Netflix Bir Başkadır - Dizi Yorumları

Gerekli24

Favori Üye
Katılım
2 Şubat 2020
Mesajlar
3,920
Reaksiyon puanı
2,432
Puanı
290
Yaş
18
Konum
Bursa
Evet hoşlanmıyorum :A Yani dizinin sonu tamamen eşcinsellik güzellemesiyle bitiyorsa hiç başlamayım diyorum :D Arada böyle ufak tefek geçiyor ve gözümüze gözümüze sokmuyorlarsa izleyebilirim :D
Ben de sevmiyorum abartı olunca kasıtlı yapar gibi :A
 
  • Beğendim
Reactions: xdragxx

mesmeso61

Moderatör
Katılım
27 Kasım 2016
Mesajlar
8,438
Reaksiyon puanı
3,566
Puanı
460
Yaş
20
Konum
Trabzon
1x5

Bu bölüm Fatih Artman şov vardı. Yasin'i oynamıyor resmen yaşıyor adam. Onun içinde yer aldığı sahneleri daha dikkatli izliyorum.

Meryem ve ailesinin hikayesi giderek daha ilgi çekici bir hal alıyor. Artık soruların cevaba kavuştuğunu da görmek istiyorum. Özellikle Ruhiye bu duruma nasıl geldi çok merak ediyorum.

Peri ve ailesi benzetilmek istenen kafanın tam bir yansıması olmuş. O kafalar ancak bu kadar iyi yazılabilirdi.

Settar Tanrıöğen'e ayrı bir parantez açmak istiyorum. Kendisi beğendiğim bir oyuncuydu ama burada bambaşka oynuyor.

İzlemeyi çok istediğim "Dünyada Karşılaşmış Gibi" oyununun ekibinden Okan Yalabık ve Serkan Keskin hariç herkes burada. Umarım onlarda gelirde görsel şölen devam eder.

8/10
 

mesmeso61

Moderatör
Katılım
27 Kasım 2016
Mesajlar
8,438
Reaksiyon puanı
3,566
Puanı
460
Yaş
20
Konum
Trabzon
1x6

Gülbin ve Sinan dizinin gereksiz karakterleri olabilir. Hikayeye katkılar sıfır gibi bir şey. Başta bir hikaye kurdular ama sonra ucu bir yere bağlanmadı ve öylesine dizide yer ediyorlar.

Ruhiye'nin hikayesi artık çok uzadı. Sona yaklaşmışken bize ne olduğunu anlatmaları gerek. Aklıma mantıklı gelen tek şey tecavüze uğramış olması.

Sondaki sahne çok saçmaydı ya. En azından ne oldu da o koskoca adam yere serildi görmemiz gerekirdi.

Dizinin görüntü kalitesi başka bir seviyede. 140journos kalitesinde görüntüler var. Renk tonları aşırı derecede güzel. Kartpostallık sahneler devam ediyor.

7/10
 

mesmeso61

Moderatör
Katılım
27 Kasım 2016
Mesajlar
8,438
Reaksiyon puanı
3,566
Puanı
460
Yaş
20
Konum
Trabzon
1x7

Birçok parçanın yerine oturduğu bir bölüm oldu. Ancak hala Sinan ve Gülbin'in dizide neden yer aldığını merak ediyorum.

Ruhiye karakterinin çok düşünülerek yazıldığı o kadar belli ki. Muhteşem bir karakter gelişimi ve oyunculuk izliyoruz. Yer aldığı her sahne güzelleşiyor.

Hilmi benim dizideki favori karakterim olabilir. Hindi sahnesinde gülmekten gözümden yaş geldi.

8/10
 

mesmeso61

Moderatör
Katılım
27 Kasım 2016
Mesajlar
8,438
Reaksiyon puanı
3,566
Puanı
460
Yaş
20
Konum
Trabzon
1x8

Sondaki jenerik sanki bir yeşilçam filminden çıkmış gibiydi. Filmin en güzel yanı kuşkusuz müzik seçimleriydi.

Diziye yeni bir sezon yapmak ne kadar doğru ve gerekli bilemedim. Bu sezon hikaye olarak bir yere bağlanmadık zaten. Kimi karakterlerin hikayesi tamamlandı, kimisinin olduğu gibi duruyor, kimisinin de daha yeni başlıyor. Yeni sezonda farklı kişiler katılacaktır muhtemelen. Bir de onların hikayesi hepten işleri karıştırır.

Dizide favorim Hilmi'ydi ama hoca son düzlükte kalbimi çaldı. Kızıyla olan sahnede benimde gözlerim yaşardı. Dizinin en güzel yazılan iki karakterinden birisi.

Ruhiye ve Yasin hikayesi başlı başına bir dizi olabilirmiş. İki güzel oyuncudan bu karakterleri izlemenin de katkısı var tabii ki.

Genel anlamda Netflix Türkiye'nin "en iyi dizisi" diyebilir miyiz bilmiyorum ama "en özgün" olduğu konusunda kimsenin itiraz etmemesi gerek bence.

8/10
 

mesmeso61

Moderatör
Katılım
27 Kasım 2016
Mesajlar
8,438
Reaksiyon puanı
3,566
Puanı
460
Yaş
20
Konum
Trabzon
Finale dair;

Hayrünnisa karakteri meğer lezbiyenmiş 😱 tamam zaten az çok acaba dedirtti o kız arkadaşıyla yakınlığından dolayı ama hiç öpüşme dokunma vb sahnesi olmadı ki nasıl millet lezbiyen deyip durmuş anlamadım, herhalde biz izlerken dikkatsiz izledik...
Ben bar sahnesinde şüphelenmiştim ama sonlara doğru çok belli ettiler bunu ya. :D Senin gibi birisinin bunu ilk baştan anlamasını beklerdim. :D
 

kerem

Favori Üye
Katılım
30 Ekim 2017
Mesajlar
21,109
Reaksiyon puanı
16,681
Puanı
1,060
Konum
Hamburg
1. SEZON

Çok yalın, çok gerçekçi, çok yönlü, çok güzel bir diziydi. Açıkçası Atiye dışında Netflix'te yayınlanan dizilerden hiç umudum yoktu, kalmamıştı da. Yine diğerlerine nazaran yayınlanmadan önce apar topar fragman verilmesi ve daha az tanıtım yapıldığı konusunda yakınmadan da geçemeyeceğim. Almanca'da ''İstanbul'da 8 Yaşam'' adı altında yayınlanan dizinin herkesin kendi içerisinde yakınlık kurduğu, kendine benzettiği, aynı yollardan geçtiği düşüncesine kapıtlan ve en önemlisi çok ciddi olaylar olmadan, bir çok sahnede tek kelime bile edilmediği halde kendini izlettirebilen bir dizi olduğu için ayrıca tebrik etmek lazım bütün ekibi. Ayrıca dizideki her bir karakterle bağ kurdum diyebilirim, o yüzden eğer olacaksa 2. sezonunu merakla bekliyorum.

Kısacası bir özet çıkarmak gerekirse;
''Çok ayrı gibi duranların aslında birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını göstermek niyetinde bir Türkiye gerçeği eseri. Aslında hepimiz birbirimizden ne kadar farklı olsak da, anlaşamasak da toparlanmamız için birbirimize ihtiyacımız var. Bu yüzden hepimiz gerçek olanı özlemişiz. Birilerinin çıkıp cesurca, içimizde dönenleri, aklımızdan geçenleri, acıyı, gerçeği, acı gerçekleri, allayıp pullayıp paketlemeden tüm rahatsız ediciliğiyle bize anlatmasını ve hatta yüzümüze vurmasını beklemişiz. Total’e hitap eden diziler palavrasıyla total olarak aptal yerine konulmaktan sıkılmışız. Bize ‘biz gerçeği’ lazımmış, gerçekten bizden bahsetmek istemişiz. İnsanların yapay dünyadan sıkıldığı ve yapay olan göstermelik olan her şeyin hızla sonunun geldiği açık. Umarım her ne olursa olsun gerçeklik ve samimiyet kazanır. Başta yazan-yöneten Berkun Oya olmak üzere dizide emeği geçen herkesin emeklerine sağlık, bize bu gerçeği bir kez daha hatırlattıkları için.''

9/10
 

Özgür

Süper Mod.
Katılım
28 Aralık 2011
Mesajlar
24,514
Reaksiyon puanı
20,874
Puanı
1,059
İlk bölümden sonra hiç yorum yapmamışım, çok şaşırdım. :eek: Bölüm bölüm yorumlamak isterdim ama genel bir yorum yapayım. Pazar günü diziyi bitirdim, bu sayfaya yorum yapmak şimdi aklıma geldi. :A

Diziyle ilgili çok şey okudum, izledim. Siz de çok yorum görmüşsünüzdür kesin, çok uzatmamayı düşünüyorum bu yüzden ama yazmak istediğim şeyler var. :A

Öncelikle gerçekten dizi izlediğimiz en özgün ve gerçekçi dizilerden. Oyunculukların toplu olarak bu kadar iyi olduğu bir dizi ben hatırlamıyorum. Özellikle Öykü Karayel, Defne Kayalar, Funda Eryiğit, Fatih Artman ve Bige Önal karakterlerine o kadar güzel can vermişler ki... Üstte saydığım oyuncular dışında sahneleri az da olsa çok beğendiğim iki isim var onlar da Öner Erkan ve Derya Karadaş... Yine görüntüleri ve müziklerle dizi mest etti beni.

Meryem, Yasin ve Ruhiye üçlüsünün hem bireysel olarak hem de beraber hikayelerini, sahnelerini izlemek o kadar güzeldi ki. Ah Meryem, bu kadar içten, bu kadar tatlılık sence de fazla değil mi? :bhr: Her mimiğin, her hareketin o kadar gerçek ki. Meryem için böyle baş bağlayan tesettürlü kalmadı gibi yorumlara denk geldim ama hala var. Hatta çevremde de var. :D Meryem'in Hilmi'ye çorap hediye ettiği kısımda çok güldüm mesela. :A Meryem’in her şeye yetmeye çalışıp, uğraşması. Ama kendini hiç önemsememesi… Peri’nin Meryem’e Sinan’la ilgili soru sorduğunda konuyu değiştirmesi buna çok güzel örnek. Çikolatayı yediği sahnedeki o gülümsemesi o kadar güzeldi ki, aklımda Meryem’in o kadar çok sahnesi kaldı ki. Harikaydı. Hilmi’yle mutlu olur inşallah ama çenesinden çok çekeceği var Meryem’in. :A Öykü Karayel’in performansını övmelere doyamam sanırım. Performansı hem gerçek, hem yalın hem de sürekli aynı ritimde tutmak oldukça zordur bence. Meryem gibi bir karakterin tek bir kelimesinde şive kayması ya da tek bir bakışında Meryem’den çıkıp Öykü olması gibi bir durum olmadı.

Yasin her ne kadar höt zöt de olsa son bölümde Ruhiye'yle olan sahnesinde ağlayınca içim acıdı. Fatih Artman devleşti o kısımlarda. Ruhiye'yi kabul etmesi, kendini bir kışlaya kapattın dediği yerlerde asıl Yasin'i gördük. Böylelikle Yasin’in de karakter gelişimine şahit olduk.

Ruhiye, hikayesini en çok merak ettiğim karakterdi. Travmasını gördük, ona bu travmayı yaşatan kişiyle yüzleştiği sahnesinden sonra Ruhiye de yolculuğuna başladı. Hem ona iyi geldi o köye gitmek, hem de oğlunun dili açıldı. O sahneler çok iyiydi. Funda Eryiğit ne oynasa izlerim diyorum her seferinde. Ruhiye’yi de çok güzel canlandırmıştı.

Ali Sadi Hoca’yı başlarda böyle bir hoca olarak tahmin etmemiştim. Bence bir çoğumuzu yanılttı. İşte dizinin en önemli özelliği de bu. Hiçbir şey sandığımız gibi değil, bunu karakterler üzerinden o kadar güzel yedirmiş ki Berkun Oya, Peri’nin Meryem’e olan ön yargısı neyse bizim de Ali Sadi Hoca’ya olan ön yargımız öyle. Hayrunnisa’nın başını açtığını söylediği sahnede Ali Sadi Hoca’nın çok büyük tepkiler vereceğini düşünmüştüm. Ama o öyle bir insan ki, bunu yapmadı. Kızına bir şey demedi ve onu yolculadı. Ve Hoca’nın acısını yaşadığı sahneler o kadar dağladı ki beni. Settar Tanrıöğen ve Bige Önal harikaydı.

Hikayenin en ilgimi çeken bir diğer tarafı ise Gülbin ve ailesiydi. Doğu’dan Batı’ya göç eden Kürt ailesini gördük. Diziden önce hikayeye dair hiçbir fikrimiz olmadığı için Kürtçenin konuşulduğu, karakterlerin derdinin anlatıldığı bir iş görünce oldukça şaşırdım. Gülbin’i her ne kadar düz bir karakter olarak görsem de Gulan ve ailenin diğer üyelerinin olduğu sahneler o kadar gerçekti. Derya Karadaş gibi tipler de çevremde o kadar var ki. :A Çok güzel Kürtçe konuşuyormuş bu arada. Babalarının Rezan’a türkü söylediği sahne çok güzeldi. Öner Erkan da Rezan’ın kısacık sahnelerinde bile devleşti.

Sinan’ın hikayeye katkısını pek çözemedim. Zaten belli başlı sahnelerde gördük. Ya kalıyor musun bu gece diyordu, ya da tuvaletteydi. :A Yine de annesiyle olan sahneleri bize biraz ipucu verdi. 2. Sezon olursa Sinan’ın hikayesine de girilir diye düşünüyorum. Melisa ile sadece geceleri takılır gider bence Sinan. :A Melisa demişken Nesrin Cavadzade kendini oynamış olabilir. :A Bence karakteri tatlıydı, özellikle Peri’ye gerçekleri çatır çatır söylemesi takdirimi kazandı. :A

Peri ve ailesi de o kadar gerçekti ki. :A Sürekli facebookta bir şeyler okuyan amcaları çok güzel yansıtmışlardı. :F Peri karakteri de gerçek bir psikiyatrist nasıl olur dersi verdi. :A Kırmızı Oda ekibi izlesin de feyz alsın. :A Yavaş yavaş nasıl da ön yargıları yıkıldı ve Meryem’i anlamaya başladı. Hikayenin iki uç kısmı olan Meryem ve Peri’nin de gelişimini görmek çok güzeldi. Özellikle Meryem’in 7.bölümün sonunda Ruhiye’yi bulduklarını söylemek için Peri’ye gelmesi, Peri’nin ağlaması… Harikaydı. Defne Kayalar’a da kocaman alkış.


Kısaca çok beğendiğim bir iş oldu Bir Başkadır....

9/10
 

Sherlock

Süper Mod.
Katılım
7 Eylül 2016
Mesajlar
24,969
Reaksiyon puanı
33,274
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
İlk bölümden sonra hiç yorum yapmamışım, çok şaşırdım. :eek: Bölüm bölüm yorumlamak isterdim ama genel bir yorum yapayım. Pazar günü diziyi bitirdim, bu sayfaya yorum yapmak şimdi aklıma geldi. :A

Diziyle ilgili çok şey okudum, izledim. Siz de çok yorum görmüşsünüzdür kesin, çok uzatmamayı düşünüyorum bu yüzden ama yazmak istediğim şeyler var. :A

Öncelikle gerçekten dizi izlediğimiz en özgün ve gerçekçi dizilerden. Oyunculukların toplu olarak bu kadar iyi olduğu bir dizi ben hatırlamıyorum. Özellikle Öykü Karayel, Defne Kayalar, Funda Eryiğit, Fatih Artman ve Bige Önal karakterlerine o kadar güzel can vermişler ki... Üstte saydığım oyuncular dışında sahneleri az da olsa çok beğendiğim iki isim var onlar da Öner Erkan ve Derya Karadaş... Yine görüntüleri ve müziklerle dizi mest etti beni.

Meryem, Yasin ve Ruhiye üçlüsünün hem bireysel olarak hem de beraber hikayelerini, sahnelerini izlemek o kadar güzeldi ki. Ah Meryem, bu kadar içten, bu kadar tatlılık sence de fazla değil mi? :bhr: Her mimiğin, her hareketin o kadar gerçek ki. Meryem için böyle baş bağlayan tesettürlü kalmadı gibi yorumlara denk geldim ama hala var. Hatta çevremde de var. :D Meryem'in Hilmi'ye çorap hediye ettiği kısımda çok güldüm mesela. :A Meryem’in her şeye yetmeye çalışıp, uğraşması. Ama kendini hiç önemsememesi… Peri’nin Meryem’e Sinan’la ilgili soru sorduğunda konuyu değiştirmesi buna çok güzel örnek. Çikolatayı yediği sahnedeki o gülümsemesi o kadar güzeldi ki, aklımda Meryem’in o kadar çok sahnesi kaldı ki. Harikaydı. Hilmi’yle mutlu olur inşallah ama çenesinden çok çekeceği var Meryem’in. :A Öykü Karayel’in performansını övmelere doyamam sanırım. Performansı hem gerçek, hem yalın hem de sürekli aynı ritimde tutmak oldukça zordur bence. Meryem gibi bir karakterin tek bir kelimesinde şive kayması ya da tek bir bakışında Meryem’den çıkıp Öykü olması gibi bir durum olmadı.

Yasin her ne kadar höt zöt de olsa son bölümde Ruhiye'yle olan sahnesinde ağlayınca içim acıdı. Fatih Artman devleşti o kısımlarda. Ruhiye'yi kabul etmesi, kendini bir kışlaya kapattın dediği yerlerde asıl Yasin'i gördük. Böylelikle Yasin’in de karakter gelişimine şahit olduk.

Ruhiye, hikayesini en çok merak ettiğim karakterdi. Travmasını gördük, ona bu travmayı yaşatan kişiyle yüzleştiği sahnesinden sonra Ruhiye de yolculuğuna başladı. Hem ona iyi geldi o köye gitmek, hem de oğlunun dili açıldı. O sahneler çok iyiydi. Funda Eryiğit ne oynasa izlerim diyorum her seferinde. Ruhiye’yi de çok güzel canlandırmıştı.

Ali Sadi Hoca’yı başlarda böyle bir hoca olarak tahmin etmemiştim. Bence bir çoğumuzu yanılttı. İşte dizinin en önemli özelliği de bu. Hiçbir şey sandığımız gibi değil, bunu karakterler üzerinden o kadar güzel yedirmiş ki Berkun Oya, Peri’nin Meryem’e olan ön yargısı neyse bizim de Ali Sadi Hoca’ya olan ön yargımız öyle. Hayrunnisa’nın başını açtığını söylediği sahnede Ali Sadi Hoca’nın çok büyük tepkiler vereceğini düşünmüştüm. Ama o öyle bir insan ki, bunu yapmadı. Kızına bir şey demedi ve onu yolculadı. Ve Hoca’nın acısını yaşadığı sahneler o kadar dağladı ki beni. Settar Tanrıöğen ve Bige Önal harikaydı.

Hikayenin en ilgimi çeken bir diğer tarafı ise Gülbin ve ailesiydi. Doğu’dan Batı’ya göç eden Kürt ailesini gördük. Diziden önce hikayeye dair hiçbir fikrimiz olmadığı için Kürtçenin konuşulduğu, karakterlerin derdinin anlatıldığı bir iş görünce oldukça şaşırdım. Gülbin’i her ne kadar düz bir karakter olarak görsem de Gulan ve ailenin diğer üyelerinin olduğu sahneler o kadar gerçekti. Derya Karadaş gibi tipler de çevremde o kadar var ki. :A Çok güzel Kürtçe konuşuyormuş bu arada. Babalarının Rezan’a türkü söylediği sahne çok güzeldi. Öner Erkan da Rezan’ın kısacık sahnelerinde bile devleşti.

Sinan’ın hikayeye katkısını pek çözemedim. Zaten belli başlı sahnelerde gördük. Ya kalıyor musun bu gece diyordu, ya da tuvaletteydi. :A Yine de annesiyle olan sahneleri bize biraz ipucu verdi. 2. Sezon olursa Sinan’ın hikayesine de girilir diye düşünüyorum. Melisa ile sadece geceleri takılır gider bence Sinan. :A Melisa demişken Nesrin Cavadzade kendini oynamış olabilir. :A Bence karakteri tatlıydı, özellikle Peri’ye gerçekleri çatır çatır söylemesi takdirimi kazandı. :A

Peri ve ailesi de o kadar gerçekti ki. :A Sürekli facebookta bir şeyler okuyan amcaları çok güzel yansıtmışlardı. :F Peri karakteri de gerçek bir psikiyatrist nasıl olur dersi verdi. :A Kırmızı Oda ekibi izlesin de feyz alsın. :A Yavaş yavaş nasıl da ön yargıları yıkıldı ve Meryem’i anlamaya başladı. Hikayenin iki uç kısmı olan Meryem ve Peri’nin de gelişimini görmek çok güzeldi. Özellikle Meryem’in 7.bölümün sonunda Ruhiye’yi bulduklarını söylemek için Peri’ye gelmesi, Peri’nin ağlaması… Harikaydı. Defne Kayalar’a da kocaman alkış.


Kısaca çok beğendiğim bir iş oldu Bir Başkadır....

9/10
Öncelikle elinize sağlık Özgür beyciğim... ✍🏻 :A

Şimdi @Aserat malum kısımdan ötürü “😡” şundan atacak. :A
 
  • Harika
  • Güldürdün
Reactions: Özgür and Aserat

Aserat

Co-Admin
Katılım
24 Ağustos 2014
Mesajlar
64,364
Reaksiyon puanı
45,163
Puanı
1,061
Konum
İstanbul
İlk bölümden sonra hiç yorum yapmamışım, çok şaşırdım. :eek: Bölüm bölüm yorumlamak isterdim ama genel bir yorum yapayım. Pazar günü diziyi bitirdim, bu sayfaya yorum yapmak şimdi aklıma geldi. :A

Diziyle ilgili çok şey okudum, izledim. Siz de çok yorum görmüşsünüzdür kesin, çok uzatmamayı düşünüyorum bu yüzden ama yazmak istediğim şeyler var. :A

Öncelikle gerçekten dizi izlediğimiz en özgün ve gerçekçi dizilerden. Oyunculukların toplu olarak bu kadar iyi olduğu bir dizi ben hatırlamıyorum. Özellikle Öykü Karayel, Defne Kayalar, Funda Eryiğit, Fatih Artman ve Bige Önal karakterlerine o kadar güzel can vermişler ki... Üstte saydığım oyuncular dışında sahneleri az da olsa çok beğendiğim iki isim var onlar da Öner Erkan ve Derya Karadaş... Yine görüntüleri ve müziklerle dizi mest etti beni.

Meryem, Yasin ve Ruhiye üçlüsünün hem bireysel olarak hem de beraber hikayelerini, sahnelerini izlemek o kadar güzeldi ki. Ah Meryem, bu kadar içten, bu kadar tatlılık sence de fazla değil mi? :bhr: Her mimiğin, her hareketin o kadar gerçek ki. Meryem için böyle baş bağlayan tesettürlü kalmadı gibi yorumlara denk geldim ama hala var. Hatta çevremde de var. :D Meryem'in Hilmi'ye çorap hediye ettiği kısımda çok güldüm mesela. :A Meryem’in her şeye yetmeye çalışıp, uğraşması. Ama kendini hiç önemsememesi… Peri’nin Meryem’e Sinan’la ilgili soru sorduğunda konuyu değiştirmesi buna çok güzel örnek. Çikolatayı yediği sahnedeki o gülümsemesi o kadar güzeldi ki, aklımda Meryem’in o kadar çok sahnesi kaldı ki. Harikaydı. Hilmi’yle mutlu olur inşallah ama çenesinden çok çekeceği var Meryem’in. :A Öykü Karayel’in performansını övmelere doyamam sanırım. Performansı hem gerçek, hem yalın hem de sürekli aynı ritimde tutmak oldukça zordur bence. Meryem gibi bir karakterin tek bir kelimesinde şive kayması ya da tek bir bakışında Meryem’den çıkıp Öykü olması gibi bir durum olmadı.

Yasin her ne kadar höt zöt de olsa son bölümde Ruhiye'yle olan sahnesinde ağlayınca içim acıdı. Fatih Artman devleşti o kısımlarda. Ruhiye'yi kabul etmesi, kendini bir kışlaya kapattın dediği yerlerde asıl Yasin'i gördük. Böylelikle Yasin’in de karakter gelişimine şahit olduk.

Ruhiye, hikayesini en çok merak ettiğim karakterdi. Travmasını gördük, ona bu travmayı yaşatan kişiyle yüzleştiği sahnesinden sonra Ruhiye de yolculuğuna başladı. Hem ona iyi geldi o köye gitmek, hem de oğlunun dili açıldı. O sahneler çok iyiydi. Funda Eryiğit ne oynasa izlerim diyorum her seferinde. Ruhiye’yi de çok güzel canlandırmıştı.

Ali Sadi Hoca’yı başlarda böyle bir hoca olarak tahmin etmemiştim. Bence bir çoğumuzu yanılttı. İşte dizinin en önemli özelliği de bu. Hiçbir şey sandığımız gibi değil, bunu karakterler üzerinden o kadar güzel yedirmiş ki Berkun Oya, Peri’nin Meryem’e olan ön yargısı neyse bizim de Ali Sadi Hoca’ya olan ön yargımız öyle. Hayrunnisa’nın başını açtığını söylediği sahnede Ali Sadi Hoca’nın çok büyük tepkiler vereceğini düşünmüştüm. Ama o öyle bir insan ki, bunu yapmadı. Kızına bir şey demedi ve onu yolculadı. Ve Hoca’nın acısını yaşadığı sahneler o kadar dağladı ki beni. Settar Tanrıöğen ve Bige Önal harikaydı.

Hikayenin en ilgimi çeken bir diğer tarafı ise Gülbin ve ailesiydi. Doğu’dan Batı’ya göç eden Kürt ailesini gördük. Diziden önce hikayeye dair hiçbir fikrimiz olmadığı için Kürtçenin konuşulduğu, karakterlerin derdinin anlatıldığı bir iş görünce oldukça şaşırdım. Gülbin’i her ne kadar düz bir karakter olarak görsem de Gulan ve ailenin diğer üyelerinin olduğu sahneler o kadar gerçekti. Derya Karadaş gibi tipler de çevremde o kadar var ki. :A Çok güzel Kürtçe konuşuyormuş bu arada. Babalarının Rezan’a türkü söylediği sahne çok güzeldi. Öner Erkan da Rezan’ın kısacık sahnelerinde bile devleşti.

Sinan’ın hikayeye katkısını pek çözemedim. Zaten belli başlı sahnelerde gördük. Ya kalıyor musun bu gece diyordu, ya da tuvaletteydi. :A Yine de annesiyle olan sahneleri bize biraz ipucu verdi. 2. Sezon olursa Sinan’ın hikayesine de girilir diye düşünüyorum. Melisa ile sadece geceleri takılır gider bence Sinan. :A Melisa demişken Nesrin Cavadzade kendini oynamış olabilir. :A Bence karakteri tatlıydı, özellikle Peri’ye gerçekleri çatır çatır söylemesi takdirimi kazandı. :A

Peri ve ailesi de o kadar gerçekti ki. :A Sürekli facebookta bir şeyler okuyan amcaları çok güzel yansıtmışlardı. :F Peri karakteri de gerçek bir psikiyatrist nasıl olur dersi verdi. :A Kırmızı Oda ekibi izlesin de feyz alsın. :A Yavaş yavaş nasıl da ön yargıları yıkıldı ve Meryem’i anlamaya başladı. Hikayenin iki uç kısmı olan Meryem ve Peri’nin de gelişimini görmek çok güzeldi. Özellikle Meryem’in 7.bölümün sonunda Ruhiye’yi bulduklarını söylemek için Peri’ye gelmesi, Peri’nin ağlaması… Harikaydı. Defne Kayalar’a da kocaman alkış.


Kısaca çok beğendiğim bir iş oldu Bir Başkadır....

9/10
Kırmızı Oda kısmı için söylüyorum: Doktor Hanım >>>> Peri :A En azından onun gibi ayrımcı değil canım doktorum. :bhr:
 
  • İlginç
Reactions: Özgür

kerem

Favori Üye
Katılım
30 Ekim 2017
Mesajlar
21,109
Reaksiyon puanı
16,681
Puanı
1,060
Konum
Hamburg
İlk bölümden sonra hiç yorum yapmamışım, çok şaşırdım. :eek: Bölüm bölüm yorumlamak isterdim ama genel bir yorum yapayım. Pazar günü diziyi bitirdim, bu sayfaya yorum yapmak şimdi aklıma geldi. :A

Diziyle ilgili çok şey okudum, izledim. Siz de çok yorum görmüşsünüzdür kesin, çok uzatmamayı düşünüyorum bu yüzden ama yazmak istediğim şeyler var. :A

Öncelikle gerçekten dizi izlediğimiz en özgün ve gerçekçi dizilerden. Oyunculukların toplu olarak bu kadar iyi olduğu bir dizi ben hatırlamıyorum. Özellikle Öykü Karayel, Defne Kayalar, Funda Eryiğit, Fatih Artman ve Bige Önal karakterlerine o kadar güzel can vermişler ki... Üstte saydığım oyuncular dışında sahneleri az da olsa çok beğendiğim iki isim var onlar da Öner Erkan ve Derya Karadaş... Yine görüntüleri ve müziklerle dizi mest etti beni.

Meryem, Yasin ve Ruhiye üçlüsünün hem bireysel olarak hem de beraber hikayelerini, sahnelerini izlemek o kadar güzeldi ki. Ah Meryem, bu kadar içten, bu kadar tatlılık sence de fazla değil mi? :bhr: Her mimiğin, her hareketin o kadar gerçek ki. Meryem için böyle baş bağlayan tesettürlü kalmadı gibi yorumlara denk geldim ama hala var. Hatta çevremde de var. :D Meryem'in Hilmi'ye çorap hediye ettiği kısımda çok güldüm mesela. :A Meryem’in her şeye yetmeye çalışıp, uğraşması. Ama kendini hiç önemsememesi… Peri’nin Meryem’e Sinan’la ilgili soru sorduğunda konuyu değiştirmesi buna çok güzel örnek. Çikolatayı yediği sahnedeki o gülümsemesi o kadar güzeldi ki, aklımda Meryem’in o kadar çok sahnesi kaldı ki. Harikaydı. Hilmi’yle mutlu olur inşallah ama çenesinden çok çekeceği var Meryem’in. :A Öykü Karayel’in performansını övmelere doyamam sanırım. Performansı hem gerçek, hem yalın hem de sürekli aynı ritimde tutmak oldukça zordur bence. Meryem gibi bir karakterin tek bir kelimesinde şive kayması ya da tek bir bakışında Meryem’den çıkıp Öykü olması gibi bir durum olmadı.

Yasin her ne kadar höt zöt de olsa son bölümde Ruhiye'yle olan sahnesinde ağlayınca içim acıdı. Fatih Artman devleşti o kısımlarda. Ruhiye'yi kabul etmesi, kendini bir kışlaya kapattın dediği yerlerde asıl Yasin'i gördük. Böylelikle Yasin’in de karakter gelişimine şahit olduk.

Ruhiye, hikayesini en çok merak ettiğim karakterdi. Travmasını gördük, ona bu travmayı yaşatan kişiyle yüzleştiği sahnesinden sonra Ruhiye de yolculuğuna başladı. Hem ona iyi geldi o köye gitmek, hem de oğlunun dili açıldı. O sahneler çok iyiydi. Funda Eryiğit ne oynasa izlerim diyorum her seferinde. Ruhiye’yi de çok güzel canlandırmıştı.

Ali Sadi Hoca’yı başlarda böyle bir hoca olarak tahmin etmemiştim. Bence bir çoğumuzu yanılttı. İşte dizinin en önemli özelliği de bu. Hiçbir şey sandığımız gibi değil, bunu karakterler üzerinden o kadar güzel yedirmiş ki Berkun Oya, Peri’nin Meryem’e olan ön yargısı neyse bizim de Ali Sadi Hoca’ya olan ön yargımız öyle. Hayrunnisa’nın başını açtığını söylediği sahnede Ali Sadi Hoca’nın çok büyük tepkiler vereceğini düşünmüştüm. Ama o öyle bir insan ki, bunu yapmadı. Kızına bir şey demedi ve onu yolculadı. Ve Hoca’nın acısını yaşadığı sahneler o kadar dağladı ki beni. Settar Tanrıöğen ve Bige Önal harikaydı.

Hikayenin en ilgimi çeken bir diğer tarafı ise Gülbin ve ailesiydi. Doğu’dan Batı’ya göç eden Kürt ailesini gördük. Diziden önce hikayeye dair hiçbir fikrimiz olmadığı için Kürtçenin konuşulduğu, karakterlerin derdinin anlatıldığı bir iş görünce oldukça şaşırdım. Gülbin’i her ne kadar düz bir karakter olarak görsem de Gulan ve ailenin diğer üyelerinin olduğu sahneler o kadar gerçekti. Derya Karadaş gibi tipler de çevremde o kadar var ki. :A Çok güzel Kürtçe konuşuyormuş bu arada. Babalarının Rezan’a türkü söylediği sahne çok güzeldi. Öner Erkan da Rezan’ın kısacık sahnelerinde bile devleşti.

Sinan’ın hikayeye katkısını pek çözemedim. Zaten belli başlı sahnelerde gördük. Ya kalıyor musun bu gece diyordu, ya da tuvaletteydi. :A Yine de annesiyle olan sahneleri bize biraz ipucu verdi. 2. Sezon olursa Sinan’ın hikayesine de girilir diye düşünüyorum. Melisa ile sadece geceleri takılır gider bence Sinan. :A Melisa demişken Nesrin Cavadzade kendini oynamış olabilir. :A Bence karakteri tatlıydı, özellikle Peri’ye gerçekleri çatır çatır söylemesi takdirimi kazandı. :A

Peri ve ailesi de o kadar gerçekti ki. :A Sürekli facebookta bir şeyler okuyan amcaları çok güzel yansıtmışlardı. :F Peri karakteri de gerçek bir psikiyatrist nasıl olur dersi verdi. :A Kırmızı Oda ekibi izlesin de feyz alsın. :A Yavaş yavaş nasıl da ön yargıları yıkıldı ve Meryem’i anlamaya başladı. Hikayenin iki uç kısmı olan Meryem ve Peri’nin de gelişimini görmek çok güzeldi. Özellikle Meryem’in 7.bölümün sonunda Ruhiye’yi bulduklarını söylemek için Peri’ye gelmesi, Peri’nin ağlaması… Harikaydı. Defne Kayalar’a da kocaman alkış.


Kısaca çok beğendiğim bir iş oldu Bir Başkadır....

9/10
Karakterlerden bahsetmedim ama Gülan Peri oradayken Gülbin'in odasını dağıtıp çıktığında çok komikti nedense. :A Kürtçe'si de baya iyiymiş, hızlı konuştu ama her şeyi anlayabildim çok şükür. :Z @Dosi Kurmanci konuşuyorlardı, sende anlarsın illa ki. :A

Bu arada Meryem Sinan'a aşık değil miydi? Evlilik teklifi Hilmi'den mi geldi acaba? (b)
 
  • Güldürdün
Reactions: Özgür and Dosi