Türkiye’deki reyting sistemi gerçekten ne kadar adil? Ve bu sistem, halkın sevdiği dizilerin ekranlara veda etmesine mi neden oluyor?
Son yıllarda birçok kaliteli yapım, izleyiciyle güçlü bir bağ kurmasına rağmen ekran ömrünü tamamlamadan final yapmak zorunda kaldı. Kardeş Payı gibi zeka dolu mizahı ve sıcak hikayesiyle gönüllere taht kurmuş diziler ile Kalpazan gibi farklı bir tarz ve derinliği olan yapımlar, sosyal medyada büyük ses getirmelerine rağmen reyting kurbanı oldular.
Bu noktada aklıma takılan sorular şunlar:
Reyting ölçüm cihazları kaç hanede var ve bu haneler ülkenin kültürel çeşitliliğini ne kadar yansıtıyor?
Gençler artık televizyon izlemek yerine dijital platformlara yönelmişken, neden hâlâ yalnızca geleneksel reyting ölçümleriyle karar veriliyor?
Sosyal medya, YouTube ve dijital içerik platformlarında milyonlarca kez izlenen diziler neden “izlenmiyor” olarak görülüyor?
Belki de asıl sorun, sistemin hâlâ 90’ların izleyici alışkanlıklarına göre şekillendirilmiş olması. Oysa artık diziler sadece televizyon ekranında değil, telefon ekranlarında, bilgisayarlarda, akıllı tahtalarda izleniyor. Ama bunlar reytinge dahil değil. Hâl böyle olunca da yapımcılar ve kanallar, gerçekten sevilen işleri bile “tutmadı” diyerek erken sonlandırıyor.
Kardeş Payı, Kalpazan ve daha niceleri belki de sadece “yanlış dönemde” yayınlandığı için kıymeti tam anlaşılamadı. Oysa ki sosyal medya etkileşimleri, YouTube yorumları, izleyici sadakati, dizilerin kültürel etkisi gibi birçok unsur başarı kriteri olmalıydı.
Siz ne düşünüyorsunuz? Reyting sistemi değişmeli mi? Alternatif ölçüm yöntemleri geliştirilmeli mi? Yoksa sevdiğimiz diziler ekranlara sadece “şanssız” oldukları için mi veda ediyor?
Gelin hep birlikte tartışalım. Belki de bu sistemi biz izleyiciler olarak sorgulamaya başlamazsak, daha çok sevdiğimiz dizi “erken final” yazısıyla kapanış yapacak.