- Katılım
- 23 Aralık 2011
- Mesajlar
- 29,661
- Reaksiyon puanı
- 13,171
- Puanı
- 1,060
Anlaşılan o ki; jüri, televizyon ürünlerinin
zanaatına pek önem vermiyor; birkaç
istisna hariç tabii.
Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Antalya
Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) tarafından
düzenlenen Antalya Televizyon Ödülleri,
jürisiyle, dağıttığı ödüllerle magazinin
tuzağına bir güzel düşmüş görünüyordu.
Magazin Gazetecileri Derneği, yarışma
yapıp böyle ödüller dağıtsa sonuç
neredeyse aynı olurdu herhalde.
Kısaca, Antalya Belediyesi'nin kurumsal
bir kültür merkezi, kriter belirleyen bir
erk olarak kamunun önüne çıkması;
kendisini gerçeğin, doğrunun ve güzelin
üst düzey bir seçicisi olarak sunmasının
bir gerçekliği yok bu durumda.
Çünkü anlaşılan o ki, bu yarışmadaki
gerçeklik, magazin medyası kaynaklı. Jüri
de, bu medyanın kendi kriterlerine göre
hareket etmiş, en azından dolaylı olarak
etkisi altında kalmış gözüküyor.
O kadar ki, aslında bir sitcom olan Yalan
Dünya, En İyi Komedi Dizisi dalında '
senaryo hariç' neredeyse bütün ödülleri
topladı mesela. Gupse Özay dışında,
dizinin aldığı bütün ödüller, bütünüyle
magazin yaklaşımın ürünleridir bence.
Telesiyej, daha önce şunları yazmıştı
Yalan Dünya hakkında: 'Kocabaş
Ailesi'nin hiçbir ferdi doğal değildir.
Gerçekliğe uymuyor. Bu yüzden de komik
değiller; damat (Olgun Şimşek) komik
olmaya çalışırken, hayli sıkıcı oluyor
mesela, bence bir numaralı karikatür
damat 'ki, o kadar iyi bir oyuncudur
Olgun Şimşek'. Evin oğlu Rıza (Beyazıt
Öztürk) komik olmak için çırpınıp
duruyor, ama bir an bile gülümsetemiyor.
Ailenin problemli torunu Orçun'dan (Bartu
Küçükçağlayan) bir ters komedi çıkması
beklenmiş belli ki, ama ne idüğü belirsiz
bir karakter çıkmış sadece ortaya. Gülse
Birsel, fena halde "komik olmayı"
oynuyor, ama hiç iyi bir yol değildir bu:
onca mimik, el kol beden savrulması iyi
sonuç vermez, yorar sadece seyirciyi.
İlgimi çeken oyuncu sadece ve sadece
Nurhayat rolündeki Gupse Özay. Bu
oyuncunun başarısı da bence büyünüyle
kendi eseri, karakterin fazla bir payı
olduğunu düşünmüyorum. Kısaca Yalan
Dünya, tıkanık bir mizaha hapsolmuş
bence. Çünkü gerçeklikten kopuk bir
dramaturjik çalışma yapılmış izlenimini
veriyor. Bu bir durum komedisi, ne olacak
demeyin, gerçekliğe sadakat her şeyden
önce komedi için gereklidir!"
Bir sitcom olan Yalan Dünya'nın, en iyi
komedi dizisi dalında -haksız olarak-
birlikte yarıştığı, -bana göre- Türkiye'nin
gelmiş geçmiş en iyi komedi dizisi olan
Leyla ile Mecnun, sadece senaryo ödülü
alabildi Antalya'da. Neticede Leyla ile
Mecnun bir TRT dizisiydi ve magazin
medyasını besleyecek star oyuncuları
yoktu.
Leyla ile Mecnun, senaryosu zekice
kotarılmış.. sokakta yaşananlara daha
çok ağırlık veren, hayatın manasını
manasızlıkta arayan, ama bunu da belirli
bir rasyonele oturtan bir komedidir.
Gerçek, rüya, menkıbe, masal, mizah..
bunların hepsi espritüel bir potada
güzelce eritilmiş, halhamur olmuş, sonra
da hepsi başarılı olan oyuncuların elinde
biçimlenmiştir. Dizinin -ara sıra
mecburiyetten değişse de-yönetmenleri
ve ekibi de, kendi zanaatları içinde bu
absürditeye zenginlik katmışlardı. Leyla
ile Mecnun, esprisi bol, sıcak gaglara
sahip, yıldırım aşka saygı gösteren,
kadim kültürel değerlerden ve figürlerden
de destek alan, komedisini abartmadan
sunan modern bir komedi dizisidir. Ve ona
rakip olabilecek bir başka komedi dizisi
de yoktur şu anda bana göre.
Ve Leyla ile Mecnun gibi bir komedi dizisi
varken, Yalan Dünya gibi bir sitcom'un
ödülleri toplaması da, Antalya
Televizyon Ödülleri'nin, fena halde
magazin medyasının etkisinde olduğunu
gösterir
zanaatına pek önem vermiyor; birkaç
istisna hariç tabii.
Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Antalya
Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) tarafından
düzenlenen Antalya Televizyon Ödülleri,
jürisiyle, dağıttığı ödüllerle magazinin
tuzağına bir güzel düşmüş görünüyordu.
Magazin Gazetecileri Derneği, yarışma
yapıp böyle ödüller dağıtsa sonuç
neredeyse aynı olurdu herhalde.
Kısaca, Antalya Belediyesi'nin kurumsal
bir kültür merkezi, kriter belirleyen bir
erk olarak kamunun önüne çıkması;
kendisini gerçeğin, doğrunun ve güzelin
üst düzey bir seçicisi olarak sunmasının
bir gerçekliği yok bu durumda.
Çünkü anlaşılan o ki, bu yarışmadaki
gerçeklik, magazin medyası kaynaklı. Jüri
de, bu medyanın kendi kriterlerine göre
hareket etmiş, en azından dolaylı olarak
etkisi altında kalmış gözüküyor.
O kadar ki, aslında bir sitcom olan Yalan
Dünya, En İyi Komedi Dizisi dalında '
senaryo hariç' neredeyse bütün ödülleri
topladı mesela. Gupse Özay dışında,
dizinin aldığı bütün ödüller, bütünüyle
magazin yaklaşımın ürünleridir bence.
Telesiyej, daha önce şunları yazmıştı
Yalan Dünya hakkında: 'Kocabaş
Ailesi'nin hiçbir ferdi doğal değildir.
Gerçekliğe uymuyor. Bu yüzden de komik
değiller; damat (Olgun Şimşek) komik
olmaya çalışırken, hayli sıkıcı oluyor
mesela, bence bir numaralı karikatür
damat 'ki, o kadar iyi bir oyuncudur
Olgun Şimşek'. Evin oğlu Rıza (Beyazıt
Öztürk) komik olmak için çırpınıp
duruyor, ama bir an bile gülümsetemiyor.
Ailenin problemli torunu Orçun'dan (Bartu
Küçükçağlayan) bir ters komedi çıkması
beklenmiş belli ki, ama ne idüğü belirsiz
bir karakter çıkmış sadece ortaya. Gülse
Birsel, fena halde "komik olmayı"
oynuyor, ama hiç iyi bir yol değildir bu:
onca mimik, el kol beden savrulması iyi
sonuç vermez, yorar sadece seyirciyi.
İlgimi çeken oyuncu sadece ve sadece
Nurhayat rolündeki Gupse Özay. Bu
oyuncunun başarısı da bence büyünüyle
kendi eseri, karakterin fazla bir payı
olduğunu düşünmüyorum. Kısaca Yalan
Dünya, tıkanık bir mizaha hapsolmuş
bence. Çünkü gerçeklikten kopuk bir
dramaturjik çalışma yapılmış izlenimini
veriyor. Bu bir durum komedisi, ne olacak
demeyin, gerçekliğe sadakat her şeyden
önce komedi için gereklidir!"
Bir sitcom olan Yalan Dünya'nın, en iyi
komedi dizisi dalında -haksız olarak-
birlikte yarıştığı, -bana göre- Türkiye'nin
gelmiş geçmiş en iyi komedi dizisi olan
Leyla ile Mecnun, sadece senaryo ödülü
alabildi Antalya'da. Neticede Leyla ile
Mecnun bir TRT dizisiydi ve magazin
medyasını besleyecek star oyuncuları
yoktu.
Leyla ile Mecnun, senaryosu zekice
kotarılmış.. sokakta yaşananlara daha
çok ağırlık veren, hayatın manasını
manasızlıkta arayan, ama bunu da belirli
bir rasyonele oturtan bir komedidir.
Gerçek, rüya, menkıbe, masal, mizah..
bunların hepsi espritüel bir potada
güzelce eritilmiş, halhamur olmuş, sonra
da hepsi başarılı olan oyuncuların elinde
biçimlenmiştir. Dizinin -ara sıra
mecburiyetten değişse de-yönetmenleri
ve ekibi de, kendi zanaatları içinde bu
absürditeye zenginlik katmışlardı. Leyla
ile Mecnun, esprisi bol, sıcak gaglara
sahip, yıldırım aşka saygı gösteren,
kadim kültürel değerlerden ve figürlerden
de destek alan, komedisini abartmadan
sunan modern bir komedi dizisidir. Ve ona
rakip olabilecek bir başka komedi dizisi
de yoktur şu anda bana göre.
Ve Leyla ile Mecnun gibi bir komedi dizisi
varken, Yalan Dünya gibi bir sitcom'un
ödülleri toplaması da, Antalya
Televizyon Ödülleri'nin, fena halde
magazin medyasının etkisinde olduğunu
gösterir