FK12 Lovers of the Arctic Circle / Kutup Çizgisi Aşıkları (1998) - Film Yorumları

bazinga

Admin
Konu Sahibi
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
89,309
Reaksiyon puanı
45,831
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com



1627495911266.png



Los amantes del Círculo Polar / Lovers of the Arctic Circle


Tür:
Dram, Gizem, Romantik
Süre: 112 dakika

Yönetmen: Julio Medem
Senaryo: Julio Medem

Oyuncular:
Najwa Nimri
Fele Martínez
Nancho Novo

IMDb Linki


Puanlar:
IMDb: 7.7/10
Rotten Tomatoes: 81%

Filmin Fragmanı:



Filmle ilgili yorumlarınızı bu başlık altından yapabilirsiniz.


 
  • Harika
Reactions: Angelica

Araf

Emekli
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
35,091
Reaksiyon puanı
18,376
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Otto ile Ana'nın hikayesini izliyoruz filmde, filmdeki hikaye çift hikaye şeklinde aktarılıyor. Filmde iki anlatıcı var, aynı zamanda iki kişinin de monologları. Filmi büyücü kılan da işte bu. İçinde tesadüfi şeyler geçiyor ama büyüleyici bir şekilde geçiyor. Çocukluktan gençliğe uzanan tesadüfi olaylar silsilesi...

Film kurgusal anlamda çok iyi. Olay üstüne olay geçmiyor, iki karakter üzerinden birbirini tamamlayan hikayeler aktarılıyor. Romantik tarzda bir film ama klasikleşmiş romantik filmlerin dışında. Sonlara doğru bence biraz düşüşe geçiyor ama yine de başarılı bir romantik filmdi. Romantik olmasının yanı sıra dram ve gizem türü içerisine de giriyor. Julio Medem, doksanlı yıllarda başarılı bir işe imza atmış kısacası. Film içerisinde İspanya'yı ve özellikle de Finlandinya'nın doğa güzelliklerini görmek mümkün.

Otto ile Ana okudukları andan itibaren birbirlerine aşıktır, sonra da anne ile babaları evlenir ve üvey kardeş olurlar. İkisinin birbirlerine olan sevdaları filmin akışını belirliyor ve hatta anne ile babalarının ilişkilerini de belirliyor. Otto'nun isminin dedesinin bir Alman pilotu kurtarmasından gelmesi de Otto'yu pilot olmaya itiyor. Ama Otto ile ilgili en dikkat çekici nokta, annesinin hayatını kaybetmesi ve sonrasında gelen kopma oluyor. Zira o kopma öyle büyük bir kopma ki, onu pilot olmaya itiyor ve Ana'nın hayatını da etkiliyor, ikisinin kaderi Finlandiya'ya kadar taşınıyor.

8/10

07.07.2021
 

Tolstoyevski

Süper Mod.
♫ MusicSurvivor Şampiyonu ♫
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
22,168
Reaksiyon puanı
36,507
Puanı
1,061
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est 🏴‍☠️☠️🍂
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com


Şiir gibi film dedikleri türden, harika bir "his" filmiydi. İzlediğim en iyi ve etkileyici dram-romantik filmler içerisine girdi. Bu tür filmleri oldum olası severim ve bu da onların en güzel örneklerinden biriydi.

İmkansız aşk, yasak aşk ve kader-rastlantı kavramları üzerine çizilmiş bir teması var. Ama sadece özgün işlenişi ve kurgusu değil, yönetmenliği de müthiş. Filmin ruhuna çok güzel hitap eden bir çalışma bütünlüğü var. Görsel olarak da iç açıcı ve şahane sahneler söz konusu.

Yer yer Mr.Nobody ve Love Me If You Dare filmlerine benzerliği söz konusu, ki ikisinden de önce bu film çekilmiş. Yani bu film Mr.Nobody'a kısmen ilham olmuş bile olabilir. Bu filmi sevmiş olan o iki filmi de rahatça sever tabii...

Filmin beşte üçlük kısmı oldukça sürükleyici ilerliyor, son çeyreğe doğru temponun düştüğü net hissediliyor ama yine de son kısmı da kendi başına apayrı bir güzelliğe ve yoğun duyguya sahip.

Bundan sonrası kısmi spoilere girer,

Filmdeki o saf çocukluk aşkı oldukça hoş ve insanın içine işleyen türdendi. Üvey kardeşler arasındaki yasak aşk olayı bile olsa filmin işlenişi o kadar naif ki işte her şeye rağmen aşk böyle bir şey dedirtiyor.

Bu filmde kullanılan birçok motif var ve neredeyse hepsi birbirine bağlı. Kağıt ya da gerçek uçaklar olsun, otobüs figürü olsun, en çok da "geometri" detayı. Otto ile Ana'nın (Bu arada Ana yerine Anna olsaydı ismi bence daha da uyumlu ve güzel olurdu) sadece isimleri değil, kaderleri de geometrik. Ana'nın babası ölüyor, Otto'nun annesi. Ana, baba figürünü Otto'da bulurken Otto ise kayak kazası geçirdiği esnada "annem olur musun" diye düşünerek belli ediyor anne figürünü Ana'da bulduğunu. Ki Elektra ve Oedipus komplekslerinin işlendiğini de hissediyoruz bu sahnelerde.


Filmde sadece yasak aşk romantizmini değil, aynı zamanda vicdan azabını da derinlemesine hissediyoruz. Bu da Otto'nun aşkı uğruna annesini terk etmesinden bir süre sonra annesinin ölmesi ve bu yüzden Otto'nun kendini suçlayıp derinlemesine vicdan azabı çekmesi, kafasını duvarlara vurmasında görülüyor. Bu noktada film, insana çok rahat empati kurdurabiliyor. Otto'nun yerinde olsaydım? Kesinlikle ben de dayanılmaz bir vicdan azabı çekerdim, çok korkunç bir yük. Ama keşke annesine durumu söyleseydi, annesi anlayışla karşılardı bence... Böylece her şey daha farklı olabilirdi.

Bu yüzden tüm o tutkulu aşkına rağmen o korkunç vicdan azabından dolayı Ana'dan ayrılıp uzaklara kaçması gayet normal gözüküyor.

Yönetmen aşkı ve hayatı tesadüflere dayandırdığı için (Bu arada bizim Aşk Tesadüfleri Sever'e bile ilham olmuş olabilir bu film) tesadüfler zinciri filmin asıl işlevini oluşturuyor ve bunu zaten Ana'nın monolog sahnelerinden sıkça duyuyoruz. Ama can alıcı fark, bu tesadüfler klişe tesadüflere pek yol açmıyor. Mesela açık hava kafe sahnesinde yan yana olmalarına rağmen birbirlerine rastlayamıyorlar ve hayatları başka çizgi şekilleniyor. Ya da Otto tıpkı hikayedeki gibi ağaçta mahsur kaldığında onu kurtaran kişi Ana olmuyor, hemen ağaçtan kurtarıp öpüşmüyorlar doyasıya Hollywood filmlerinin aksine. İşte böyle detaylar da romantizm temasına gerçekçilik katıyor.

Hediye seçme sahnesinde o kasiyer kızın bunların kardeş olduğunu öğrendikten sonraki o hayret etmiş bakışı da komikti bu arada. Keşke ikisinden biri üveyiz diye fısıldasaydı kızcağıza, hayatının şokunu yaşamıştır.


Filmin son sahnesi ise yönetmenin "isteyen şöyle isteyen böyle bittiğini düşünsün, sonunu seyircilere bırakıyorum" amaçlı yapılan klasik açık kapı ve çift yönlü final. Aslında filmin nasıl bittiği az çok belli, birbirlerine tam kavuşacaklarken Ana'ya otobüs çarpması sonucu Ana ölüyor ve ölmek üzereyken göz bebeklerinin büyüdüğü sahnede Ana'nın gözlerinden o bizim alternatif son olarak gördüğümüz kavuşma sahnesini izliyoruz onun zihninden (Enter The Void de buna benzer bir yöntem kullanmıştı) Ama yine de isteyen aslında finalde her şeyin nihayet yolunda gittiğini ve iki aşığın kavuştuklarını da düşünebiliyor ve böylesi bu film adına daha iyi aslında. Çünkü ne olursa olsun insan öyle bir mutlu sonla bitmiş olmasını istiyor filmin ve bu alternatif sonu görebilmek de bu yüzden iyi.

Bana kalırsa aslında Otto da o uçak kazasında ölüyor. Paraşütle atlayıp tıpkı isminin seçilme hikayesindeki gibi ağaçtan kurtarılması vb. o ölmeden önce Otto'nun gözlerinden gördüğümüz hayali sahneler. Ama Otto uçak kazasında ölüyorsa nasıl ölmeden önce Ana'nın da otobüs kazası sonucu öleceğini görüyor diye sorulursa iş çıkmaza biniyor tabii. Tek mantıklı cevap filmin o noktada mistik-metafizik bir aşk boyutuna ulaştığı, aşkın gücünden dolayı Ana'nın da öleceğini hissedebildiğini ve belki de o kavuşma sahnesinin her ikisinin de ruhu olduğunu... Yok işin içinden çıkamayız, o yüzden en iyisi sadece Ana öldü, Otto ise uçak kazasına ölmedi (ama Ana'nın ölümünü izledikten sonra kesin intihar etmiştir) diye kapatabiliriz.


Son olarak, filmde iki şey tam kafama oturmadı. Birincisi, Otto'nun kayak kazası yaptığı ilk sahnede kendisini kurtarıp bir kulübeye götüren o adam ve daha sonra onunla anne sıcaklığıyla ilgilenen o kadın kimdi. İkinci ise filmin sonlarına doğru Otto'nun babası, Otto'ya "eğer Ana'yla kardeş olabilmeyi başarsaydınız yuvamız yıkılmazdı" tarzı bir sitem ediyor. Yani babası o ikisinin aşkının farkında mıydı acaba o noktaya tam emin olamadım.


8.7
 

Araf

Emekli
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
35,091
Reaksiyon puanı
18,376
Puanı
1,060
Konum
Aydın


Şiir gibi film dedikleri türden, harika bir "his" filmiydi. İzlediğim en iyi ve etkileyici dram-romantik filmler içerisine girdi. Bu tür filmleri oldum olası severim ve bu da onların en güzel örneklerinden biriydi.

İmkansız aşk, yasak aşk ve kader-rastlantı kavramları üzerine çizilmiş bir teması var. Ama sadece özgün işlenişi ve kurgusu değil, yönetmenliği de müthiş. Filmin ruhuna çok güzel hitap eden bir çalışma bütünlüğü var. Görsel olarak da iç açıcı ve şahane sahneler söz konusu.

Yer yer Mr.Nobody ve Love Me If You Dare filmlerine benzerliği söz konusu, ki ikisinden de önce bu film çekilmiş. Yani bu film Mr.Nobody'a kısmen ilham olmuş bile olabilir. Bu filmi sevmiş olan o iki filmi de rahatça sever tabii...

Filmin beşte üçlük kısmı oldukça sürükleyici ilerliyor, son çeyreğe doğru temponun düştüğü net hissediliyor ama yine de son kısmı da kendi başına apayrı bir güzelliğe ve yoğun duyguya sahip.

Bundan sonrası kısmi spoilere girer,

Filmdeki o saf çocukluk aşkı oldukça hoş ve insanın içine işleyen türdendi. Üvey kardeşler arasındaki yasak aşk olayı bile olsa filmin işlenişi o kadar naif ki işte her şeye rağmen aşk böyle bir şey dedirtiyor.

Bu filmde kullanılan birçok motif var ve neredeyse hepsi birbirine bağlı. Kağıt ya da gerçek uçaklar olsun, otobüs figürü olsun, en çok da "geometri" detayı. Otto ile Ana'nın (Bu arada Ana yerine Anna olsaydı ismi bence daha da uyumlu ve güzel olurdu) sadece isimleri değil, kaderleri de geometrik. Ana'nın babası ölüyor, Otto'nun annesi. Ana, baba figürünü Otto'da bulurken Otto ise kayak kazası geçirdiği esnada "annem olur musun" diye düşünerek belli ediyor anne figürünü Ana'da bulduğunu. Ki Elektra ve Oedipus komplekslerinin işlendiğini de hissediyoruz bu sahnelerde.


Filmde sadece yasak aşk romantizmini değil, aynı zamanda vicdan azabını da derinlemesine hissediyoruz. Bu da Otto'nun aşkı uğruna annesini terk etmesinden bir süre sonra annesinin ölmesi ve bu yüzden Otto'nun kendini suçlayıp derinlemesine vicdan azabı çekmesi, kafasını duvarlara vurmasında görülüyor. Bu noktada film, insana çok rahat empati kurdurabiliyor. Otto'nun yerinde olsaydım? Kesinlikle ben de dayanılmaz bir vicdan azabı çekerdim, çok korkunç bir yük. Ama keşke annesine durumu söyleseydi, annesi anlayışla karşılardı bence... Böylece her şey daha farklı olabilirdi.

Bu yüzden tüm o tutkulu aşkına rağmen o korkunç vicdan azabından dolayı Ana'dan ayrılıp uzaklara kaçması gayet normal gözüküyor.

Yönetmen aşkı ve hayatı tesadüflere dayandırdığı için (Bu arada bizim Aşk Tesadüfleri Sever'e bile ilham olmuş olabilir bu film) tesadüfler zinciri filmin asıl işlevini oluşturuyor ve bunu zaten Ana'nın monolog sahnelerinden sıkça duyuyoruz. Ama can alıcı fark, bu tesadüfler klişe tesadüflere pek yol açmıyor. Mesela açık hava kafe sahnesinde yan yana olmalarına rağmen birbirlerine rastlayamıyorlar ve hayatları başka çizgi şekilleniyor. Ya da Otto tıpkı hikayedeki gibi ağaçta mahsur kaldığında onu kurtaran kişi Ana olmuyor, hemen ağaçtan kurtarıp öpüşmüyorlar doyasıya Hollywood filmlerinin aksine. İşte böyle detaylar da romantizm temasına gerçekçilik katıyor.

Hediye seçme sahnesinde o kasiyer kızın bunların kardeş olduğunu öğrendikten sonraki o hayret etmiş bakışı da komikti bu arada. Keşke ikisinden biri üveyiz diye fısıldasaydı kızcağıza, hayatının şokunu yaşamıştır.


Filmin son sahnesi ise yönetmenin "isteyen şöyle isteyen böyle bittiğini düşünsün, sonunu seyircilere bırakıyorum" amaçlı yapılan klasik açık kapı ve çift yönlü final. Aslında filmin nasıl bittiği az çok belli, birbirlerine tam kavuşacaklarken Ana'ya otobüs çarpması sonucu Ana ölüyor ve ölmek üzereyken göz bebeklerinin büyüdüğü sahnede Ana'nın gözlerinden o bizim alternatif son olarak gördüğümüz kavuşma sahnesini izliyoruz onun zihninden (Enter The Void de buna benzer bir yöntem kullanmıştı) Ama yine de isteyen aslında finalde her şeyin nihayet yolunda gittiğini ve iki aşığın kavuştuklarını da düşünebiliyor ve böylesi bu film adına daha iyi aslında. Çünkü ne olursa olsun insan öyle bir mutlu sonla bitmiş olmasını istiyor filmin ve bu alternatif sonu görebilmek de bu yüzden iyi.

Bana kalırsa aslında Otto da o uçak kazasında ölüyor. Paraşütle atlayıp tıpkı isminin seçilme hikayesindeki gibi ağaçtan kurtarılması vb. o ölmeden önce Otto'nun gözlerinden gördüğümüz hayali sahneler. Ama Otto uçak kazasında ölüyorsa nasıl ölmeden önce Ana'nın da otobüs kazası sonucu öleceğini görüyor diye sorulursa iş çıkmaza biniyor tabii. Tek mantıklı cevap filmin o noktada mistik-metafizik bir aşk boyutuna ulaştığı, aşkın gücünden dolayı Ana'nın da öleceğini hissedebildiğini ve belki de o kavuşma sahnesinin her ikisinin de ruhu olduğunu... Yok işin içinden çıkamayız, o yüzden en iyisi sadece Ana öldü, Otto ise uçak kazasına ölmedi (ama Ana'nın ölümünü izledikten sonra kesin intihar etmiştir) diye kapatabiliriz.


Son olarak, filmde iki şey tam kafama oturmadı. Birincisi, Otto'nun kayak kazası yaptığı ilk sahnede kendisini kurtarıp bir kulübeye götüren o adam ve daha sonra onunla anne sıcaklığıyla ilgilenen o kadın kimdi. İkinci ise filmin sonlarına doğru Otto'nun babası, Otto'ya "eğer Ana'yla kardeş olabilmeyi başarsaydınız yuvamız yıkılmazdı" tarzı bir sitem ediyor. Yani babası o ikisinin aşkının farkında mıydı acaba o noktaya tam emin olamadım.


8.7
Filmin bir yandan sevileceğini tahmin ediyordum da, benim puanımı geçilmesi ve benden uzun yorum yapılması sürpriz oldu. :D Aynen, ben de Mr. Nobody tadı almıştım yorumda belirtmesem de. Film kulübünde bir tek ben 10/10 puan vermiştim filme, hiç unutmam. En sevdiğim filmlerden birisi. :D Nemo ve Otto karakterleri birbirine benziyor. :)

Film hakkında:
Kayak kazasını atlayalım, o dediğim kafamda tam olarak canlanmadı. :D Babası tabii ki farkındaydı, farkında olmasa bile parçaları birleştirmiştir. Sonuç olarak çocukluğundan başladı her şey, büyüdüler yine yan yanalar, hatta sırf evde Ana için kalmaya başlamıştı Otto. O kopuşa kadar da kalmaya devam etti. Birbirlerine karşı sevgileri bir kardeşten çok öteydi. Ana'nın, Otto gittikten sonra gösterdiği reaksiyon bile başlı başına ne olduğunu kanıtlıyor. Otto gitince Ana ile koptular, sonrasında Ana'nın annesi de koptu babasından. Binevi Otto ile Ana birbirlerine bağlı olarak kalsaydılar, mecburen Ana'nın annesi de evli olarak kalacaktı belki de. Mantıklı bir noktaya parmak basıyor babası ama bilmiyor ki, çocukluğundan beri, hatta evlenmelerinden çok önce de aşıktı Otto, Ana'ya.

Film kurgu anlamında çok iyi, orası bir gerçek. :)
 
  • Beğendim
Reactions: Tolstoyevski

Tolstoyevski

Süper Mod.
♫ MusicSurvivor Şampiyonu ♫
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
22,168
Reaksiyon puanı
36,507
Puanı
1,061
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est 🏴‍☠️☠️🍂
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
Filmin bir yandan sevileceğini tahmin ediyordum da, benim puanımı geçilmesi ve benden uzun yorum yapılması sürpriz oldu. :D Aynen, ben de Mr. Nobody tadı almıştım yorumda belirtmesem de. Film kulübünde bir tek ben 10/10 puan vermiştim filme, hiç unutmam. En sevdiğim filmlerden birisi. :D Nemo ve Otto karakterleri birbirine benziyor. :)

Film hakkında:
Kayak kazasını atlayalım, o dediğim kafamda tam olarak canlanmadı. :D Babası tabii ki farkındaydı, farkında olmasa bile parçaları birleştirmiştir. Sonuç olarak çocukluğundan başladı her şey, büyüdüler yine yan yanalar, hatta sırf evde Ana için kalmaya başlamıştı Otto. O kopuşa kadar da kalmaya devam etti. Birbirlerine karşı sevgileri bir kardeşten çok öteydi. Ana'nın, Otto gittikten sonra gösterdiği reaksiyon bile başlı başına ne olduğunu kanıtlıyor. Otto gitince Ana ile koptular, sonrasında Ana'nın annesi de koptu babasından. Binevi Otto ile Ana birbirlerine bağlı olarak kalsaydılar, mecburen Ana'nın annesi de evli olarak kalacaktı belki de. Mantıklı bir noktaya parmak basıyor babası ama bilmiyor ki, çocukluğundan beri, hatta evlenmelerinden çok önce de aşıktı Otto, Ana'ya.

Film kurgu anlamında çok iyi, orası bir gerçek. :)

Bu filmi sevdiysen şu klasikleşmiş filmi de belki sevebilirsin. Gerçi @Dosi pek sevmemişti yorumunda ama yine de iyi filmdi. :A

 
  • Güldürdün
Reactions: Dosi

Dosi

Süper Mod.
Katılım
10 Mart 2015
Mesajlar
75,556
Reaksiyon puanı
91,505
Puanı
1,060
Konum
SE
Bu filmi sevdiysen şu klasikleşmiş filmi de belki sevebilirsin. Gerçi @Dosi pek sevmemişti yorumunda ama yine de iyi filmdi. :A

Seni @Araf sanıp bu filmi zaten @Tolstoyevski bana önerdi diye yazacaktım :F
Kafam çok dağınık :eek:
 

Araf

Emekli
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
35,091
Reaksiyon puanı
18,376
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Bu filmi sevdiysen şu klasikleşmiş filmi de belki sevebilirsin. Gerçi @Dosi pek sevmemişti yorumunda ama yine de iyi filmdi. :A

İzlemiştim o filmi yıllar önce, biliyorum. Hatta o efsane son sahnesini unutamıyorum. :A
 

Tolstoyevski

Süper Mod.
♫ MusicSurvivor Şampiyonu ♫
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
22,168
Reaksiyon puanı
36,507
Puanı
1,061
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est 🏴‍☠️☠️🍂
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
  • Güldürdün
Reactions: Dosi and Araf

bazinga

Admin
Konu Sahibi
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
89,309
Reaksiyon puanı
45,831
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
Beklediğimden çok daha fazla sevdiğim bir film oldu, her yönüyle çok ilgi çekici bir filmdi...

Aslında bu film bir tavsiye üzerine 4-5 yıl önce listeme girmişti ve uzun süre orada beklemişti. Fakat sonra başlayıp da sıkıcı bulup yarıda bıraktım diye aklımda kalmış nedense. Fakat hafızam beni yanıltıyor olmalı çünkü gayet ilgi çekici bir girişi olan baştan sona çok sürükleyici bir filmdi...

Filmin özgün anlatım tarzı daha ilk sahnelerden hissediliyor. Çok hoş ve farklı bir tarzı var. Konusundan, olay örgüsünden ziyade filmi değerli kılan da bu.

Başroldeki Najwa Nimri, La Casa de Papel'in son sezonlarındaki gebe polismiş. :) Orada da beğenmiştim, burada da beğendim.

Son dönemde izlediğim en iyi filmlerden biriydi, ara sıra tekrar izlenecek filmler arasına aldım bile. :)

Etkinlikte bu filme oy kullananlara teşekkürler. :)

8/10
 

Araf

Emekli
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
35,091
Reaksiyon puanı
18,376
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Beklediğimden çok daha fazla sevdiğim bir film oldu, her yönüyle çok ilgi çekici bir filmdi...

Aslında bu film bir tavsiye üzerine 4-5 yıl önce listeme girmişti ve uzun süre orada beklemişti. Fakat sonra başlayıp da sıkıcı bulup yarıda bıraktım diye aklımda kalmış nedense. Fakat hafızam beni yanıltıyor olmalı çünkü gayet ilgi çekici bir girişi olan baştan sona çok sürükleyici bir filmdi...

Filmin özgün anlatım tarzı daha ilk sahnelerden hissediliyor. Çok hoş ve farklı bir tarzı var. Konusundan, olay örgüsünden ziyade filmi değerli kılan da bu.

Başroldeki Najwa Nimri, La Casa de Papel'in son sezonlarındaki gebe polismiş. :) Orada da beğenmiştim, burada da beğendim.

Son dönemde izlediğim en iyi filmlerden biriydi, ara sıra tekrar izlenecek filmler arasına aldım bile. :)

Etkinlikte bu filme oy kullananlara teşekkürler. :)

8/10
BluTV'nin filmlerinden birisini izledim az önce, 1998 yapımı olan "Lovers of the Arctic Circle" filmi. Çok iyiydi mesela. Hatta yorum olarak da geçireyim foruma, biraz da spoiler ekleyeyim. :D
BluTV listemde bulunuyor o film, aday adayı olacaktır. :D
Aday adaylıktan çıkarıp aday yapan sana da teşekkürler. :A

Seveceğini tahmin ediyordum ama 7.5 puan vereceğini düşünüyordum. Puanın yüksek geldi, şaşırtıcı. :D
 
  • Güldürdün
Reactions: bazinga

Tolstoyevski

Süper Mod.
♫ MusicSurvivor Şampiyonu ♫
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
22,168
Reaksiyon puanı
36,507
Puanı
1,061
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est 🏴‍☠️☠️🍂
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
Beklediğimden çok daha fazla sevdiğim bir film oldu, her yönüyle çok ilgi çekici bir filmdi...

Aslında bu film bir tavsiye üzerine 4-5 yıl önce listeme girmişti ve uzun süre orada beklemişti. Fakat sonra başlayıp da sıkıcı bulup yarıda bıraktım diye aklımda kalmış nedense. Fakat hafızam beni yanıltıyor olmalı çünkü gayet ilgi çekici bir girişi olan baştan sona çok sürükleyici bir filmdi...

Filmin özgün anlatım tarzı daha ilk sahnelerden hissediliyor. Çok hoş ve farklı bir tarzı var. Konusundan, olay örgüsünden ziyade filmi değerli kılan da bu.

Başroldeki Najwa Nimri, La Casa de Papel'in son sezonlarındaki gebe polismiş. :) Orada da beğenmiştim, burada da beğendim.

Son dönemde izlediğim en iyi filmlerden biriydi, ara sıra tekrar izlenecek filmler arasına aldım bile. :)

Etkinlikte bu filme oy kullananlara teşekkürler. :)

8/10

İzlerken bu kadını bir yerden tanıyor gibiyim diyordum ama aklıma hiç LCDP'deki hamile polis kadın gelmemişti, üstelik o karakteri de sevmiştim baya bu yüzden şaşırdım :A

20200916d185d8cb71b7ccf44_th_1024x0.jpg
 
  • Güldürdün
Reactions: bazinga

Tolstoyevski

Süper Mod.
♫ MusicSurvivor Şampiyonu ♫
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
22,168
Reaksiyon puanı
36,507
Puanı
1,061
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est 🏴‍☠️☠️🍂
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com

Tolstoyevski

Süper Mod.
♫ MusicSurvivor Şampiyonu ♫
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
22,168
Reaksiyon puanı
36,507
Puanı
1,061
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est 🏴‍☠️☠️🍂
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
@Dosi'den 8.5 ya da 9 puan bekliyorum. Ben 8-9 arasında kalmıştım puan kullanırken zaten, yüksek puan vermelik bir film bence. :D
Nice yüksek beklediklerime düşük puan verdiği oldu, buna da 7 civarı ve altında verirse şaşırmam ama yüksek puan da verebilir tabii :A @Dosi
 
  • Güldürdün
Reactions: Dosi and Araf

Araf

Emekli
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
35,091
Reaksiyon puanı
18,376
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Nice yüksek beklediklerime düşük puan verdiği oldu, buna da 7 civarı ve altında verirse şaşırmam ama yüksek puan da verebilir tabii :A @Dosi
Filmin bir tarafı İskandinavya, ilgisini çeker bence o detay bile. Kurgusu ilgisini çeker, sıradan bir romantik film olmaması ilgisini çeker, yani bence ilgisini çeker. :D
 
  • Güldürdün
Reactions: Tolstoyevski

Tolstoyevski

Süper Mod.
♫ MusicSurvivor Şampiyonu ♫
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
22,168
Reaksiyon puanı
36,507
Puanı
1,061
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est 🏴‍☠️☠️🍂
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
Filmin bir tarafı İskandinavya, ilgisini çeker bence o detay bile. Kurgusu ilgisini çeker, sıradan bir romantik film olmaması ilgisini çeker, yani bence ilgisini çeker. :D
Laponya'yı daha önce duymamıştım bu arada ama @Dosi duymuş olabilir, tüm gün gündüz oluyormuş yılın bir dönemi :A

Love Me If You Dare de sıradan romantik filmlerden değildi ama onu beğenmemişti tam :( :A
 
  • Güldürdün
Reactions: Araf and Dosi

Araf

Emekli
Katılım
25 Temmuz 2011
Mesajlar
35,091
Reaksiyon puanı
18,376
Puanı
1,060
Konum
Aydın
Laponya'yı daha önce duymamıştım bu arada ama @Dosi duymuş olabilir, tüm gün gündüz oluyormuş yılın bir dönemi :A

Love Me If You Dare de sıradan romantik filmlerden değildi ama onu beğenmemişti tam :( :A
Komşu ülke sonuç olarak, duymuştur illa ki. :D

O ayrı, bu ayrı. Bu film, o filmden bile farklı. :D