evet ilk yarısı da çok başarılıydı ama Titanic'i türevlerinden ayıran o müthiş ikinci yarısı bence.
Çok fazla muazzam sahnesi var. Hem görsel şölen yaşatıyor izleyice, hem de dediğim gibi heyecan ve duygusallık bakımından çok uç seviyeye çıkıyor. Müzikleri bile tek başına duygulandırmaya yetiyor zaten. :A
 
  • Harika
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
Süresine rağmen benim izlediğim en akıcı filmdi Titanic. Hatırlıyorum 12 yaşındayken izlemiştim, o zamanlar sinemayla daha yeni yeni tanışıyorum. Esaretin Bedeli, Forrest Gump, Yeşil Yol falan. Hepsini çok sevmiştim ama Titanic kadar beni etkileyeni olmamıştı. 3 saat 15 dakikalık süresi 15 dakika gibi gelmişti abartmıyorum. O kadar sevmiştim ki sonraki gün tekrar izledim filmi, birkaç gün sonra kuzenlerimle falan tekrar izledim. 5-6 kez izlemişimdir herhalde o yıl. İzlediğim ilk filmlerden olmasaydı bu kadar çok sever miydim bilmiyorum ama sinemayı sevdirten filmdi Titanic, bu yüzden yeri bende çok ayrı. :A

Evet ilk yarısı da çok başarılıydı ama Titanic'i türevlerinden ayıran o müthiş ikinci yarısı bence.
Çok fazla muazzam sahnesi var. Hem görsel şölen yaşatıyor izleyice, hem de dediğim gibi heyecan ve duygusallık bakımından çok uç seviyeye çıkıyor. Müzikleri bile tek başına duygulandırmaya yetiyor zaten. :A
Müziklerinden, efsanevi şarkısından bahsetmeyi unutmuşum. :A

İlk izlenen filmlerin yaşattığı duygular zaten daha bir eşsiz oluyor. Sen çok şanslısın 12 yaşında daha küçükken girmişsin filmlerin büyülü dünyasına. Ben 12 yaşımdayken daha 3 GB kotalı ADSL'imiz bile yoktu, anca televizyondan Cennet Mahallesi falan izliyordum. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: phoebebuffay

Sherlock

Süper Mod.
Katılım
7 Eylül 2016
Mesajlar
26,765
Reaksiyon puanı
36,945
Puanı
1,060
Konum
İstanbul

Titanic (1997)

Ve nihayet o an geldi, uzun yıllar sonra efsaneyi ikinci kez izledim.

Pür sinema dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Sinemanın tüm gereklerini müthiş kullanan bir film. 25 yılına yaklaşmasına rağmen hala teknik olarak kusursuz, görsel olarak muhteşem.

Evet Titanic başlı başına önemli bir konu ama bu tip bir konudan epik bir başyapıt çıkarabilmek gerçekten muazzam iş. Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet muhteşemler. DiCaprio hemen her zamanki gibi çok sevilebilir. Kate Winslet da güzelliğinin had safhasında... Birlikte pek çok ikonik sahneye imza atmışlar...

Filmden çıkarılabilecek pek çok şey var. Sınıf farklılıklarının acımasızlığı bir yana üst kesimin alt kesime yukarıdan bakışı eleştiriliyor. Bu biraz fazla bariz olsa da bence filmin en önemli mesajı ne kadar iyi bir şey yaparsan yap asla "asla batmaz" kibrine kapılma ve dört bir yandan tedbire devam edin! Burada bu kibrin yarattığı yıkım son derece dramatik bir hikayeyle ele alınmış...

Filmin tek eleştirilebilecek yanı biraz fazla uzun süresi olabilir. Özellikle batış kısmının fazla uzaması yer yer sıkıyor, doğruya doğru. 3.5 saate yakın bir filmde de bu normal...

Acaba ikinci izleyişimde filmin gözümdeki değeri düşer mi diye korkuyordum ama tam tersine daha da arttı. Böyle zamansız bir klasiğe, sinemayı sinemanın en güçlü yanlarını kullanarak yücelten bir şahesere karşı sırf aşırı popüler diye nefret besleyenleri anlamak çok zor.

10/10
@phoebebuffay bu sefer mutlulukla okumuştur yorumu. :A
 

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
2,069
Reaksiyon puanı
2,151
Puanı
269

Before Sunrise

Türünün en kült filmlerinden, diyaloglar üzerine kurulu oldukça tatlı bir aşk filmi. Bu aralar modum düşük biraz ve iyi gelir diye de düşünerek serinin ilk 2 filmini tekrar izledim. İnsanı Avrupa seyahatine ve tren yolculuğuna özendiren cinsten çok hoş bir film olsa da ikinci izleyişimde yer yer biraz sıkıldım ve beklediğim tadı tam olarak alamadım. Biraz boş diyaloglar vardı bence. Belki bu eleştiriyi yapan tek kişi olacağım ama Viyana'nın o harika havası da daha iyi yansıtılabilirmiş.

İlişkimizin büyüsü bozulmasın gibi bir bahaneyle birbirlerinin telefon numaralarını almadan ayrılmaları çok saçma bir haraketti ya. 9 sene boyunca bir ara aynı şehirde bile bulunmanıza rağmen birbirlerinden haber bile alamadılar bu yüzden. Ne gerek var böyle atraksiyonlara, olan duygularınıza ve yıllarınıza oldu :A

7.7/10


Before Sunset

Karakterlerimizin 9 yıl aradan sonra bu sefer Paris'te karşılaşmalarını konu alan bir devam filmiydi. Bu tarz filmlerde devam filminin ilkinin tadını vermesi pek rastlanan bir şey değildir ama bu seride ikinci film net bir şekilde en öne çıkmış. Daha iyi bir senaryo, daha iyi bir yönetmenlik ve de daha iyi diyaloglar vardı. İlkine göre daha oturaklı ve akıcı, aynı zamanda duygusal anlamda daha yoğun bir filmdi. Karakterlerin duyguları, düşünceleri, birbirlerine olan hisleri çok iyi bir şekilde aktarılmış.

Başlarda Celine'e bencil ve umursamaz tavırlarından dolayı biraz sinir olmuştum ama aslında o da duygularını saklıyormuş. :( İkili ilişkileri çok güzel ve sahici bir şekilde anlatıyor bu seri, 2 filmde de en tutkulu ilişkilerin bile bir süre sonra anlaşmazlıklar ve kavgalar bütüne dönüşeceği vurgulanıyor. Fakat bu karakterleri hiç o konumda hayal edemezken üçüncü filmde görüyoruz ki sürekli birbirleriyle tartışan geçinemeyen yaşlı çiftlerden farkı kalmamış...

8.2/10

Before Midnight'ı pek sevemediğim için tekrar izlemeyi düşünmüyorum. :A
 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Before Midnight (2013)

Konuya girince ufak çaplı bir şok geçirdim @phoebebuffay'in üçlemesini tamamlıyor gibi olacağım ama aslında kendi üçlememi tamamlıyorum. :A Top 250 listemi yenileme kapsamında izlediğim filmlerin nihayet en sonuncusuna geldim. Tabii film hafızası yenileme işi bitmez, bu listeyi tamamladığım uzun süreçte başka filmler eskimeye başladı ve tekrar izleme vakitleri gelmeye başladı. :A Fakat en azından yeni Top 250 listemi hazırlamaya hazırım...

Before üçlemesi gerçekten sinema tarihinin eşsiz üçlemelerinden biri. Bu film bence içlerinde en zayıfı ama çok güzel bir tamamlayıcı. İçlerinde en gerçek olanı ve bu evreyi normalde filmlerde pek görmememiz açısından bunları dile getirmesi değerli.

Yunanistan'ın Viyana veya Paris kadar etkileyici bir yer olmaması filmin eksisi olabilir. Yalnız Yunanistan'ın da huzur veren bir doğası var. Her Yunanistan'da geçen bir filmden sonra yaşlanınca Ege'ye yerleşme hayali kuran orta yaş moduna giriyorum. :A

İlk iki filmin şehir havası olmaması bir yana bence asıl eksi diyalogların ilk ikisi kadar sürükleyici ve çarpıcı olmaması. Elbette yine akıp gittiği anlar var ama araba sekansı çok uzuyor, hikayeye başkalarının girdiği kısımlar da öyle. En sevdiğim kısımlar Yunan sokaklarında geçen kısımdı...

Filmlerdeki aşklar sadece filmlerde olur, gerçek aşk kusursuz olmaktan çok uzaktır, türlü sorunları vardır ama yine de güzeldir düşüncesi var filmde. Bu açıdan ikilinin kavga ettiği sahneler çok değerli. Tabii seyir zevki açısından izleyici olarak çok da hoşumuza gitmiyor önümüze serilen bu gerçekler. Bu kadar şiddetli kavga etmesinler, hemen barışıversinler istiyoruz...

Üçüncü filmin üzerinden 8 yıl geçti, seneye sürpriz bir dördüncü film gelir mi diye merak ediyorum. Fakat bu film çok iyi bir final bence hikaye açısından. Üzerine bir şey koymaları çok kolay değil gibi ama yine de karakterlerin ömür boyu bizimle olmalarını isterim. En büyük sıkıntı isim ise Sunrise, Sunset, Midnight'a uyacak isim bulmanın zorluğu. :A

Son olarak sıralamamı Before Sunset > Before Sunrise > Before Midnight olarak güncelliyorum. İlk ikisi birbirine çok yakın, üçüncü biraz uzak. Sunset'i daha iyi görme sebebim hikayenin devamını sağlaması açısından daha zor bir işi çok iyi başarıp ilkini de daha değerli kılması. Eğer kötü bir devam filmi olsaydı ya da hiç devam etmeseydi Before Sunrise'ı bu kadar sever miydik bilmiyorum. İlk film mesela ikincisi çıkmadan pek popüler bir film değilmiş. (Berlin'de prestijli bir ödül kazanmasına rağmen.) İkinci film sonrası 7.4 olan IMDb puanı hızlıca 7.8'e çıkmış, sonrasında da sürekli yükselmiş. Midnight çıkınca da zaten hem Sunrise hem Sunset Top 250'de kalıcı hale geldiler...

7.5/10
 
  • Güldürdün
Reactions: phoebebuffay

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
2,069
Reaksiyon puanı
2,151
Puanı
269

Sophie's Choice

Ben bu filmin adını daha önce birkaç kez duyduğumdan popüler bir film sanıyordum ama gördüğüm kadarıyla pek de öyle değilmiş. İzledikten sonra neden böyle olduğunu da anladım.

Filmin kısmen aşk üçgeni üzerine kurulu ilk yarısı biraz sıkıcı ve vasattı. İkinci yarıda Sophie'nin geçmişine gidilip toplama kampındaki sahnelerle film ilgi çekiciliğini arttırdı. Çok iyiydi o sahneler ama yeteri kadar geniş bir şekilde izleyemeden ana senaryoya dönüldü yine. En sonda ise tekrar geçmişe gidilip filme ismini veren seçim olayını izledik. Muhteşem ve insanı derinden vuran bir sahneydi ama bu olay üzerinde de yeterince durulmadan hızlıca geçiştirilmiş maalesef.

Keşke holocaust ve filme ismini veren seçim olayı üzerine kurulsaymış film ama hikayenin en kilit olayı 3-5 dakikalık bir sahneyle geçiştirilmiş resmen. Life is Beautiful gibi efsane olabilecek bir filmken bu haliyle potansiyelinin altında iyi bir film olarak kalmış.

Meryl Streep harika bir performans sergilemiş ve Oscar'ı da almış zaten. Aksanı falan çok başarılıydı, tanımasam gerçekten Avrupalı sanırdım. :A

7.5/10
------


Before Midnight (2013)

Konuya girince ufak çaplı bir şok geçirdim @phoebebuffay'in üçlemesini tamamlıyor gibi olacağım ama aslında kendi üçlememi tamamlıyorum. :A Top 250 listemi yenileme kapsamında izlediğim filmlerin nihayet en sonuncusuna geldim. Tabii film hafızası yenileme işi bitmez, bu listeyi tamamladığım uzun süreçte başka filmler eskimeye başladı ve tekrar izleme vakitleri gelmeye başladı. :A Fakat en azından yeni Top 250 listemi hazırlamaya hazırım...

Before üçlemesi gerçekten sinema tarihinin eşsiz üçlemelerinden biri. Bu film bence içlerinde en zayıfı ama çok güzel bir tamamlayıcı. İçlerinde en gerçek olanı ve bu evreyi normalde filmlerde pek görmememiz açısından bunları dile getirmesi değerli.

Yunanistan'ın Viyana veya Paris kadar etkileyici bir yer olmaması filmin eksisi olabilir. Yalnız Yunanistan'ın da huzur veren bir doğası var. Her Yunanistan'da geçen bir filmden sonra yaşlanınca Ege'ye yerleşme hayali kuran orta yaş moduna giriyorum. :A

İlk iki filmin şehir havası olmaması bir yana bence asıl eksi diyalogların ilk ikisi kadar sürükleyici ve çarpıcı olmaması. Elbette yine akıp gittiği anlar var ama araba sekansı çok uzuyor, hikayeye başkalarının girdiği kısımlar da öyle. En sevdiğim kısımlar Yunan sokaklarında geçen kısımdı...

Filmlerdeki aşklar sadece filmlerde olur, gerçek aşk kusursuz olmaktan çok uzaktır, türlü sorunları vardır ama yine de güzeldir düşüncesi var filmde. Bu açıdan ikilinin kavga ettiği sahneler çok değerli. Tabii seyir zevki açısından izleyici olarak çok da hoşumuza gitmiyor önümüze serilen bu gerçekler. Bu kadar şiddetli kavga etmesinler, hemen barışıversinler istiyoruz...

Üçüncü filmin üzerinden 8 yıl geçti, seneye sürpriz bir dördüncü film gelir mi diye merak ediyorum. Fakat bu film çok iyi bir final bence hikaye açısından. Üzerine bir şey koymaları çok kolay değil gibi ama yine de karakterlerin ömür boyu bizimle olmalarını isterim. En büyük sıkıntı isim ise Sunrise, Sunset, Midnight'a uyacak isim bulmanın zorluğu. :A

Son olarak sıralamamı Before Sunset > Before Sunrise > Before Midnight olarak güncelliyorum. İlk ikisi birbirine çok yakın, üçüncü biraz uzak. Sunset'i daha iyi görme sebebim hikayenin devamını sağlaması açısından daha zor bir işi çok iyi başarıp ilkini de daha değerli kılması. Eğer kötü bir devam filmi olsaydı ya da hiç devam etmeseydi Before Sunrise'ı bu kadar sever miydik bilmiyorum. İlk film mesela ikincisi çıkmadan pek popüler bir film değilmiş. (Berlin'de prestijli bir ödül kazanmasına rağmen.) İkinci film sonrası 7.4 olan IMDb puanı hızlıca 7.8'e çıkmış, sonrasında da sürekli yükselmiş. Midnight çıkınca da zaten hem Sunrise hem Sunset Top 250'de kalıcı hale geldiler...

7.5/10
Hoş bir tesadüf olmuş. :A

Bence de 3.film aralarında en gerçekçi olanı ve hikayeyi tam olarak tamamlayan film ama ben pek sevmemiştim maalesef. 2 saat boyunca sürekli tartıştıklarından sıkılarak izlemiştim, bir de ilk 2 filmdeki hava kaybolmuştu bu filmde. :A

4.film sürprizini alttan alta ben de bekliyorum ama gelmez bence. :A
 
Son düzenleme:
  • Beğendim
Reactions: bazinga

The_Erinch

Favori Üye
Katılım
24 Kasım 2019
Mesajlar
11,766
Reaksiyon puanı
15,016
Puanı
700
Konum
Manisa
Geldiği gibi izledim.

Tek kişi,tek mekan.

Kapalı halan ve fare fobisi olanlara tavsiye edilmez.

Kafanızda birçok seneryo oluşuyor izlerken;acaba acaba derken filmin sonunda şaşırıyorsunuz.

Bilimkurgu ve tek kişi-tek mekan tarzı filmleri sevenlere tavsiye edilir.

10 üzerinden 8
oxygen-netflix-thriller-review-1200x720.jpg
 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
87,398
Reaksiyon puanı
43,107
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Back to the Future Part II (1989)

Top 250 filmlerimi bitirdim dedim ama BTTF serisindeki ikinci turumu yarıda bıraktığımı unutmuşum. :A

İlk filmin bariz gerisinde bir film olsa da yine çok eğlenceli, kafayı farklı çalıştıran, türlü düşüncelere sevk eden bir film. Ayrıca gücün kötü birinin eline geçerse dünyanın kaderinin nasıl değişebileceğini anlatması açısından da değerli. Amerikalılar Biff'i Trump'a benzetmiş ki benim de aklıma gelmişti, gerçekten cuk oturuyor her şeyiyle. :A

Gelecekle ilgili fazla uçuk kaçık ama çok eğlenceli fikirleri var. Jaws 19'u Spielberg'ün oğlunun yönetmesi gibi şahane detaylar var. :A O zamanki geleceğin artık bizim geçmişimiz olması ise üzücü. Bazı şeyleri gerçekten tutturdular ama uçan arabalar olamadı maalesef. :A

İlk filmin bariz gerisinde olması en başta ilk filmdeki kadar çığır açıcı olmaması ve detaylar üzerinde fazla kafa yormamasına bağlı. Daha çok gişe hedeflemesi de bunda etken. Bazı cringe sahneleri var maalesef. :A Fakat ilk filme atıfta bulunan sahneler falan sinema tarihinde pek göremeyeceğimiz güzellikte.

8.5/10
 
  • Beğendim
Reactions: phoebebuffay