Sen o masalı nerden uydurdun ya da kimden duydun ? Altta yazılanları oku.
Fâtih devrinden itibaren Osmanlı Padişahları, nikâh ile ve özellikle de hür kadınlar ile evlenmeyi terketmişler; bunun yerine Kadın Efendi, İkbal, Gözde veya Peyk denilen câriyeler ile yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu teâmülün Osmanlı Devletinin yıkılış zamanına kadar devam ettiğini ve pek az istisnâlarının bulunduğunu görüyoruz. Fâtih'den itibaren hür kadınlar ile veya câriyeler ile nikâh akdi icra ederek Padişahların evlenmeleri tamamen istisnâi bir durum haline gelmiştir.
Sarayda padişahın ailesinin ve evinin bulunduğu yer ve girilmesi yasak anlamına gelen 'harem' olarak adlandırılmaktadır. Harem'de; padişahın annesi valide sultan, padişahın eşleri,
hasekiler,
şehzadeler, padişah kızları,
ustalar,
kalfalar ve cariyeler bulunurdu. Harem'in efendisi padişah iken;
valide sultan ise Harem'in reisi olarak kabul görmüştür.
Osmanlı sarayında cariyeler, Orhan Bey döneminden itibaren görülmeye başlanmıştır.
II. Mehmed döneminden itibaren ise saraydaki cariyelerin sayısı hızla artmıştır. Haremde iki tür cariye bulunmaktaydı. Hizmetçi konumundaki cariyeler ve padişahın eşi durumundaki cariyeler.
[h=3]Eş Konumundaki Cariyeler[/h] Eş konumundaki cariyeler ise; padişahın nikah yaparak ya da nikah yapmadan karı ' koca hayatı yaşadığı cariyelerdir. Nikah yapılmayan bu tür cariyelerin sayısı çok azdır. Osmanlı tarihinde padişah tarafından nikahlanan ilk cariye Hürrem Sultan'dır. Eş konumundaki cariyeler de bu şekilde kendi içinde ikiye ayrılırlar. [SUP]
[1]
[/SUP]
[h=3]Nikahsız Cariyeler[/h] Padişahın nikah kıymaksızın birlikte yaşadığı cariyelerdir. Bunlar; gözde, ikbal ve peyk olarak adlandırılırlardı. Kadın efendi olabilecek ilk dört cariyeye gözde, ikbal adayı olabileceklere de peyk denirdi. Padişahların en fazla dörder adet ikbal, gözde ve peykleri bulunabilirdi. Yani toplam sayı onikiyi geçmezdi.
- - - Ekleme - - -
Sen o masalı nerden uydurdun ya da kimden duydun ? Altta yazılanları oku.
Fâtih devrinden itibaren Osmanlı Padişahları, nikâh ile ve özellikle de hür kadınlar ile evlenmeyi terketmişler; bunun yerine Kadın Efendi, İkbal, Gözde veya Peyk denilen câriyeler ile yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu teâmülün Osmanlı Devletinin yıkılış zamanına kadar devam ettiğini ve pek az istisnâlarının bulunduğunu görüyoruz. Fâtih'den itibaren hür kadınlar ile veya câriyeler ile nikâh akdi icra ederek Padişahların evlenmeleri tamamen istisnâi bir durum haline gelmiştir.
Sarayda padişahın ailesinin ve evinin bulunduğu yer ve girilmesi yasak anlamına gelen 'harem' olarak adlandırılmaktadır. Harem'de; padişahın annesi valide sultan, padişahın eşleri,
hasekiler,
şehzadeler, padişah kızları,
ustalar,
kalfalar ve cariyeler bulunurdu. Harem'in efendisi padişah iken;
valide sultan ise Harem'in reisi olarak kabul görmüştür.
Osmanlı sarayında cariyeler, Orhan Bey döneminden itibaren görülmeye başlanmıştır.
II. Mehmed döneminden itibaren ise saraydaki cariyelerin sayısı hızla artmıştır. Haremde iki tür cariye bulunmaktaydı. Hizmetçi konumundaki cariyeler ve padişahın eşi durumundaki cariyeler.
[h=3]Eş Konumundaki Cariyeler[/h] Eş konumundaki cariyeler ise; padişahın nikah yaparak ya da nikah yapmadan karı ' koca hayatı yaşadığı cariyelerdir. Nikah yapılmayan bu tür cariyelerin sayısı çok azdır. Osmanlı tarihinde padişah tarafından nikahlanan ilk cariye Hürrem Sultan'dır. Eş konumundaki cariyeler de bu şekilde kendi içinde ikiye ayrılırlar. [SUP]
[1]
[/SUP]
[h=3]Nikahsız Cariyeler[/h] Padişahın nikah kıymaksızın birlikte yaşadığı cariyelerdir. Bunlar; gözde, ikbal ve peyk olarak adlandırılırlardı. Kadın efendi olabilecek ilk dört cariyeye gözde, ikbal adayı olabileceklere de peyk denirdi. Padişahların en fazla dörder adet ikbal, gözde ve peykleri bulunabilirdi. Yani toplam sayı onikiyi geçmezdi.