Tarihin Seyri 1. Bölüm: 18 Mart 1944 - Kırım Türklerinin Sürgünü

Araf

Emekli
Konu Sahibi
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
36,115
Reaksiyon puanı
19,557
Puanı
1,060
Konum
Aydın
icerik_989.jpg


Kırım sürgününe geçmeden önce Osmanlı Devleti'nden Kırım'ın nasıl koptuğunu, neler olduğunu çok küçük bir özet şeklinde anlatayım. (Aşağıda geçen yıldızlı kısım, lisans tez çalışmamda geçen ifadelerdir. O kısımları lisans tezimden buraya geçirdim.)

Kirim_Hanligi_harita16001-450x330.png


*Kırım, Osmanlı Devleti açısından büyük önem arz eden bir yerdi. II. Mehmed döneminde, 1475’te hakimiyet altına alındı. Artık bu bölgedeki varlığını sürdüren Kırım Hanlığı, Osmanlı Devleti’ne tabî idi. Mengli Giray’ın Suğdak’ta Cenevizlilerin elinden kurtarılmasından sonra ve yeniden tahtına oturması sonucu, artık Kırım Hanlığına, Osmanlı Devleti’nden habersiz hiç kimse tahta oturmayacaktı. Kırım Hanlığı’nın durumu ise, I. Süleyman devrinde kesinlik kavuşmuştur. (Feridun M. Emecen, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi (1300-1600), İstanbul, 2016, s.156.)

1768’de Rus İmparatorluğu’nun, Lehistan iç işlerine müdahale edişini ve yine Rus İmparatorluğu’nun Kırım topraklarını harap ettiğini gören Osmanlı Devleti, Rus İmparatorluğu’na savaş ilân etmişti. Savaş ilânı etmiş olsa da, gerekli hazırlıkların olmaması, savaşta büyük bir dezavantaj durumuna düşürmüştür. Netice itibariyle 1774’te savaşın bir kaybedeni olarak Osmanlı Devleti, Rusya ile “Küçük Kaynarca Antlaşması” imzalamak zorunda kalmıştır. Bu antlaşmayla birlikte Kırım Hanlığı, bağımsız bir devlet hâline geliyordu. (Kemal Beydilli, “Küçük Kaynarca Atlaşması”, Cilt: 26, DİA, 2002, s.526)

Rusya için Kırım Hanlığının bağımsızlığına kavuşması bir fırsattı. 1777’de Rusya, önce Şahin Giray’ı Han seçtirdi (Osmanlı Devleti de Selim Giray’ı seçerek müdahale etti), daha sonra da 1783’te Kırım ilhak edildi. Karadeniz’in kuzeyini yerleşilmesi, II. Katerina’nın “Grek Projesi” ismi verilen bir projenin parçasıydı. Bu projeye yönelik Avusturya ile ittifak yapılmış; Karadeniz kıyılarına tersaneler, donanmalar inşa ettirilmiştir. Osmanlı Devleti’nde Kırım’ın kaybı, Rusya’nın da denizlerdeki gücünün de artmasına neden oldu. Kırım’daki bu gelişmelerden sonra, özellikle de 19. yüzyılın ikinci yarısında Türkçülük adına faaliyetler başlamıştır. (Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), İstanbul, 2017, s.37-38.)*

Her ne kadar Türkçülük fikri aşılanmaya çalışılsa da, Rusya'nın ilk aşamada Hristiyanlaştırma, ikinci aşamada Ruslaştırma politikası kendini göstermiştir ve dolayısıyla yerli halkı baskı ve şiddet altına almak, yerli halkı Rus göçmenlerin faydasına angaryaya zorlamak gibi olaylara başlanmıştır. Ruslar, yerlilerin elindeki verimli tarım arazilerini, verimsiz arazilerle değişerek Rus göçmenleri bu arazilere vermeye çalışmıştır. Bu tarz uygulamalara karşı çıkanlara ise asimilasyon ve soykırım uygulanmaya çalışılmıştır. (Cemile Şahin, "Rus Yayılmacılığına Bir Örnek: 1944 Kırım Türklerinin Sürgünü", Cilt: 8, Sayı: 39, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi)

18486190_739886466191851_2464609679938148741_n.jpg


(Fotoğraf: https://www.bosnakmedya.com/18mayis-kirim-tatar-turklerinin-soykirim-surgunu)

Peki Kırım sürgünü meselesine nasıl gelişti? Bu olayların gelişim evresi hiç kuşku yok ki, İkinci Dünya Savaşı evresidir. Bir tarafta Almanlar vardır, bir tarafta da Ruslar. Kimisi Almanlar tarafından kurşuna dizilmiştir, kimisi de Ruslar tarafından. 7 Mayıs'ta tutuklamalar gerçekleşmiş ve çeşitli miktarda mühimmatlar ele geçirilmiştir. Kırım Türklerinden 20.000 kişinin Kızıl Ordudan ayrılarak Alman saflarına katıldıkları belirtilmiştir. Beriya isimli Sovyet Güvenlik Sekreteri olan kişi, 10 Mayıs 1944'te Kırım Türklerinin vatana ihanet ettiklerini ve Kırım bölgesinin gözden çıkarılması hususunda Devlet Güvenlik Komitesinin (GKO) onayını beklemektedir ve Özbekistan SSC'ye yerleştirilmesi hususunda belirtme vardır. Stalin bir gün sonra cevap verip, Kırım Türklerinin Özbekistan'a yerleştirilmesi konusunda karara varmıştır. 20 Mayıs'ta başlayıp, 1 Temmuz'da bitirilmesi planlanan bu sürgün, Beriya'nın planından iki güne, yani 18 Mayıs'a çekildi.18 Mayıs'ta 03.00'de başlayan sürgünde insanlar uykularından uyandırılmış, "potansiyel tehlikeli" olan kişiler tutuklanmış, ve halk, Sovyet askerlerinin yaptıklarına maruz kalmıştır. Hatta olaylar o kadar büyük noktaya gelmiştir ki, kurşuna dizme de söz konusu olmuştur. (http://www.surgun.org/1944-surgunu/5-kirim-turklerinin-surgunu-ve-milli-mucadele-hareketi-1944-1990)

Sovyet Rusya'da Mihail Gorbaçov'un iktidara gelişi, birtakım olayları da beraberinde getirmiştir. Gorbaçov ile birlikte Sovyet Rusya, politika anlamında değişim rüzgarlarına tutulmuştur. 23-27 Temmuz 1987 tarihinde Moskova'daki Kızıl Meydanı ele geçiren Kırım Tatarları, dünyanın ilgisini çekmeyi başarmıştır. 1989-1991 yılları arasında Kırım'a dönüş hareketi hızla arttı. 1991 yılında Ukrayna'ya bağlı bir özerk cumhuriyet oldu. (https://islamansiklopedisi.org.tr/kirim)

Kırım Kronolojisi: https://www.vatankirim.net/surgunun-kronolojisi-410/

TRT Avaz'da yayınlanan kısa bir belgesel:


7 Haziran'da Litvanya'nın 18 Mayıs 1944'teki sürgünü soykırım olarak kabul eden tasarıyı onaylaması: https://theanatoliapost.com/2019/06/07/litvanya-kirim-tatar-surgununu-soykirim-olarak-tanidi/

Sürgünü resmeden bir kare:

buyuk3_3.jpg


Sürgünün fotoğrafı:

8fcfc8e1maxresdefault.jpg
 

alperuz

Favori Üye
Katılım
2 Şubat 2019
Mesajlar
11,945
Reaksiyon puanı
11,410
Puanı
700
Konum
İstanbul
Dün Kapı filmini izlerken aklıma takıldı, bilgin varsa Süryaniler hakkında bir şeyler paylaşırsan süper olur. :Z
 
  • Beğendim
Reactions: Araf

Araf

Emekli
Konu Sahibi
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
36,115
Reaksiyon puanı
19,557
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Biraz uzun ama biraz hızlı yazdım, çok iyi olmamış da olabilir. Kaynak bakımından fazla araştırmaya vaktim olmadı.
 

sokak sanati

Favori Üye
Katılım
23 Şubat 2013
Mesajlar
86,603
Reaksiyon puanı
57,250
Puanı
1,061
Karadeniz'e hakim olmanın en önemli noktalarından biri Kırım. Önemli bir nokta.
Şu devirde gerçekten bedavaya yaşıyoruz çünkü bugün kazanılan hakları alabilmek için bir çok ayaklanma yaşanmış. Biz onların yaptığı hak arayışının meyvesini yiyoruz. Bugün ki Kırım kardeşlerimizde bunun bilincinde olup Özerkliklerini korumaya devam ederler umarım.

Litvanya helal olsun dedirtti. Rusya tehdidi ile yaşayan bir AB ülkesinin sesinin çıkması, belki bir gün tam özgürlüğe yol açan bir yol olur.:)

Konuda Osmanlıyı Devlet olarak yazıp Rusya Imparator olarak yazılmıştır. Osmanlı bir imparatorluk değil mi?

Kaynaklar ile güzel izah edilmiş bir konu olmuş. Emeğine sağlık @Araf :X
 
  • Beğendim
Reactions: Araf

xdragxx

Süper Mod.
Katılım
26 Şubat 2011
Mesajlar
48,246
Reaksiyon puanı
25,794
Puanı
1,060
Yaş
26
Konum
ANKARA
Karadeniz'e hakim olmanın en önemli noktalarından biri Kırım. Önemli bir nokta.
Şu devirde gerçekten bedavaya yaşıyoruz çünkü bugün kazanılan hakları alabilmek için bir çok ayaklanma yaşanmış. Biz onların yaptığı hak arayışının meyvesini yiyoruz. Bugün ki Kırım kardeşlerimizde bunun bilincinde olup Özerkliklerini korumaya devam ederler umarım.

Litvanya helal olsun dedirtti. Rusya tehdidi ile yaşayan bir AB ülkesinin sesinin çıkması, belki bir gün tam özgürlüğe yol açan bir yol olur.:)

Konuda Osmanlıyı Devlet olarak yazıp Rusya Imparator olarak yazılmıştır. Osmanlı bir imparatorluk değil mi?

Kaynaklar ile güzel izah edilmiş bir konu olmuş. Emeğine sağlık @Araf :X
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan "Osmanlı İmparatorluğu" tabirini Batılıların kullandığını, Osmanlı metinlerinde bu tabirin hiç geçmediğini belirterek, "Çünkü Osmanlı Devleti bir imparatorluk değildir. İmparatorluk demek, birilerini sömürmek, zenginliklerini götürmek, kimliğini yok etmek, asimilasyona tabi tutmak demektir. Osmanlı Devleti bunu yapmamıştır." dedi.
 

Araf

Emekli
Konu Sahibi
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
36,115
Reaksiyon puanı
19,557
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Karadeniz'e hakim olmanın en önemli noktalarından biri Kırım. Önemli bir nokta.
Şu devirde gerçekten bedavaya yaşıyoruz çünkü bugün kazanılan hakları alabilmek için bir çok ayaklanma yaşanmış. Biz onların yaptığı hak arayışının meyvesini yiyoruz. Bugün ki Kırım kardeşlerimizde bunun bilincinde olup Özerkliklerini korumaya devam ederler umarım.

Litvanya helal olsun dedirtti. Rusya tehdidi ile yaşayan bir AB ülkesinin sesinin çıkması, belki bir gün tam özgürlüğe yol açan bir yol olur.:)

Konuda Osmanlıyı Devlet olarak yazıp Rusya Imparator olarak yazılmıştır. Osmanlı bir imparatorluk değil mi?

Kaynaklar ile güzel izah edilmiş bir konu olmuş. Emeğine sağlık @Araf :X
"İmparatorluk" da denilebilir ama o kelime, "emperyalizm" üzerine kurulu bir kelime. Osmanlı'yı "emperyalizm" demek içimden gelmiyor, o yüzden tez çalışmamda "Osmanlı İmparatorluğu" vurgusu yapmadım. Çünkü Osmanlı, tam anlamıyla emperyalist bir devlet değildi. Zorla kimseyi sömürmedi, amacı daha geniş topraklara sahip olup, esas amacın "cihat" olmasıdır. Tabii Rusya gibi "imparatorluk" olsaydı eğer, emperyalist bir devlet olsaydı eğer, şu anda elde daha çok toprak kalırdı. Rusya da işte bu sayede daha geniş bir coğrafyaya sahip. Fransa'daki Milliyetçilik akımından bu sayede kurtulabildi. Osmanlı Devleti ise, hoşgörü politikası yüzünden isyanlarla karşılaştı sürekli olarak, teker teker koptu devletler. Gerçekten bir imparatorluk olsaydı, şu anda zaten Osmanlı ayakta kalabilirdi belki de ya da birçok toprak elde kalırdı. Aslında her iki ifade de doğru ama bana göre "Osmanlı Devleti" daha doğru.

Teşekkürler.
 
  • Beğendim
Reactions: sokak sanati

sokak sanati

Favori Üye
Katılım
23 Şubat 2013
Mesajlar
86,603
Reaksiyon puanı
57,250
Puanı
1,061
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan "Osmanlı İmparatorluğu" tabirini Batılıların kullandığını, Osmanlı metinlerinde bu tabirin hiç geçmediğini belirterek, "Çünkü Osmanlı Devleti bir imparatorluk değildir. İmparatorluk demek, birilerini sömürmek, zenginliklerini götürmek, kimliğini yok etmek, asimilasyona tabi tutmak demektir. Osmanlı Devleti bunu yapmamıştır." dedi.

Benim bildiğim kadarı ile İmparatorluk bir çok ulusun bir arada bulunmasına deniyor. Tek bir ulusun bir arada olmasına ise devlet deniyor. Osmanlı'da da bir çok ulus var. Hatta tarih kitaplarımızda 'İstanbul'un fethi ile Osmanlı bir imparatorluğa dönüşmüştür' diye geçen bir bilgide mevcut. Bu bilgi tarih kitaplarına nasıl girdi şuan merak ettim.:X

Senin dediğin bilgi bana tuhaf geldi. Bir Osmanlı hayranının Sanki Osmanlı güzellemesi yapmak için söylediği bir söz gibi geldi. Sömürge yapana zaten Sömürge imparatoru diye bir sıfat takıyoruz. Genel tabiri bozmaya gerek varmıydı emin değilim. :)
 
  • Beğendim
Reactions: xdragxx

sokak sanati

Favori Üye
Katılım
23 Şubat 2013
Mesajlar
86,603
Reaksiyon puanı
57,250
Puanı
1,061
"İmparatorluk" da denilebilir ama o kelime, "emperyalizm" üzerine kurulu bir kelime. Osmanlı'yı "emperyalizm" demek içimden gelmiyor, o yüzden tez çalışmamda "Osmanlı İmparatorluğu" vurgusu yapmadım. Çünkü Osmanlı, tam anlamıyla emperyalist bir devlet değildi. Zorla kimseyi sömürmedi, amacı daha geniş topraklara sahip olup, esas amacın "cihat" olmasıdır. Tabii Rusya gibi "imparatorluk" olsaydı eğer, emperyalist bir devlet olsaydı eğer, şu anda elde daha çok toprak kalırdı. Rusya da işte bu sayede daha geniş bir coğrafyaya sahip. Fransa'daki Milliyetçilik akımından bu sayede kurtulabildi. Osmanlı Devleti ise, hoşgörü politikası yüzünden isyanlarla karşılaştı sürekli olarak, teker teker koptu devletler. Gerçekten bir imparatorluk olsaydı, şu anda zaten Osmanlı ayakta kalabilirdi belki de ya da birçok toprak elde kalırdı. Aslında her iki ifade de doğru ama bana göre "Osmanlı Devleti" daha doğru.

Teşekkürler.

Anladım @xdragxx ile aynı sebepten Devlet demişsin. Ama kelimenin orjinali bize ulusların bir arada yaşamasını anlatıyor. Sanki Osmanlı küçük bir uygarlıkmış hissi uyandırıyor okurken o yüzden dikkatimi çekti.:X
 
  • Beğendim
Reactions: Araf

Araf

Emekli
Konu Sahibi
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
36,115
Reaksiyon puanı
19,557
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Konumu gereği nasılda strajedik yerdeymiş aslında..Osmanlı zamanında tam değerini bilememiş.

İki ülke arasında kalan halk...

Eline sağlık @Araf
Girit'in de stratejik anlamda, bilhassa Akdeniz açısından büyük bir önemi vardı, orayı da kaybettik. İkisi de adaydı ve ikisi de olsaydı, her şey Karadeniz ve Akdeniz açısından da iyi olurdu. Kırım'ın kaybı çok büyük yara aslında, özellikle de kültürel anlamda sıkı sıkıya bağlı olduğumuz bir yerdi.

Teşekkürler.
 

Araf

Emekli
Konu Sahibi
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
36,115
Reaksiyon puanı
19,557
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Anladım @xdragxx ile aynı sebepten Devlet demişsin. Ama kelimenin orjinali bize ulusların bir arada yaşamasını anlatıyor. Sanki Osmanlı küçük bir uygarlıkmış hissi uyandırıyor okurken o yüzden dikkatimi çekti.:X
O açıdan dememiştim tabii, başka bir açıdan dedim. Diğer türlü Osmanlı Devleti, Kırım'ı kaybetse de, kaybetmeden önce de, dev bir topraklara ve dev bir millete sahipti. Belki de bu, 1789'daki Fransız İhtilali olmasaydı da sürecekti.
 
  • İlginç
Reactions: sokak sanati

sokak sanati

Favori Üye
Katılım
23 Şubat 2013
Mesajlar
86,603
Reaksiyon puanı
57,250
Puanı
1,061
O açıdan dememiştim tabii, başka bir açıdan dedim. Diğer türlü Osmanlı Devleti, Kırım'ı kaybetse de, kaybetmeden önce de, dev bir topraklara ve dev bir millete sahipti. Belki de bu, 1789'daki Fransız İhtilali olmasaydı da sürecekti.

O zaman iyi ki ihtilal olmuş diyelim. Şeriat ülkesinde yaşamak istemezdim:A
 
  • Güldürdün
Reactions: Araf

Araf

Emekli
Konu Sahibi
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
36,115
Reaksiyon puanı
19,557
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Kırım Tatarları hakkında birtakım bilgiler:
- Eskişehir'de belli oranda Kırım Tatarı nüfusu vardır.
- Ünlü tarihçi Halil İnalcık, Kırım kökenlidir.

Bunları da ekleyeyim.