THE SETTLERS 7
Uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya geri döndüm. Yeni oyun sezonu açılınca oyunlardan kafamı anca kaldırabildim. Özellikle Firefall beta davetiyesi gelince sevinçten havalara uçtum- ki eğer isteyen olursa onun da ufak bir incelemesini hazırlayabilirim. Üzerine bir de C9 beta davetiyesi gelince başımı kaldıramadım oyunlardan-elimde 5 adet C9 kodu daha bulunuyor epey bi zulaladım
isteyen olursa onları da vereceğim. Şu an işime yaramıyorlar.- Neyse oyunumuza geri dönelim.
Aslında the settlers 7 bundan yıllar önce çıkmasına rağmen ben hala saklıyorum onu. Aslında ismini pek fazla duyurabilmiş bir oyunda değil. Eğer ismini daha önce duymuşsanız: İyi haber siz o zamanlar 'kantır sıtrayk' dışında oyun oynamayan biri değildiniz, daha iyi haber siz Metin 2 dışında oyun oynamayan biri de değildiniz. Dönelim oyunumuza. Eğer anno serisinin herhangi bir oyununu gördüyseniz ve beğendiyseniz, the settlers tam size göre. Çünkü her şeyiyle çok daha gelişmiş. Eğer ben onu da duymadım derseniz kısaca bu türü açıklayayım.
Bir zamanlar populous vardı. Aşırı eski bir oyundu ve PC'yi ilk aldığım yıllar kurmuştum oyunu. Çok küçük olduğum için her oyunda yaptığım gibi deneme yanılma yoluyla oynamaya uğraşmıştım biraz biraz oynamıştım. İşte bu türün ilk örneklerindendi o oyun. The settlers 7'de asıl amacımız 10 nüfuslu bir yerleşim yerinin tüm kaynaklarını kullanarak koca koca şehirler haline getirip karşınıza çıkan her şeyi ve herkesi yok etmek. Kısacası oyunun tarifi bu ortaçağ şehir kurma simulasyonu gibi bir şey. Eğer ilginizi çektiyse hiç üzülmeyin bu türden soğumanızı sağlayacak daha onlarca neden var fakat tam tersi sizi iyice bağlayabilir de
Şehir kurmaktan bahsetmişken, dediğim gibi 10 nüfuslu bir yerde taverna, inşa binası, saray ve depo gibi önemli binalarla başlıyoruz oyuna ve tabii yeterli kaynakla. Bu kaynakları kullanarak önce oduncu barkası sonra bu odunu kalas haline getirecek binayı sonra taş madeni, tarla, yel değirmeni ve balıkçı baraksı gibi önemli yerleri açıyor ve ilk kaynaklarımızı toplamaya başlıyoruz. Tabii öyle yoktan var olmuyor binalar Anno'daki gibi. Bunun için inşa binasında boş bir usta bulunmalı, bu gidip depodan yeterli malzemeyi almalı, yavaş yavaş inşa alanına gidip yine yavaş yavaş binayı parça parça yapmalı. Bunda sonra oraya çalışacak işsiz biri gelip çalışmaya başlamalı. İşte böyle çetrefilli bir oyun. Yeterli kaynağa sahip olduktan sonra daha çok insan için evler yapmalısınız. Evlerin de yanlarına fırın gibi çeşitli binalar açabiliyoruz. Artık her şey güzel, kaynağınız var, halk mutlu, her şey güzel, sıra geldi orduya, yani en çetrefilli kısma. Öncelikle ordu para ve silah istiyor. Fakat silah için uğraşmak istemiyorum derseniz parasını verip alabilirsiniz de.
Ordu kurmak için…
Napoleon ne demiş?Yenile yenile, yenmeyi öğrendim…Fakat bunun konumuzla alakası yok bizim için daha önemlisi para para para…
Öncelikle altın madeni bulup işletmeliyiz sonra bunu eritmek için ya kömür madeni kurmalıyız ya da odunu yakıp odun kömürü yapmalıyız sonra bir villa kurup yanına altın işleme dükkanı(kuyumcu gibi bir şey işte) açmalıyız-ki villadakilerin çalışması için gereken fancy foodu nasıl üreteceğinize hiç girmeyeyim. Ondan sonra her şey biriktikten sonra onlarca ev yapmalıyız ki nüfus çoğalsın ve biz onları askere alalım. Nüfus da çoğaldıktan sonra artık insanları askere alabiliriz. Sonra istediğimiz generali seçip işgal etmek istediğimiz yere tıklıyoruz. Ordu gidiyor, bir müddet savaşıyor ve yenerseniz general kaleye girip ordunun gücüne bağlı olarak yavaş yavaş kaleyi alıyor-ki bu sırada biri saldırırsa önce savaşıp, sonra bu süreci yeniden başlatmak zorundasınız.
Tabii oyundaki tek derdiniz ordu değil, hatta ordu en ufak sorunlardan diyebilirim. Oyundaki en önemli husus: ekonomi. Eğer ekonominiz sağlam olursa oyunda her zaman başarılı olursunuz. Fakat o kadar kolay değil bu ekonomi meselesi. Mesela ticaret dahi başlı başına saatlerce uğraşıp, zar zor öğrenebileceğiniz bir şey. Sonra insanlara yiyecek sağlamalı, yeni madenler bulmalı, orduyu sağlam tutmalı, şehri korumalı, madenler bitince ne yapabileceğinizi düşünmeli ve binaları öyle yerlere yerleştirmelisiniz ki insanlarınız hiçbir sıkıntı çekmemeli. Olası sorunları düşünelim; mesela tool bitti ve ne bir demir madeniniz bulunuyor, ne de tool alacak paranız. Artık, tüm işçiler işi bırakacak ve sizden tool istemeye başlayacaklar. Sizin de elinizden bir şey gelmediği için ülkeniz yavaş yavaş batacak. Dikkat edin, batmanız bile yavaş yavaş…
Özetleyecek olursak oyun acayip sabır isteyen bir oyun. Onlarca kez yeniden başlamak gerekebiliyor bazen. Aslında daha anlatacak aşırı fazla şey var fakat şöyle geriye baktım da destan yazmışım
Bu yüzden notlarımı vermeye başlıyorum…
Grafiklere gelecek olursak; öncelikle şehirde yapılan her şeyi, ekmek yapımından, para basımına kadar yüzlerce animasyon, yüzlerce çeşitte bina, mükemmel detaylı çevre, çok güzel su efekti, özellikle bina yapımı ve savaşları da katarsak tadından yenmez diyorum fakat yapraklardaki sorunları falan işin içine katınca notum 9/10 oluyor.
Seslerden bahsetmeye dahi gerek yok 10/10 veriyor ve geçiyorum.(Bence deneyip görmelisiniz. Mükemmel sesleri var.)
Oynanılabilirlik açısından ise binaları özgür kuramamamız gibi nedenlerden dolayı 8/10 veriyorum.
Genele gelecek olursak 9/10'dan çok daha fazlasını hak eden bir oyun fakat dediğim gibi çoğusu Age of Empires mantğıyla(Orduyu kur saldır ve beş dakikada oyunu zahmetsiz bitir) hareket ettiği için, bu oyuna rağbet azaldı ve puanları da düştü.
İncelemem bitmiştir. Eğer benden inceleme isterseniz bir hafta içinde forumda yayınlanmış olur. Yakında League of Legends incelemesi geliyor.(Şu an yapım aşamasında
, ondan sonra da kısmetse Skyrim gelecek) Okuduğunuz için teşekkür ederim. Tüm yazı bana aittir ve kesinlikle alıntı yoktur. _-REZNOV-_, favoriforumum üyesi…
Uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya geri döndüm. Yeni oyun sezonu açılınca oyunlardan kafamı anca kaldırabildim. Özellikle Firefall beta davetiyesi gelince sevinçten havalara uçtum- ki eğer isteyen olursa onun da ufak bir incelemesini hazırlayabilirim. Üzerine bir de C9 beta davetiyesi gelince başımı kaldıramadım oyunlardan-elimde 5 adet C9 kodu daha bulunuyor epey bi zulaladım
Aslında the settlers 7 bundan yıllar önce çıkmasına rağmen ben hala saklıyorum onu. Aslında ismini pek fazla duyurabilmiş bir oyunda değil. Eğer ismini daha önce duymuşsanız: İyi haber siz o zamanlar 'kantır sıtrayk' dışında oyun oynamayan biri değildiniz, daha iyi haber siz Metin 2 dışında oyun oynamayan biri de değildiniz. Dönelim oyunumuza. Eğer anno serisinin herhangi bir oyununu gördüyseniz ve beğendiyseniz, the settlers tam size göre. Çünkü her şeyiyle çok daha gelişmiş. Eğer ben onu da duymadım derseniz kısaca bu türü açıklayayım.
Bir zamanlar populous vardı. Aşırı eski bir oyundu ve PC'yi ilk aldığım yıllar kurmuştum oyunu. Çok küçük olduğum için her oyunda yaptığım gibi deneme yanılma yoluyla oynamaya uğraşmıştım biraz biraz oynamıştım. İşte bu türün ilk örneklerindendi o oyun. The settlers 7'de asıl amacımız 10 nüfuslu bir yerleşim yerinin tüm kaynaklarını kullanarak koca koca şehirler haline getirip karşınıza çıkan her şeyi ve herkesi yok etmek. Kısacası oyunun tarifi bu ortaçağ şehir kurma simulasyonu gibi bir şey. Eğer ilginizi çektiyse hiç üzülmeyin bu türden soğumanızı sağlayacak daha onlarca neden var fakat tam tersi sizi iyice bağlayabilir de
Şehir kurmaktan bahsetmişken, dediğim gibi 10 nüfuslu bir yerde taverna, inşa binası, saray ve depo gibi önemli binalarla başlıyoruz oyuna ve tabii yeterli kaynakla. Bu kaynakları kullanarak önce oduncu barkası sonra bu odunu kalas haline getirecek binayı sonra taş madeni, tarla, yel değirmeni ve balıkçı baraksı gibi önemli yerleri açıyor ve ilk kaynaklarımızı toplamaya başlıyoruz. Tabii öyle yoktan var olmuyor binalar Anno'daki gibi. Bunun için inşa binasında boş bir usta bulunmalı, bu gidip depodan yeterli malzemeyi almalı, yavaş yavaş inşa alanına gidip yine yavaş yavaş binayı parça parça yapmalı. Bunda sonra oraya çalışacak işsiz biri gelip çalışmaya başlamalı. İşte böyle çetrefilli bir oyun. Yeterli kaynağa sahip olduktan sonra daha çok insan için evler yapmalısınız. Evlerin de yanlarına fırın gibi çeşitli binalar açabiliyoruz. Artık her şey güzel, kaynağınız var, halk mutlu, her şey güzel, sıra geldi orduya, yani en çetrefilli kısma. Öncelikle ordu para ve silah istiyor. Fakat silah için uğraşmak istemiyorum derseniz parasını verip alabilirsiniz de.
Ordu kurmak için…
Napoleon ne demiş?Yenile yenile, yenmeyi öğrendim…Fakat bunun konumuzla alakası yok bizim için daha önemlisi para para para…
Öncelikle altın madeni bulup işletmeliyiz sonra bunu eritmek için ya kömür madeni kurmalıyız ya da odunu yakıp odun kömürü yapmalıyız sonra bir villa kurup yanına altın işleme dükkanı(kuyumcu gibi bir şey işte) açmalıyız-ki villadakilerin çalışması için gereken fancy foodu nasıl üreteceğinize hiç girmeyeyim. Ondan sonra her şey biriktikten sonra onlarca ev yapmalıyız ki nüfus çoğalsın ve biz onları askere alalım. Nüfus da çoğaldıktan sonra artık insanları askere alabiliriz. Sonra istediğimiz generali seçip işgal etmek istediğimiz yere tıklıyoruz. Ordu gidiyor, bir müddet savaşıyor ve yenerseniz general kaleye girip ordunun gücüne bağlı olarak yavaş yavaş kaleyi alıyor-ki bu sırada biri saldırırsa önce savaşıp, sonra bu süreci yeniden başlatmak zorundasınız.
Tabii oyundaki tek derdiniz ordu değil, hatta ordu en ufak sorunlardan diyebilirim. Oyundaki en önemli husus: ekonomi. Eğer ekonominiz sağlam olursa oyunda her zaman başarılı olursunuz. Fakat o kadar kolay değil bu ekonomi meselesi. Mesela ticaret dahi başlı başına saatlerce uğraşıp, zar zor öğrenebileceğiniz bir şey. Sonra insanlara yiyecek sağlamalı, yeni madenler bulmalı, orduyu sağlam tutmalı, şehri korumalı, madenler bitince ne yapabileceğinizi düşünmeli ve binaları öyle yerlere yerleştirmelisiniz ki insanlarınız hiçbir sıkıntı çekmemeli. Olası sorunları düşünelim; mesela tool bitti ve ne bir demir madeniniz bulunuyor, ne de tool alacak paranız. Artık, tüm işçiler işi bırakacak ve sizden tool istemeye başlayacaklar. Sizin de elinizden bir şey gelmediği için ülkeniz yavaş yavaş batacak. Dikkat edin, batmanız bile yavaş yavaş…
Özetleyecek olursak oyun acayip sabır isteyen bir oyun. Onlarca kez yeniden başlamak gerekebiliyor bazen. Aslında daha anlatacak aşırı fazla şey var fakat şöyle geriye baktım da destan yazmışım
Grafiklere gelecek olursak; öncelikle şehirde yapılan her şeyi, ekmek yapımından, para basımına kadar yüzlerce animasyon, yüzlerce çeşitte bina, mükemmel detaylı çevre, çok güzel su efekti, özellikle bina yapımı ve savaşları da katarsak tadından yenmez diyorum fakat yapraklardaki sorunları falan işin içine katınca notum 9/10 oluyor.
Seslerden bahsetmeye dahi gerek yok 10/10 veriyor ve geçiyorum.(Bence deneyip görmelisiniz. Mükemmel sesleri var.)
Oynanılabilirlik açısından ise binaları özgür kuramamamız gibi nedenlerden dolayı 8/10 veriyorum.
Genele gelecek olursak 9/10'dan çok daha fazlasını hak eden bir oyun fakat dediğim gibi çoğusu Age of Empires mantğıyla(Orduyu kur saldır ve beş dakikada oyunu zahmetsiz bitir) hareket ettiği için, bu oyuna rağbet azaldı ve puanları da düştü.
İncelemem bitmiştir. Eğer benden inceleme isterseniz bir hafta içinde forumda yayınlanmış olur. Yakında League of Legends incelemesi geliyor.(Şu an yapım aşamasında