En Son İzlediğiniz Film?

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
86,146
Reaksiyon puanı
41,482
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Hungry Hearts (2015)

Kıyıda köşede kalmış, BluTV'de görene dek hiç ilgimi çekmemiş bir filmdi. Gösterimden kalkmadan izledim, iyi ki izlemişim. Beklentilerimin çok üzerinde çıktı.

Çok ilgi çekici bir tanışma şekliyle başlıyor film. Sonrasında da baştan sona sürükleyici bir şekilde devam ediyor. Rahatsız edici bir tarzı var, sürekli diken üstünde izliyorsunuz. Vegan bir annenin çocuğunu da o şekilde yetiştirmesi üzerine ortaya çıkan sıra dışı durumları ele alıyor. Annenin psikolojik geçişinin biraz fazla hızlı olması tek mühim problemi. Kamera hareketlerinin bir ara filmin önüne geçmesini çok hoş bulmadım ancak genel olarak çok başarılı bir yönetmenlik vardı. Yönetmenin My Brilliant Friend'in yönetmeni olduğunu öğrenmem bu nedenle çok şaşırtmadı. İki iş de kalite kokuyor...

Marriage Story sonrası buzları erittiğim Adam Driver'ı burada da çok beğendim. Alba Rohrwacher da bu sene içinde başka bir İtalyan filmiyle tanıdığım bir oyuncuydu. Burada da müthiş oynamış. Karakterine çoğu zaman kızsam da onun bakış açısını da anlamaya çalıştım ve zaman zaman hak verdiğim, onun için üzüldüğüm taraflar olmadı değil...

Böyle filmler sık gelmiyor.

7.5/10
 

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
1,446
Reaksiyon puanı
1,465
Puanı
174

Trois Couleurs: Bleu

Serinin en sevdiğim filmi bu oldu. Aynı zamanda seride renk kullanımı en iyi olan filmdi. Ağır, az diyaloglu, bir kadının ağır dramatik ve depresif sürecini başarılı bir şekilde anlatan güzel bir filmdi.
7.2/10


Trois Couleurs: Blanc

İlk yarısı güzeldi ama ikinci yarısını pek beğenmedim açıkçası. Filmin hikayesini, hikayenin bağlandığı noktayı sevmedim. Bu tarz ibretlik, ders verme vb amaçlı filmleri sevmiyorum. Yine de kötü değildi tabii.
6/10


Trois Couleurs: Rouge

Serinin en yüksek puanlı filmi olmasına rağmen bu film de benim beklentimi karşılamadı maalesef. Hikayesi diğer iki filme göre daha ilgi çekiciydi ve güzel de başlamıştı ama bu filmin de ikinci yarısını pek beğenemedim. Beyazdan iyi, maviden kötüydü.
6.5/10

Genel olarak 1.film dışında beklentimi karşılamayan bir seriydi. Şu ana kadar Avrupa sinemasından çok beğendiğim bir film çıkmadı. :(
 
Son düzenleme:
  • Üzücü
Reactions: bazinga

The_Erinch

Favori Üye
Katılım
24 Kasım 2019
Mesajlar
11,448
Reaksiyon puanı
13,610
Puanı
700
Konum
Manisa

1612013438505.png


maxresdefault (3).jpg


Uzak doğudan gene bir felaket filmi...

Filmde dikkatimi çeken detaylar @bazinga izlersen eğer,farkedersin,detaylar harika...
Batı nın Pandemiden cebelleştiği zamanlarda Doğu sinemaya devam ediyor.

Filmi beğendim,hiç gözümü kırpmadım,keyifle,heyecanla izledim.
Yangının çıktığı alan, 99 Kocaeli Depreminde Tüpraşı aklıma getirdi :(

Not: Film Kırmızı Kamyonlar dizisinide anımsattı.

10 üzerinden 9 veriyorum.

 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

Yiğitt

Emekli
Katılım
9 Aralık 2013
Mesajlar
75,452
Reaksiyon puanı
46,159
Puanı
1,061
Konum
Ankara

İkinci Dünya Savaşı yıllarında savaştan kaçmak zorunda kalan iki Yahudi kardeşin hikayesini anlatıyor. Daha genelde ise bir ailenin savaş ortamındakini durumunu gözler önüne seriyor. Başrolde bir çocuk var, 'Jojo' üzerinden hikaye ilerliyor. Gerçekten enfes bir film olmuş, oyunculuklar çok güzeldi. Böyle dönem filmlerini çok seviyorum, yönetmenlik de harikaydı. Bu arada bir Fransızca romanından sinemaya uyarlanmış. Kesinlikle izlenmesi gereken savaş dönemi filmlerinden biri, hiç sıkılmadan izledim.

9/10
 

Yiğitt

Emekli
Katılım
9 Aralık 2013
Mesajlar
75,452
Reaksiyon puanı
46,159
Puanı
1,061
Konum
Ankara

BluTV'de 'son gün' yazısını görünce kaçırmak istemedim, uzun zamandır listemde olan bir filmdi. Yönetmenliğini ve senaristliğini Fatih Akın üstlenmiş, gerçekten ilgi çekici ve başarılı bir yapım olmuş. Almanya ve Türkiye arasında geçen farklı hikayeler diyebilirim. Birbiriyle bağlantılı başrollerin hikayelerini izliyoruz, filmin ana çizgisi ise 'ölüm' üzerine şekilleniyor. Hüzünlendim filmde, vermek istediği mesajları ve duyguları çok iyi hissettirdi. Yalnızlık, ölüm, çaresizlik...

Müzikleri, yönetmenliği, oyunculukları çok iyiydi. Tuncel Kurtiz'i izlemek büyük zevkti, Nurgül Yeşilçay da çok iyi iş çıkarmış. Nursel Köse, Baki Davrak da iyi iş çıkarmış; Baki Davrak'ı tanıyamadım ben zaten. Alman oyuncuları da sevdim, Lotte karakteri çok tatlıydı.

Yerli filmler arasına 'en iyilerden' olarak yazdırmalı adını kesinlikle.

8.5/10
 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
1,446
Reaksiyon puanı
1,465
Puanı
174

Dog Day Afternoon

Gerçek bir hikayeden uyarlanan 1975 yapımı harika bir banka soygunu filmi. Tek mekanda geçmesine rağmen film 2 saat boyunca akıcılığını ve heyecan seviyesini kaybetmiyor. Tekrar izlememin üzerinden çok bir zaman geçmemesine rağmen bugün 3.kez izledim. Tabii bunda filmin güzelliğinden ziyade Al Pacino'nun 30'lu yaşlardaki haline bayılmamın etkisi de var. Filmi tek başına götürüp oyunculuk olarak arşa çıkıp eşsiz bir performans sergilemiş resmen.
8.8/10


Eternal Sunshine of The Spotless Mind
Bugün tekrardan izlediğim bir diğer film. Çok güzel bir senaryosu olan, harika diyaloglara sahip, Kate Winslet ve Jim Carrey'in mükemmel bir performans sergilediği çok iyi bir filmdi. Filmin tek eksisi prodüksiyon kalitesi ve yönetmelik olarak biraz zayıf kalması. Özellikle bazı sahnelerde bu zayıflık hissediliyordu. Yine de klasikleşmiş çok başarılı bir yapım.
8.5/10


Casablanca
İzlediğim birçok filmde muhabbeti dönmesine ve sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak görülmesine rağmen siyah beyaz filmlere pek ilgi duymadığım için hiç izlememiştim.
İkinci dünya savaşı sırasında çekilen ve bu savaş sırasında yaşanan bir aşk hikayesini anlatan klasikleşmiş bir aşk filmi. Üzerinden 80 sene geçmesine rağmen hala adından büyük övgülerle söz edilmesine şaşmamalı, her bakımdan dönemini aşan harika bir filmdi. İzlerken tek bir anında bile sıkılmadım ama finali beklentimin biraz altında kaldı biraz açıkçası, daha etkileyici bir son bekliyordum. Bu arada Ingrid Bergman inanılmaz güzel bir kadınmış. Kendisini tanısam da ilk kez izledim, filmde fotoğraflardaki halinden çok daha güzel geldi gözüme. :A
8.8/10
 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

The_Erinch

Favori Üye
Katılım
24 Kasım 2019
Mesajlar
11,448
Reaksiyon puanı
13,610
Puanı
700
Konum
Manisa

hqdefault.jpg
The_Earthquake-571076334-large.jpg



1988 Ermeni depremi hakkında yönettiği 2016 Rus-Ermeni drama filmi. 89. Akademi Ödülleri'nde Ermenistan'ın En İyi Yabancı Dil Filmine girişi olarak seçildi. Ancak film, teslim şartlarını karşılamadığı için Akademi tarafından diskalifiye edildi

Filmden çok etkilendim.
Bu haftasonu çok felaket filmi izledim ama hepsi hayatın düşünmek istemediğimiz
acımasız geçrekleri...Buda onlardan biri..
Bu film gerçek hikaye üzerine kurulu; bu depremde ki önemli dipnoT;deprem
11:41 de oluyor; sadece 5 dk sonra olsaydı binlerce çocuk zayıf okul vb. yapıların altında kalmayacaktı...


10 üzerinden 9 veriyorum.​
 
Son düzenleme:
  • Beğendim
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
86,146
Reaksiyon puanı
41,482
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Alaska (2015)

İtiraf etmek gerekirse Astrid Bergès-Frisbey'nin güzelliği filmin ilgimi çekmesindeki ana sebepti. Kendisi gerçekten aşırı güzeldi ve bu açıdan filmin beklentimi karşıladığı söylenebilir. :A

BluTV'de kalkmak üzere olanlar kuşağında izlediğim son filmdi. Çok ilgi çekici bir girişle çok iyi başladı ama sonrasında giderek sıradanlaştı, kendini çok tekrara düştü. Giderek daha fazla göz devirerek izledim. Astrid Bergès-Frisbey güzelliği bir yana iyi de oyuncu, daha fazla iyi projede karşımıza çıkar inşallah. I, Origins filminde de kendisine hayran kalmıştım...

5/10
 

phoebebuffay

Favori Üye
Katılım
12 Şubat 2020
Mesajlar
1,446
Reaksiyon puanı
1,465
Puanı
174

The Reader


Aslında filmin etkileyici bir hikayesi vardı fakat senaryodaki kilit sahne bana çok saçma ve sinir bozucu geldi. Kadının okuma yazma bilmediğini söylemekten utandığı için müebbet yemeyi göze alması, çocuğun da bunu bilmesine rağmen susması çok mantıksızdı.
Kate Winslet rolünde çok iyiydi, Oscar’ı kesinlikle hak etmiş ama filmdeki yaşlandırma makyajı kötüydü. Her ne kadar hikayenin temelinde bana göre saçma bir olay yatsa da tek bir sahneyle değerlendirmek filme haksızlık olur. Onun dışında oldukça güzel bir filmdi.
7.5/10


Bodyguard

Vasata yakın bir filmdi, biraz beklentimin altında kaldı maalesef. Film ne vermek istediği aksiyon ve heyecanı doğru düzgün verebilmiş, ne de başroller arasındaki aşkı iyi bir şekilde yansıtabilmiş. Senaryo biraz yavan kalmış. Genel olarak özellikle de filmin ortalarında tempo düşüktü. Yine de Whitney Houston’ı izlemek güzeldi. Oyunculuk performansı da fena değildi.
5.8/10


Harry Potter : Felsefe Taşı

Çocukken izlemiştim, yıllar sonra yeniden şans vereyim dedim. Aynı zamanda yıllar sonra izlediğim ilk fantastik filmdi ama çok beğenemedim yine. Kendisini izletti ama pek keyif alamadım izlerken. Fantastik filmler bana göre değil kesinlikle, yarattıkları dünya bana inandırıcı gelmiyor. Yine de Lotr’a da bir şans vereceğim. :A
6/10
 
  • Beğendim
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
86,146
Reaksiyon puanı
41,482
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Kaç Para Kaç (1999)

Reha Erdem'in daha önce sadece iki isimli filmini izlemiştim ve beğenmemiştim. Keşke ikinci filmini izlemeyi bu kadar ertelemeseymişim. Mubi'de kalkmak üzereyken izledim, daha önceden izleseydim diğer filmlerini de izlerdim. İnşallah BluTV yayın haklarını alır, diğer filmleri de oradan izleriz. :(

Anlayacağınız üzere filmi çok sevdim. Çok özgün bir tarzı, çok yüksek bir temposu vardı. Taner Birsel zaten sevdiğim bir oyuncu, çok iyi oynamış. Pek çok tecrübeli oyuncuyu gençliğinde izlemek, 90'lar sonundaki İstanbul'u görmek de ayrı bir hoştu...

Film tamamen parayı odağına almış. O dönemlerdeki ekonomik krizin insanlardaki etkisini, biraz da abartarak anlatmış. Filmdeki hemen her sahnede parayla ilgili bir şeyler var. Yalnız ana karakter gelişimini biraz fazla keskin buldum. Bir de hayvanlara kötü davranılan sahneleri sevmedim, gereksiz buldum. :(

7.5/10
 

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
86,146
Reaksiyon puanı
41,482
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

Rain Man (1988)

İkinci kez izlediğim klasiklerden oldu. Yönetmen Barry Levinson'ın filmiymiş ve kendisi Sam Levinson'ın babasıymış. Baba oğulun filmlerini iki gün üst üste, bu bilgi olmaksızın izlemiş olmam şaşırtıcı bir tesadüf oldu.

80'ler sonu, 90'lar başına ait filmler izlemeyi özlemişim. Hollywood sinemasının en parlak yılları demek yanlış olmaz sanırım. Aslında filmin sinema tarihine geçecek bir başarısı, yeniliği ya da çok farklı ve büyük bir mesajı yok. Fakat konusunu öyle iyi işliyor ki yüreğe dokunmayı başarıyor, izlerken iyi hisler uyandırıyor... Tabii içerik de tamamen boş değil otizme dair çok başarılı bir yapım ve bir otizmliyle birlikte olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamayı sağlıyor. Ayrıca birini tanıdıkça, hele ki bu kişiyle kan bağı varsa oluşan nedensiz yakınlığı da iyi ele alıyor...

Dustin Hoffman "kesinlikle" müthiş oynamış ve Oscar'ını hak etmiş. Kendisini izlemek aşırı keyifliydi. Tom Cruise çoğu zaman olduğu gibi burada da vasat ve karakteri sinir bozucu. Yine de fazla göze batmıyor... Bu filmin Hans Zimmer'ın müziğini yaptığı ilk filmi olması da enteresan...

Klasik olmayı sonuna kadar hak eden klasiklerden...

9/10
 

Emre Ozansoy

Konu Editörü
Katılım
26 Ağustos 2017
Mesajlar
37,545
Reaksiyon puanı
26,298
Puanı
1,060

Of Mice and Men (Fareler ve İnsanlar)

Kitabını okurken büyük keyif almıştım, eski olmasını (1992 yapımı) ve yabancı olmasını her ne kadar sevmesem de izlemek daha keyifli geldi.

9/10
 
  • Güldürdün
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
86,146
Reaksiyon puanı
41,482
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com

As Good As It Gets (1997)

7 yıl kadar önce Film Kulübü etkinliğimizin ilk sezonunda izlemiştim, yıllar sonra yeniden izleyip hatırlamak istedim ve yine ilk seferki gibi büyük bir keyifle izledim.

Çok ilginç bir başarıya sahip bu film. Jack Nicholson'ın karakteri aslında tam nefret edilesi bir karakter, ırkçı, homofobik, insanlara kötü davranan saygısız pisliğin teki. İlginç başarı dediğim böyle bir ana karakteri sevdirip onun mutlu olmasını, iyiye dönüşmesini istememizi başarması... Tabii bunda Jack Nicholson'ın Oscar kazanan performansının etkisi devasa seviyede. Yine bu filmle Oscar kazanan Helen Hunt da harika...

Sevginin gücünü en iyi anlatan filmlerden biri demek yanlış olmaz. Bu aksi ihtiyarı değiştiren (olduğu kadar) sanılanın aksine Helen Hunt'ın karakteri değil, küçük bir köpek. Köpeğe duyduğu sevgi sonrası Melvin çok uzun süredir sahip olmadığı duyguları hatırlıyor ve Carol'la tanışması sonrası da bunlar pekişiyor...

Filmin 90'lardaki Hollywood filmlerine has naifliği günümüz sinemasına bakınca fazla pozitif geliyor. Belki gerçekçilik açısından eksi puan ama hedeflediği duyguyu çok iyi geçiriyor. Artık böyle bir filmler gelmesi çok zor...

9/10


---------



Caramel (2007)

Nadine Labaki'nin ilk ve izlemediğim tek filmiydi. Mubi'de gördüğümden beri izlemek aklımdaydı ve ya izlemeden kaldırılırsa korkusuyla yaşıyordum. :) Nihayet sıra geldi ve izleyebildim. Fakat sonuç ne yazık ki hayal kırıklığı oldu.

Lübnan'ın başkenti Beyrut çok farklı kültürlerin bir arada yaşadığı ilginç bir yer. Yönetmen de buradaki kadınlara dair bir film yapmak istemiş, fakat ortada doğru düzgün bir senaryo yok. Ortaya sunulan rastgele olaylara tutunup karakterleri sevmemiz isteniyor... Lübnan'daki kadın yaşamına dair az çok fikirler edinmeyi sağlıyor. Türkiye'den çok da farklı olmayan şeyler bunlar. Zaten olayı Türkiye'ye taşıyıp oyuncuları Türk yaparsak rahatlıkla bir Türk filmi çıkar buradan. :) Kadınlar muhtemelen daha çok sevecektir ama ben pek sevemedim maalesef.

5/10
 
  • Harika
  • Beğendim
Reactions: Sherlock and Staran

Sherlock

Süper Mod.
Katılım
7 Eylül 2016
Mesajlar
26,218
Reaksiyon puanı
35,650
Puanı
1,060
Konum
İstanbul

As Good As It Gets (1997)

7 yıl kadar önce Film Kulübü etkinliğimizin ilk sezonunda izlemiştim, yıllar sonra yeniden izleyip hatırlamak istedim ve yine ilk seferki gibi büyük bir keyifle izledim.

Çok ilginç bir başarıya sahip bu film. Jack Nicholson'ın karakteri aslında tam nefret edilesi bir karakter, ırkçı, homofobik, insanlara kötü davranan saygısız pisliğin teki. İlginç başarı dediğim böyle bir ana karakteri sevdirip onun mutlu olmasını, iyiye dönüşmesini istememizi başarması... Tabii bunda Jack Nicholson'ın Oscar kazanan performansının etkisi devasa seviyede. Yine bu filmle Oscar kazanan Helen Hunt da harika...

Sevginin gücünü en iyi anlatan filmlerden biri demek yanlış olmaz. Bu aksi ihtiyarı değiştiren (olduğu kadar) sanılanın aksine Helen Hunt'ın karakteri değil, küçük bir köpek. Köpeğe duyduğu sevgi sonrası Melvin çok uzun süredir sahip olmadığı duyguları hatırlıyor ve Carol'la tanışması sonrası da bunlar pekişiyor...

Filmin 90'lardaki Hollywood filmlerine has naifliği günümüz sinemasına bakınca fazla pozitif geliyor. Belki gerçekçilik açısından eksi puan ama hedeflediği duyguyu çok iyi geçiriyor. Artık böyle bir filmler gelmesi çok zor...

9/10


---------



Caramel (2007)

Nadine Labaki'nin ilk ve izlemediğim tek filmiydi. Mubi'de gördüğümden beri izlemek aklımdaydı ve ya izlemeden kaldırılırsa korkusuyla yaşıyordum. :) Nihayet sıra geldi ve izleyebildim. Fakat sonuç ne yazık ki hayal kırıklığı oldu.

Lübnan'ın başkenti Beyrut çok farklı kültürlerin bir arada yaşadığı ilginç bir yer. Yönetmen de buradaki kadınlara dair bir film yapmak istemiş, fakat ortada doğru düzgün bir senaryo yok. Ortaya sunulan rastgele olaylara tutunup karakterleri sevmemiz isteniyor... Lübnan'daki kadın yaşamına dair az çok fikirler edinmeyi sağlıyor. Türkiye'den çok da farklı olmayan şeyler bunlar. Zaten olayı Türkiye'ye taşıyıp oyuncuları Türk yaparsak rahatlıkla bir Türk filmi çıkar buradan. :) Kadınlar muhtemelen daha çok sevecektir ama ben pek sevemedim maalesef.

5/10
Jack Nicholson'ın zirve performanslarından birisi her şeyiyle. Film, türü sebebiyle biraz geri planda kalıyor ve Jack Nicholson denince çoğu kişinin aklına gelmiyor ama en az The Shining, One Flew Over the Cuckoo's Nest filmlerindeki performansları kadar başarılı bence buradaki oyunculuk performansı da...

Geçenlerde benim de Netflix'te önüme çıktı ve düşünmüştüm izlesem mi tekrar diye, bu yorumun sonrası tekrar izleme kararımı uygulayacağım sanırım ama yorum yapar mıyım bilemiyorum tabii. :A Burada izlediğim filmlere yorum yapacağım dedim birkaç zaman önce ama yine boşladım yorum işini... :A
 
  • Harika
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
86,146
Reaksiyon puanı
41,482
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
Jack Nicholson'ın zirve performanslarından birisi her şeyiyle. Film, türü sebebiyle biraz geri planda kalıyor ve Jack Nicholson denince çoğu kişinin aklına gelmiyor ama en az The Shining, One Flew Over the Cuckoo's Nest filmlerindeki performansları kadar başarılı bence buradaki oyunculuk performansı da...

Geçenlerde benim de Netflix'te önüme çıktı ve düşünmüştüm izlesem mi tekrar diye, bu yorumun sonrası tekrar izleme kararımı uygulayacağım sanırım ama yorum yapar mıyım bilemiyorum tabii. :A Burada izlediğim filmlere yorum yapacağım dedim birkaç zaman önce ama yine boşladım yorum işini... :A
Hiç yorum yapmayıp ayıp ediyorsun cidden. :A

Bu arada elini çabuk tutsan iyi olur 14 Şubat'ta kalkıyormuş Netflix'ten. Ben de onun üzerine izleme zamanımı öne çektim acilen. :A

Filmle ilgili her dediğine katılıyorum kesinlikle. :Z
 
  • Güldürdün
Reactions: Sherlock

Sherlock

Süper Mod.
Katılım
7 Eylül 2016
Mesajlar
26,218
Reaksiyon puanı
35,650
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Hiç yorum yapmayıp ayıp ediyorsun cidden. :A

Bu arada elini çabuk tutsan iyi olur 14 Şubat'ta kalkıyormuş Netflix'ten. Ben de onun üzerine izleme zamanımı öne çektim acilen. :A

Filmle ilgili her dediğine katılıyorum kesinlikle. :Z
Çok haklısın ama çeşitli film puanlama sitelerinde (neden böyle yazdığımı da bilmiyorum...) puanlayıp geçmek daha kolay geliyor sanırım. :A

Hayırlı olsun bugüne kaydırıyorum kendisini... :A Bilgilendirme için teşekkür ediyorum, geçen baktığımda kalkış tarihi yazmıyordu diye hatırlıyorum ama baya baya yakınmış. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: bazinga

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
86,146
Reaksiyon puanı
41,482
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
Çok haklısın ama çeşitli film puanlama sitelerinde (neden böyle yazdığımı da bilmiyorum...) puanlayıp geçmek daha kolay geliyor sanırım. :A

Hayırlı olsun bugüne kaydırıyorum kendisini... :A Bilgilendirme için teşekkür ediyorum, geçen baktığımda kalkış tarihi yazmıyordu diye hatırlıyorum ama baya baya yakınmış. :A
Benim de öyle tembel dönemlerim oldu ama aştım çok şükür, dilerim sen de aşarsın en kısa sürede. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: Sherlock

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
86,146
Reaksiyon puanı
41,482
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
Demek ki film yorumlamak için bir blog açıp, bunu da belli bir düzene oturtmak gerekiyor. :A "İzleryazmaz" is loading... :A
Aslında buradaki yorumları blog açtıktan sonra aksatmaya başlamıştım. :A Blogdan önce de şimdiki gibi düzenli yorum yapıyordum çok şükür. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: Sherlock

Sherlock

Süper Mod.
Katılım
7 Eylül 2016
Mesajlar
26,218
Reaksiyon puanı
35,650
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
  • Güldürdün
Reactions: bazinga