Dev Fıkra Arşivi

SAVAŞ
Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria`ya haber vermiş:
- Osmanlı yaklaşıyoor.
Andrea Doria sormuş:
- Kaç gemi var? Gözcü:
- 10-20 kadar.
Komutan hemen emir erini çağırmış:
-Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir.
Emir eri sasırmış:
- Niçin komutanım?
Andrea Doria:
- Savaşırken yaralanacağız.Kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye...
Bu arada gözcüden yine ses gelmiş:
- Efendim 50 kadar oldular. Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş:
- Gömleği bos ver. Sen bana "kahverengi" pantolonumu getir !!!!..
 
ŞEMSİYE
Yıllar önce İngiltere`de erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş.
O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş.Eri çağırarak :
-Bu ne küstahlık, demiş. Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Baş üstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :
-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?
 
TEK BEN MİYİM?
Manevra varmış. Mehmet elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın?
Mehmet cevaplamış.

Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan. Mehmet bunları da cevaplamış.
Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince. Mehmet:


-Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım?
 
CENTER]
TAMAMDIR
[/CENTER]
İskoçyada iki avcı ava çıkarlar.Yürüme esnasında avcılardan biri yere düşer ve hareketsiz olarak yatar. Bunu gören arkadaşı hemen yanına gelir bakar ki arkadaşı nefes almıyor,gözlerin deki ferin de kaybolduğunu fark eder ve hemen acil sevisi arar. Arkadaşım öldü, der ne yapmam gerekir diye sorar. Telefonun ucundaki ses:
-"Sakin olun ben size yardım edebilirim ama önce arkadaşının öldüğünden emin olmamız gerek"der, ve birkaç saniye sessizlikten sonra bir el silah sesi duyulur. Sonra

-"Tamam şimdi ne yapacağım"
 
10 ZENCİ
Köleler çiftlikten kaçarken sihirli lamba bulmuşlar ve cini lambadan çıkarmışlar. Cin 10 zenciye sormuş:
Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkiniz var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demiş, olmuş.
10. zenci tebessüm etmeye başlamış.
2. zenci de beyaz olmak istediğini söylemiş, olmuş.
10. zenci sırıtmaya devam etmiş.
3. zenci de beyaz olmuş dilediği dileğiyle...
10. zenci kıkırdamaya başlamış.
4. zencinin de isteği aynı... 10. zenci gülmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yönünde isteğini kullanmış.
Sıra 10. zenciye gelmiş ama adam yerlerde... Gülmekten geberiyor.

Cin isteğini sormuş... Adam nefes almaya fırsat bulduğu bi ara isteğini garip bir böğürtü ile belirtmiş:

"HEPSİNİ ZENCİ YAP!"
 
ALKOLLÜ
Adamın birini kırmızı ışıkta geçtiği için polis durdurmuş, adamdan ehliyet ruhsat istemiş. Adam da "Yanımda yok, arkadaşın evinde içiyorduk, sanırım fazla kaçırdım, biraz sarhoşum orada unutmuş olmam lazım" demiş.. Polis dumur olmuş tabii.. Kırmızı ışık, alkol, ehliyet ruhsat yok... Gitmiş komiserine durumu anlatmış...
Komiser gelmiş adama ehliyet ruhsat sormuş, adam çıkartıp uzatmış hemen. Komiser sasırmış tabiii...
Alkometreyi çıkarıp üfletmiş, adamda zerre alkol yok...
Şaşırmış tabi..
"Yaw memur bana sizin alkollü olduğunuzu ve ehliyetinizin yanınızda olmadığını söyledi" demiş. Bizim uyanık dönmüş komisere..
"Siz ona aldırmayın, pek iyi değil galiba.. Birazdan size kırmızı ışıkta geçtiğimi filan da söyleyebilir"

Adamın biri iş bulmak için yabancı şehre gider. Hiç parası yoktur. Bir kapıyı çalar ve der ki:
-Bana bir bardak su verir misin?
-Amca ayran olur mu?
-Olur.
Adam bir tas ayran içer. Kız "Bir bardak daha alır mıydın?" diye sorar. O da "Evet" der ve bir tas daha ayran içer. Adam "Niye bana su değil de ayran verdin?" diye küçük kıza sorar. Kız da "O ayranın içine fare düşmüştü" der. Adam şaşkınlıkla tası yere düşürür ve tas kırılır. Kız feryadı basar:
-Anneee! Ayran içen amca, köpeğin tasını kırdı...
 
Politik Cevap

Papaz, ölmek üzere olan adamin üzerine egilerek :
- Ölmeden önce seytani ve onun kötülüklerini lanetle, der.
Ancak adamdan ses çikmaz. Papaz istegini bir kez daha tekrarlar ama
hastanin sessizligi sürer. Sonunda papaz kizgin bir ifadeyle :
- Neden seytani ve kötülüklerini lanetlemiyorsun, diye sorunca adam halsizce
cevap verir :
- Nereye gidecegim belli olmadan kimse hakkinda konusmak istemiyorum.
 
Kovulan Hizmetçi

Hanim, ters cevaplar vermesine kizdigi için hizmetçi kizi kovmustu.
Kiz esyalarini toplayip çantasina doldurduktan sonra haniminin yanina geldi

-Allahaismarladik madam. Yalniz, gitmeden evvel size bir sey söylemek istiyorum.
-Söyle bakalim :
-Önce, ben sizden daha güzelim. Bunu bey söyledi.
Sonra, elbiseleriniz de sizden çok bana yakisiyor, bunu da bey söyledi.
Bir sey daha söyliyeyim mi ? Yatakta da sizden daha becerikliymisim.
-Onu da mi bey söyledi ?
-Hayir madam, onu soför söyledi.......
 
anne babam kim?


Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa'nin resmi önünde dua ediyor. - "Tanrım anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver. Güle güle anneanne..." Bir anlam verememiş bu duaya... Ancak ertesi gün acı haber gelmiş. Anneanne sizlere ömür... Ertesi hafta adam bakmış çocuk yine duada: - "Tanrım anneme babama uzun ömür ver. Güle güle büyükbaba..." Ertesi gün büyük baba da ölmüş... Bir hafta sonra adam bakmış küçük çocuk yine duada: - "Tanrım anneme uzun ömür ver. Güle güle baba..." Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmiş yatmış. Tetkikler, tahliller, kalp elektrosu, röntgen çekimleri... Sapasağlam. Bakmış karısı iki gözü iki çeşme ağlıyor. - "Ne oldu hanım?" - "Bizim postacı", demiş hanım. "Ne iyi adamdı. Bugün haber aldım. Ölmüş
 
isa seni izliyor

Hırsız, gecenin yarısında bir eve girer.
Karanlık koridorda, yaktığı küçük el fenerinin ışığında ilerlerken
bir ses duyar,"İSA SENİ İZLİYOR!"
Şaşkınlık ve korkuyla etrafına bakınan hırsız, bir yandan da evdeki
değerli şeyleri aramaya devam eder.
Tekrar ayni sesi duyar, "İSA SENİ İZLİYOR!" Bu kez hırsız elindeki
feneri çevrede gezdirmeye baslar ve bir papağan görür.
"Bunu sen mi söyledin?" diye papağana sorar.
Papağan, "Evet, yalnızca seni uyarmak için" der.
Hırsız, "Ne ! beni uyarmak mı! kimsin sen ? Adın ne senin ?"
Papağan, "Musa" diye cevap verir.
"Musa !" der hırsız, "Hangi salak bir papağana Musa adını koyar ki !?"
Papağan cevap verir, "Bilmiyorum ama arkanda duran
Dobermana 'isa' adını veren salak olabilir....
 
hızlı koşarsam

Ormanda kamp yapan iki arkadaş kendilerine doğru gelmekte olan bi aslan görmüş birisi hemen koşu ayakkabılarını giymeye başlamış. Diğeri ise ; ''Aslandan daha iyi koşamazsın ki'' diyerek arkadaşını uyarmış. ''Dogru söylüyorsun!'' demiş kaçmaya çalışan genç. ''Aslandan hızlı koşmam mümkün değil ama senden hızlı koşarsam bu bana yeter''.
 
matematik


Matematikten sürekli zayıf notlar alan çocuğu, ailesi bir faydası olur düşüncesiyle Katolik okuluna gönderir.
Bakarlar ki çocuk hep tam not almaya baslar...
Sebebini merak edip sene sonunda çocuğa sorarlar:
"Ne değişti?"
Çocuk cevap verir:
"Okulun ilk gününde artı işaretine çivilenmiş adamı görünce durumun ciddiyetini anladım."
 
"Basbakan Erdogan dis destek aramak icin
ingiltereye ziyarete
gitmis.
Ziyareti sirasinda Kralice tarafindan cay icmeye davet edilen
Erdogan
Kraliceye kendi liderlik felsefesinin ne oldugunu sormus.
Kralice de "cevremi akilli insanlarla doldurmak" cevabini
vermis.Erdogan bunun uzerine kraliceye cevresindeki insanlarin
akilli olup olmadiklarini nasil ayirt ettigini sormus. Kralice
"onlara dogru sorulari sorarak ayirt ediyorum" diye yanitlamis ve "izin verin
gostereyim" demis. Kralice hemen Tony Blair'i aramis ve: "Sayin Basbakan lutfen bu soruya cevap verin:Annenizin bir cocugu var babanizin bir cocugu var ve bu cocuk sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu? "diye
sormus. Tony Blair: "Bu benim majesteleri" diye yanitlamis.
Kralice: "Dogru.Tesekkurleriyi calismalar Blair" demis ve
Erdogan'a donerek:"Gordunuz mu sayin Erdogan?" "Evet majesteleri cok
tesekkur ederimbu metodunuzu kesinlikle kullanacagim" diyerek oradan ayrilmis.
Yurda donup hemen Unakitan'i yanina cagiran Erdogan
"Kemal abi sana soracagim bir soruyu cevaplamani istiyorum"
demis. Unakitan : "Tabii efendim nedir?"
Erdogan:"Annenin bir cocugu var babanin bir cocugu var ve bu cocuk senin
ne kiz ne de erkek kardesin. Kimdir bu?"
Unakitan saga bakmis sola bakmis dusunmus tasinmis ve en sonunda:
"Efendim bunu biraz dusunup sonra size cevap versem?" demis.Erdogan kabul
etmis ve Unakitan oradan ayrilmisvakit kaybetmeden
Bakanlar Kurulunu toplantiya cagirmissaatlerce bu soru uzerinde dusunmus ama
kimse bir cevap bulamamis.
En sonunda Kemal Unakitan Kemal Dervis'i aramis ve durumu acikladiktan
sonra:"Annenizin bir cocugu var babanizin bir cocugu var ve bu cocuk
sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu?"
Dervis: "Bunda bilemeyecek ne var tabii ki benim!" diye
yanitlamis. Cevabi alan Unakitan hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabi buldum efendim kim
oldugunu biliyorumSayin Kemal Dervis" demis.
Tayyip buyuk bir hayal kirikligiyla cevap vermis:
"Yanlis cevap Kemal Abi Dogru cevap Tony Blair idi."
 
Of'lular toplanmışlar av tüfekleriyle Rusya'ya doğru ateş ediyolar. Bunu gören hacının biri;

- Ula oflular ne yapaysunuz aburaya.

-Rusyaynan savaş edeyruk haci.

- Ula av tüfeğiynen savaş olurmu hiç.

-Ya ne edcez haci emmi.

- Çekilin ordan bu benim işim.

- Bi gürgen ağacı kesin.
Oflular bi gürgen ağacı keserler.

- İçini oyun.
Oyarlar.

- İçini saçma barutla doldurun.
Doldururlar.

- Fitilini koyun ucuna bide büyük demir.
Oflular hepsini yapar.

Hacı;
- Şimdi fitili ateşleyin.
Fitili bi ateşlerler. Büyük patlama 100 oflu şehit.

Fikri veren hacı;

- Ha burda 100 ölü varısa rusyanın anasını ağlattık...
 
NASRETTİN HOCA
Nasreddin Hoca'nın birbirinden güzel fıkraları bize iyiliğin, dürüstlüğün ve hoşgörünün yollarını gösterir. Bilgi, görgü ve hikmet dersleri verir. Nasreddin Hoca konuşmaya başladığında herkes susup onu dinler. Fıkraları dünyanın her yerinde, duyan herkesi güldürür, düşündürür. Gerçekten bu fıkralar sadece güldürmek için değil, daha çok düşündürmek, ibret vermek için anlatılır. 13. yüzyılda yaşadığı sanılan Nasreddin Hoca,

aradan geçen yüzyıllara rağmen hala içimizde yaşamakta ve herkes tarafından sevilmektedir,
O, bütün kötülüklere düşman, bütün iyiliklere dost, samimi, dindar ve keskin zekalı bir insandır Fıkralarını okuyalım, öğrenelim: Az gülelim, çok düşünelim.
 
KARNE

Birgün hasan koşarak odaya girdi ve elindeki karneyi babasına uzattı babası karneye şöyle bir göz attı.

--İyi bir iş yapmışsın gibibu karneyi bana göstere biliyorsun. şu karnenin haline bak. beden eğitimi dersinden başka iyi not varmı şunda? dedi.

Hasan cevabı yapıştırdı ;

--Ama babacığım kızma. Bu benim diil. Seninkitaplarının arasında buldum.eski bir karnenmiş.
 
İMZA

Veli ile babası konuşurlar:

--Babacığımkaranlıkta yazı yazabilir misin?

--Sanırım.Ne yazmamı istersin?

--Karneme adını yazıp imza atarmısın!
 
CİMRİ


Cimri bir adam ölüm döşeyinde son dakikaların yaşıyormuş. Etrafındakilerle arasında şu konuşmalar geçmiş:

--Anneniz burda mı?

--Evet baba.

--Canan buradamı?

--Buradayım baba.

--Küçük kızım sinem.

--Evet baba.

--Büyük oğlum nazmi?

--Burada.

--Küçük oğlum metin?

--Buradayım baba.

Peki dükkanda kimi bıraktınız yahu!
 
BEN DE


Balıkçıyla bir müşterisi konuşurlar:

--Hamsinin fiyatı ne kadar?

--50 kuruş

--Karşıdaki balıkçıda40 kuruş.

--Sende git ordan al.

--Orada kalmamış

--Bende de kalmasa ben 20 kuruşasatarım