- Katılım
- 26 Ekim 2007
- Mesajlar
- 43
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanı
- 53
- Konum
- Izmir
- Web Sitesi
- 3sayi.gettalk.net
Doom 3'ün vaadettiği korku öğeleriyle, HL-2'nin fiziksel yapısı birleşince! Biz buna F.E.A.R. diyoruz...
Genel : 92
Grafik : 90
Ses : 90
Oynanabilirlik : 94
ARTILARI:Muhteşem atmosfer!, kaliteli grafikler ve sesler, ayrıca çok başarılı görüntü efektleri. Korku öğeleriyle süslenmiş oldukça etkileyici bir kurgu...
EKSİLERİ:Kısa oynanış süresi. Herşey bir kurgunun içerisinde ilerliyor. Bu yüzden tekrar oynamak fazla keyif vermiyor.
İnCeLeMe:
Korku filmleri her daim ilgimi çekmiştir. Zira �korku� öğesi, kişiyi kolay bir şekilde sarıp sarmalar. Hal böyle olunca filmin atmosferine girmek te kolaylaşır. Böylelikle filmden seyirciye kalan farklı bir tat farklı bir keyif olur...
Amerikan yapımı korku filmleriyle büyümüş genç kuşağın, son yıllarda nasıl da uzak doğu kökenli korku filmlerine rağbet gösterdiği su götürmez bir gerçek. Bu durumun nedenlerinin başında, Amerikan yapımlarında izlenile izlenile ezberlenmiş korku öğeleri, sıklıkla kendini tekrar ediyordu. Bu yüzdendir ki seyirci izlediği sahnenin bir sonrasında neler olacağını az çok kestirebiliyordu. Tabi böylelikle filmin atmosferinden de bir kopukluk yaşanıyordu. Bir düşündüğümüzde Halloween ve 13th. Friday gibi zamanının klasikleşen korku filmleri, seneler boyu Amerikan sineması tarafından taklit edildi. Bir grup gencin sırayla ölmesini konu alan yapımları ne çok izlemişizdir ya da şeytani bir varlığın evdeki herkesi öldürmesini...
Uzak doğu kökenli korku filmleri henüz alışık olmadığımız bir tarz. Bu yüzdendir ki onların sıklıkla kullandığı korku öğeleri bize çok yabancı. Hal böyle olunca da herşey gayet ilgi çekici oluyor. Özellikle kullanılan ufak kız çocukları(bknz... The Ring 1-2), beklenilmeyen bir korku öğesi olarak, hayranlık uyandırıcı...
Korku�nun insanları en kolay etkisi altına alan duygu olduğu bir gerçek. Böyle bir öğeyi bilgisayar oyunlarında kullanmak ta son derece akıllıca bir fikir. Hele de bir FPS�de! Yakın zamanda Doom 3, bu şekilde sabit disklerimize konuk olmuştu! Ancak Id Software, yapımı öylesine tek düze hazırlamıştı ki, oyunu bitirmek ayrı sabır, ek paketi bitirmek ayrı sabır gerektiriyordu. Çünkü korku uyarıları hep aynı şekilde karşımıza çıkıyordu. Durup dururken ortamda tuhaf şekiller oluşması ve bu şekillerden hemen sonra yoktan varolan yaratıklar, fısıltı şeklinde duyulan ve ne söylendiği asla anlaşılmayan konuşmalar, tabi birde karşımıza anlık çıkan cesetler... Bunlar tüm bir Doom 3 ve Doom 3: RoE boyunca karşılaştığımız sahnelerdi. Tabi hal böyle olunca oyun git gide bilindik olmaya başlıyordu. Bilindik olması beraberinde atmosferden kopmayı, bunun neticesinde ise Doom 3 gittikçe sıkıcı bir oyun haline geliyordu. En nihayetinde ise son derece teknolojik bir hayal kırıklığı...
Geçen yılın tartışmasız en başarılı yapımı olan Half-Life 2, Doom 3 gibi atmosfer üzerine değil, daha çok fizik motoru üzerine bir oyundu. Ancak zaman zaman atmosferi oldukça ilgi çekici seviyelere geliyordu. Örneğin ıssız bir kasabada bulunduğumuz bölüm, kullanıcılara gerilimi, aksiyonu ve bunların neticesinde heyecanı beraberinde getirmişti. Bende en çok o bölümü beğenmiştim. Öyle ki HL-2, adına yakışır niteliklerle FPS dünyasında adeta çığır açtı. Muhteşem fizik motoru, Doom 3: RoE için bile başlangıç noktası oldu. Ancak Doom 3�teki motor son derece kısıtlı imkanlar sunduğu için beklenilen ilgiyi göremedi...
Doom, Half-Life, Farcry gibi döneminin önde gelen FPS oyunlarının arasına şu sıralarda yenisi katıldı! Yeni oyunun ismi F.E.A.R.! Hem Doom 3�ün vaad ettiği korku öğelerini içeriyor hemde Half-Life 2�nin adını altın harflerle kazıtan fizik motoruna sahip! Peki ama nereye kadar sahip? Yazının geri kalanında hep beraber bunun cevabını öğreneceğiz...
İlk önce demo�suyla zihinlere kazındı!
Yaklaşık 2 ay önce oyunun yapımcısı Monolith Studios tarafından F.E.A.R.�ın demo�su yayınlandı. Daha demo�da akıllarda çok olumlu izlenimler yarattı. Öyle ki korku öğesi tıpkı uzak doğu kökenli filmlerdeki gibi oldukça esrarengiz bir şekilde yansıtılıyordu. Buna ek olarak yapımın fizik motoru da dikkat çeken özellikleri arasındaydı! Aradan 2 ay geçti ve en nihayetinde F.E.A.R. ile buluştuk!
Demo�dan bu yana oyun hakkındaki en büyük soru işareti, sistem gereksinimlerinin çok yüksek olmasıydı. Ortalamanın üstündeki bir sistemle bile oyun adeta can çekişiyordu! Ancak bunun nedeni tamamen, oyunun ışıklandırma efektlerinden kaynaklandığı ortaya çıktı. Zira oyundaki karanlık ortamlarda çok rahat bir akıcılık sağlanırken, ışıklı alanlarda makineniz oldukça tekliyordu. Hal böyle olunca �Options� bölümü açılıp, ayarlarda ciddi değişikliklere gitmemiz gerekiyordu. Maalesef F.E.A.R.�ın tam sürümünde de durum böyle. Bir çok kullanıcının hayal ettiği daha iyi optimize edilmiş ışıklandırma efektleri, üzgünüz ki bulunmuyor. Bu yüzden oyun açılır açılmaz �options�ın yolunu tutuyoruz. �Grafik� bölümünde yaptığımız ince ayarlardan sonra �performans� sekmesinde de bir hayli zaman geçiriyoruz. Genel olarak oyunu oynanabilir kıldıktan sonra �new game�e tıklayarak, F.E.A.R.�ın gizemli, korkutucu, sessiz ve kanlı dünyasını keşfetmek için yola koyuluyoruz...
F.E.A.R.�ın ilk videosu, dizleri üzerine çökmüş bir adamın, şeytani güçlere sahip ufak bir kız çoçuğu tarafından ele geçirilmesi ile başlıyor. Burada oyunun korku teması, uzak doğudan esintiler taşıyor. Öyle ki ufak kız, tıpkı The Ring filmi serisindeki Samara karakterini anımsatıyor. Hal böyle olunca da, oyun daha ilk dakikada sizi etkisi altına almaya başlıyor. Videonun devamı bir grup klon askerin canlanmasıyla sürüyor. Ardından ufak kız tarafından ele geçirilen esrarengiz adamın, az sonra oyuna başlayacağımız mekanın güvenlik görevlilerini etkisiz hale getirdiğini görüyoruz. Hatta bununla da kalmayan esrarengiz karakter, öldürdüğü insanları yemeye başlıyor! Tam bu sırada harekete geçen klon ordusu, tesiste bulunan güvenlik görevlilerini bir bir avlıyor. İşte bu kaos ortamında video sona erer ve oyun içi grafiklerden ikinci bir video başlar.
İkinci videoda görüyoruz ki biz, Paranormal vakaları inceleyen kısa adı F.E.A.R. olan First Encounter Assault Recon isimli gizli bir timin üyeleriyiz. Amacımız açıklanamayan olaylara gereken müdahaleleri yapmak! Tabi bunları tam teçhizatlı bir şekilde yapıyoruz.
Bu demo�daki görev değil ama?
Oyun bu noktada demo�dakinden ayrılıyor! Yine demo�da olduğu gibi bir arabanın içinde başladığımız bölümde, biraz ilerlediğimiz taktirde bambaşka ortamlara giriyoruz. Anlaşılan o ki yapımcı Monolith Studio, demo�yu hazırlarken tek bir görevi bize sunmamış. İlerledikçe fark edeceğimiz üzere yapımcılar, birçok görevin parçalarını alıp birleştirmişler ve en nihayetinde demo�da karma bir bölüm hazırlamışlar!
Kaçabilirsin ama saklanamazsın Gelelim tam sürüm oyunumuza. Bir kere daha oyunun en başında yapımcılar fizik motorunun varlığını hissettirmeyi amaçlamışlar. Öyle ki geçtiğimiz koridorlar dar ve çevredeki kutulara çarpıyoruz. Tabi fizik motorunun marifeti sayesinde devrilen, yana kayan düşen kutular görmek mümkün. Özellikle rafların yanından geçerken, sürekli tıkırtı sesleri geliyor. Dönüp baktığınızda ise ya yere düşen cisimler ya da sallanan eşyalar görüyorsunuz. Tabi daha başlangıçta karşınıza çıkan bu öğeler, direk olarak fizik motorunun varlığını bas bas bağırıyor! Yapımcılar için gayet mantıklı bir başlangıç olmuş.
Takım arkadaşımız ile buluşmak için tamamen terkedilmiş olan binada, tek başımız dolaşıyoruz. Karşımıza bazı kapalı kapılar çıkıyor. Bunların sıradan FPS�lerdekinden en önemli farkı arkalarında barikat olması. Bir düşündüğümüzde çoğu FPS oyununda kapalı kapılarla karşılaşırız fakat neden kapalı oldukları hakkında bir fikrimiz olmaz. O an anlarız ki o kapı, yapımcılar tarafından işlevsiz olarak oraya konumuştur ve tek mantığı, bizi asıl yoldan şaşırtmamaktır. Ancak F.E.A.R.�da bulunan bu kapalı kapıların arkasında bazen bir dolap, bazen bir masa duruyor. Belki amaç diğer FPS�lerle aynı ama o şekilde duruşu bile olaya bir esrarengizlik katıyor. Çok basit bir detay gibi görünen bu özellik bile, oyunun atmosferine olumlu yönde etki edecek bir artı olarak, F.E.A.R.�ın hanesine yazılıyor.
Yalnız dolaşmak pek tekin değil
Yalnız başımıza ilerlediğimiz anlarda, sıklıkla karşımıza korku uyarıcıları çıkıyor. Bir an gözümüzde canlanan bir ceset resmi ile irkiliyoruz. Biraz daha ilerlediğimizde, girişine tahtalar örülmüş bir kapının ardında yürüyen gizemli karakter görüyoruz. Eğer erken davranırsanız ona ateş etme şansınız var. Ancak kurşun, onu geçip arkadaki duvara isabet ediyor. Hemen arkasından koştuğunuzda ise geriye sadece küller kalıyor. Çevrede duyduğumuz fısıltı şeklindeki garip sesler de cabası! Bu anda şaşkınlığımız gizleyemiyoruz haliyle... Mouse�un imlecini bir yandan diğer yana kaydırıp, çevreye endişeli gözlerle bakıyoruz. Kısa süreli bu panik halinden uyanıp ilerlemeye devam ediyoruz... Fakat gariplikler durmak bilmiyor! Az önce ardına kadar açık olan kapı, biz yaklaşınca birden sert bir şekilde kapanıyor! Hemen açıp içeride kimin olduğuna bakıyoruz, ancak görüğümüz şeyler hiç de mantıklı gelmiyor. Çocuk seslerinin arasında kendi kendine hareket eden sandalye ve bir kaç kutu, bizi panik halinden bir türlü çıkarmıyor. Sanki oda da gözle görünmeyen çocuklar oyun oynuyorlar!
Genel : 92
Grafik : 90
Ses : 90
Oynanabilirlik : 94
ARTILARI:Muhteşem atmosfer!, kaliteli grafikler ve sesler, ayrıca çok başarılı görüntü efektleri. Korku öğeleriyle süslenmiş oldukça etkileyici bir kurgu...
EKSİLERİ:Kısa oynanış süresi. Herşey bir kurgunun içerisinde ilerliyor. Bu yüzden tekrar oynamak fazla keyif vermiyor.
İnCeLeMe:
Korku filmleri her daim ilgimi çekmiştir. Zira �korku� öğesi, kişiyi kolay bir şekilde sarıp sarmalar. Hal böyle olunca filmin atmosferine girmek te kolaylaşır. Böylelikle filmden seyirciye kalan farklı bir tat farklı bir keyif olur...
Uzak doğu kökenli korku filmleri henüz alışık olmadığımız bir tarz. Bu yüzdendir ki onların sıklıkla kullandığı korku öğeleri bize çok yabancı. Hal böyle olunca da herşey gayet ilgi çekici oluyor. Özellikle kullanılan ufak kız çocukları(bknz... The Ring 1-2), beklenilmeyen bir korku öğesi olarak, hayranlık uyandırıcı...
Korku�nun insanları en kolay etkisi altına alan duygu olduğu bir gerçek. Böyle bir öğeyi bilgisayar oyunlarında kullanmak ta son derece akıllıca bir fikir. Hele de bir FPS�de! Yakın zamanda Doom 3, bu şekilde sabit disklerimize konuk olmuştu! Ancak Id Software, yapımı öylesine tek düze hazırlamıştı ki, oyunu bitirmek ayrı sabır, ek paketi bitirmek ayrı sabır gerektiriyordu. Çünkü korku uyarıları hep aynı şekilde karşımıza çıkıyordu. Durup dururken ortamda tuhaf şekiller oluşması ve bu şekillerden hemen sonra yoktan varolan yaratıklar, fısıltı şeklinde duyulan ve ne söylendiği asla anlaşılmayan konuşmalar, tabi birde karşımıza anlık çıkan cesetler... Bunlar tüm bir Doom 3 ve Doom 3: RoE boyunca karşılaştığımız sahnelerdi. Tabi hal böyle olunca oyun git gide bilindik olmaya başlıyordu. Bilindik olması beraberinde atmosferden kopmayı, bunun neticesinde ise Doom 3 gittikçe sıkıcı bir oyun haline geliyordu. En nihayetinde ise son derece teknolojik bir hayal kırıklığı...
Geçen yılın tartışmasız en başarılı yapımı olan Half-Life 2, Doom 3 gibi atmosfer üzerine değil, daha çok fizik motoru üzerine bir oyundu. Ancak zaman zaman atmosferi oldukça ilgi çekici seviyelere geliyordu. Örneğin ıssız bir kasabada bulunduğumuz bölüm, kullanıcılara gerilimi, aksiyonu ve bunların neticesinde heyecanı beraberinde getirmişti. Bende en çok o bölümü beğenmiştim. Öyle ki HL-2, adına yakışır niteliklerle FPS dünyasında adeta çığır açtı. Muhteşem fizik motoru, Doom 3: RoE için bile başlangıç noktası oldu. Ancak Doom 3�teki motor son derece kısıtlı imkanlar sunduğu için beklenilen ilgiyi göremedi...
Doom, Half-Life, Farcry gibi döneminin önde gelen FPS oyunlarının arasına şu sıralarda yenisi katıldı! Yeni oyunun ismi F.E.A.R.! Hem Doom 3�ün vaad ettiği korku öğelerini içeriyor hemde Half-Life 2�nin adını altın harflerle kazıtan fizik motoruna sahip! Peki ama nereye kadar sahip? Yazının geri kalanında hep beraber bunun cevabını öğreneceğiz...
İlk önce demo�suyla zihinlere kazındı!
Demo�dan bu yana oyun hakkındaki en büyük soru işareti, sistem gereksinimlerinin çok yüksek olmasıydı. Ortalamanın üstündeki bir sistemle bile oyun adeta can çekişiyordu! Ancak bunun nedeni tamamen, oyunun ışıklandırma efektlerinden kaynaklandığı ortaya çıktı. Zira oyundaki karanlık ortamlarda çok rahat bir akıcılık sağlanırken, ışıklı alanlarda makineniz oldukça tekliyordu. Hal böyle olunca �Options� bölümü açılıp, ayarlarda ciddi değişikliklere gitmemiz gerekiyordu. Maalesef F.E.A.R.�ın tam sürümünde de durum böyle. Bir çok kullanıcının hayal ettiği daha iyi optimize edilmiş ışıklandırma efektleri, üzgünüz ki bulunmuyor. Bu yüzden oyun açılır açılmaz �options�ın yolunu tutuyoruz. �Grafik� bölümünde yaptığımız ince ayarlardan sonra �performans� sekmesinde de bir hayli zaman geçiriyoruz. Genel olarak oyunu oynanabilir kıldıktan sonra �new game�e tıklayarak, F.E.A.R.�ın gizemli, korkutucu, sessiz ve kanlı dünyasını keşfetmek için yola koyuluyoruz...
F.E.A.R.�ın ilk videosu, dizleri üzerine çökmüş bir adamın, şeytani güçlere sahip ufak bir kız çoçuğu tarafından ele geçirilmesi ile başlıyor. Burada oyunun korku teması, uzak doğudan esintiler taşıyor. Öyle ki ufak kız, tıpkı The Ring filmi serisindeki Samara karakterini anımsatıyor. Hal böyle olunca da, oyun daha ilk dakikada sizi etkisi altına almaya başlıyor. Videonun devamı bir grup klon askerin canlanmasıyla sürüyor. Ardından ufak kız tarafından ele geçirilen esrarengiz adamın, az sonra oyuna başlayacağımız mekanın güvenlik görevlilerini etkisiz hale getirdiğini görüyoruz. Hatta bununla da kalmayan esrarengiz karakter, öldürdüğü insanları yemeye başlıyor! Tam bu sırada harekete geçen klon ordusu, tesiste bulunan güvenlik görevlilerini bir bir avlıyor. İşte bu kaos ortamında video sona erer ve oyun içi grafiklerden ikinci bir video başlar.
İkinci videoda görüyoruz ki biz, Paranormal vakaları inceleyen kısa adı F.E.A.R. olan First Encounter Assault Recon isimli gizli bir timin üyeleriyiz. Amacımız açıklanamayan olaylara gereken müdahaleleri yapmak! Tabi bunları tam teçhizatlı bir şekilde yapıyoruz.
Bu demo�daki görev değil ama?
Oyun bu noktada demo�dakinden ayrılıyor! Yine demo�da olduğu gibi bir arabanın içinde başladığımız bölümde, biraz ilerlediğimiz taktirde bambaşka ortamlara giriyoruz. Anlaşılan o ki yapımcı Monolith Studio, demo�yu hazırlarken tek bir görevi bize sunmamış. İlerledikçe fark edeceğimiz üzere yapımcılar, birçok görevin parçalarını alıp birleştirmişler ve en nihayetinde demo�da karma bir bölüm hazırlamışlar!
Kaçabilirsin ama saklanamazsın Gelelim tam sürüm oyunumuza. Bir kere daha oyunun en başında yapımcılar fizik motorunun varlığını hissettirmeyi amaçlamışlar. Öyle ki geçtiğimiz koridorlar dar ve çevredeki kutulara çarpıyoruz. Tabi fizik motorunun marifeti sayesinde devrilen, yana kayan düşen kutular görmek mümkün. Özellikle rafların yanından geçerken, sürekli tıkırtı sesleri geliyor. Dönüp baktığınızda ise ya yere düşen cisimler ya da sallanan eşyalar görüyorsunuz. Tabi daha başlangıçta karşınıza çıkan bu öğeler, direk olarak fizik motorunun varlığını bas bas bağırıyor! Yapımcılar için gayet mantıklı bir başlangıç olmuş.
Takım arkadaşımız ile buluşmak için tamamen terkedilmiş olan binada, tek başımız dolaşıyoruz. Karşımıza bazı kapalı kapılar çıkıyor. Bunların sıradan FPS�lerdekinden en önemli farkı arkalarında barikat olması. Bir düşündüğümüzde çoğu FPS oyununda kapalı kapılarla karşılaşırız fakat neden kapalı oldukları hakkında bir fikrimiz olmaz. O an anlarız ki o kapı, yapımcılar tarafından işlevsiz olarak oraya konumuştur ve tek mantığı, bizi asıl yoldan şaşırtmamaktır. Ancak F.E.A.R.�da bulunan bu kapalı kapıların arkasında bazen bir dolap, bazen bir masa duruyor. Belki amaç diğer FPS�lerle aynı ama o şekilde duruşu bile olaya bir esrarengizlik katıyor. Çok basit bir detay gibi görünen bu özellik bile, oyunun atmosferine olumlu yönde etki edecek bir artı olarak, F.E.A.R.�ın hanesine yazılıyor.
Yalnız dolaşmak pek tekin değil
Yalnız başımıza ilerlediğimiz anlarda, sıklıkla karşımıza korku uyarıcıları çıkıyor. Bir an gözümüzde canlanan bir ceset resmi ile irkiliyoruz. Biraz daha ilerlediğimizde, girişine tahtalar örülmüş bir kapının ardında yürüyen gizemli karakter görüyoruz. Eğer erken davranırsanız ona ateş etme şansınız var. Ancak kurşun, onu geçip arkadaki duvara isabet ediyor. Hemen arkasından koştuğunuzda ise geriye sadece küller kalıyor. Çevrede duyduğumuz fısıltı şeklindeki garip sesler de cabası! Bu anda şaşkınlığımız gizleyemiyoruz haliyle... Mouse�un imlecini bir yandan diğer yana kaydırıp, çevreye endişeli gözlerle bakıyoruz. Kısa süreli bu panik halinden uyanıp ilerlemeye devam ediyoruz... Fakat gariplikler durmak bilmiyor! Az önce ardına kadar açık olan kapı, biz yaklaşınca birden sert bir şekilde kapanıyor! Hemen açıp içeride kimin olduğuna bakıyoruz, ancak görüğümüz şeyler hiç de mantıklı gelmiyor. Çocuk seslerinin arasında kendi kendine hareket eden sandalye ve bir kaç kutu, bizi panik halinden bir türlü çıkarmıyor. Sanki oda da gözle görünmeyen çocuklar oyun oynuyorlar!