Manchester City'nin şampiyonluk yarışı stresini kaldırıp kaldıramadığı cumartesi günü Etihad Stadium'da Sunderland ile yapacakları maçta ortaya çıkacak.
Roberto Mancini'nin ekibi alacağı bir galibiyetle, 3 puan önündeki Manchester United'a yetişecek ve gol averajıyla rakibini geride bırakacak. Ancak United da 48 saat sonra oynayacağı maçla yeniden zirveye sahip olma şansını sürdürecek. City'nin bildiği şey bu maçı kazanmak zorunda oldukları.
İki takım arasında şimdiden "akıl oyunları" başladı. City'nin yöneticisi Patrick Vieira'nın Paul Scholes ile ilgili yaptığı açıklamalar üzerine, Sir Alex Ferguson'dan Carlos Tevez açıklamaları geldi.
Bu sezon City şampiyon olamazsa, ki son dönemdeki form durumlarıyla bu büyük bir sürpriz olmaz, ilk kez büyük bir avantajı değerlendiremeyen takım olmayacaklar. Goal.com daha önce avantajını kullanamayarak şampiyonluğu kaçıran takımlara göz attı.
LEEDS UNITED, 1970-71
Arsenal'in 27 Şubat 1971'de Baseball Ground'da Derby County karşısında 2-0 kaybettiği maç, Topçular'ın üst üste aldığı 3. yenilgi olmuştu. Leeds United ile olan puan farkı 7'ye çıkmış ve Arsenal'in şampiyonluk umutları oldukça azalmıştı.
Galibiyetin 2 puan değerinde olduğu bu dönemde, ellerindeki tüm güce rağmen Leeds'in kötü bir ünvanı vardı - bir önceki sezonu uzun süre önde götürmelerine rağmen şampiyon bitirememişlerdi. Ve Arsenal'de altı hafta içinde onları avlamayı başardı.
Arsenal'in yakaladığı 9 maçlık galibiyet serisinde en önemli viraj, 17 Nisan'da oynadıkları Newcastle maçıydı. Topçular kazanırken, Leeds ise West Brom'a 2-1 kaybetti ve Arsenal ilk kez zirveye oturdu.
10 gün sonra Leeds, Arsenal'i yenmesine rağmen, son haftaya Arsenal büyük bir avantajla girdi. Tottenham karşısında alacakları golsüz bir beraberlik, onları Leeds ile eşit puana getirecek ve gol averajıyla rakiplerini geride bırakacaklardı. Gollü beraberlik ise Leeds'i şampiyon yapacaktı.
Arsenal matematik hesaplarını bir kenara bıraktı ve bu maçı 1-0 kazanarak puan farkıyla şampiyonluğa ulaştı, Leeds'in ise bir kez daha eli boş kaldı.
MANCHESTER CITY, 1971-72
Bir sonraki sezon City'nin dörtlü bir şampiyonluk yarışına girdiği sezon olmuştu, Leeds, Derby ve Liverpool ile mücadele etmişlerdi.
Mart 1972'de, Malcolm Allison'ın yönettiği City, dört puanlık bir avantaj yakaladı. Bu dönemde Allison, QPR'den Rodney Marsh'ı 200 bin pound -City'nin o ana kadar ödediği en yüksek bonservis- karşılığında transfer etti.
Onun, bu yapbozun son parçası olması bekleniyordu, ama birden galibiyetler durdu. Halkı coşturan Marsh, daha sonra City'nin şampiyonluğuna malolduğunu itiraf etti.
Ne olursa olsun, oldukça yakın bir yarış oldu. Derby sezonu 58, City ise 57 puanda bitirdi. FA Cup zaferinden iki gün sonra, Leeds United(57) Wolverhampton ile berabere kalarak duble yapma fırsatını yakaladı. Ancak Leeds'in kaybetmesi ve Liverpool(56)'un deplasmanda Arsenal karşısında kazanması halinde ise Kırmızılar şampiyon olacaktı.
Wolverhampton, Leeds'i 2-1 yendi ve Arsenal ile Liverpool golsüz berabere kaldı. Bu sonuçların ardından Derby şampiyonluğunu ilan ederken, Allison, Marsh ve City taraftarları nerede yanlış yaptıklarını düşünmeye başladı.
MANCHESTER UNITED, 1991-92
20 yıl önce Manchester United 8. şampiyonluğunu kutlamaya hazırlanırken neler olduğunu halen kimse tam olarak kavrayamadı. Howard Wilkinson'ın Leeds United'ı her ne kadar sezon boyunca Kırmızı Şeytanlar'ı kovalasa da, Nisan ayının ortalarında artık United'ın şampiyonluğuna kesin gözüyle bakılıyordu.
Alex Ferguson'ın ekibi sezon boyunca sadece 3 kez mağlup olmuştu ve bir maç eksiklerine rağmen 2 puan farkla zirvedeydiler. Newcastle United karşısında iç sahada alınan şok yenilgi ve Ledds'in Coventry galibiyetiyle puanlar eşitlendi. Yine de Manchester'ın önünde oynamadıkları bir West Ham maçı vardı ancak bu maçtan da 1-0 mağlup ayrıldılar.
Bu sonuçlar onları Leeds'in 1 puan gerisine düşürdü. Ancak dahası da vardı. Eric Cantona'nın önderliğindeki Leeds, Bramall Lane'i 3-2 yenerken, United ise Anfield'da Liverpool'a 2-0 yeniliyordu. Kop tribünleri rakiplerine gönderme yaparak "Her zaman hayata olumlu tarafından bakın" nakaratlarıyla inliyordu.
Böylece Leeds bitime bir hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.
NEWCASTLE UNITED, 1995-96
Son yılların en büyük hayal kırıklığı ise şüphesiz ki 1995-96 sezonunda gerçekleşti. Newcastle United ocak ayında Kırmızı Şeytanlar'a karşı 12 puanlık fark yakalamıştı.
Manchester United'ın ikinci yarının açılış maçında Aston Villa'ya puan kaybetmesi, Alan Hansen'ın meşhur sözünü akıllara getirmişti: "Çocuklarla asla bir şey kazanamazsınız.". Ancak kalan son 16 maçta sadece 1 kez mağlup oldular.
United'ın bu çıkışı, Newcastle üzerinde baskı yarattı ve 6 maçlık seride toplanabilecek 18 puandan sadece 4 puanı alabildiler. Ferguson'ın ekibi ise 16 puan topladı.
Teknik Direktör Kevin Keegan kazanan takıma David Batty ve Faustino Asprilla'yı dahil ettiği için ağır şekilde eleştirildi. Ancak bu yeni yüzlerden çok kader gibiydi. Liverpool'un son saniyelerde attığı golle 4-3 kazandığı maçta bu durum kendisini hissetirdi.
Newcastle'ın üst üste aldığı üç 1-0'lık galibiyet her ne kadar onları yarışın içinde tutsa da, Alex Ferguson'ın akıl oyunları Keegan'ı mağlup etti. United'ın hocasına karşı yaptığı açıklama, birçoklarına göre şampiyonluğun çoktan kaybedildiğinin göstergesiydi.
Ardından altı gün sonra Manchester United 4 puanlık farkla kupaya uzanmayı başardı.
MANCHESTER UNITED, 1997-98
1997'nin aralık ayında Arsenal, sahasında Blackburn'e 3-1 yenildiğinde 6. sıraya gerilemiş ve lider Manchester United ile arasındaki fark 13'e çıkmıştı.
Ancak Arsenal'in başındaki ilk tam sezonunda Arsene Wenger, 18 maçlık periyotta 15 galibiyet ve 3 beraberlik gibi harika bir performansa imza atarak şampiyonluğu bitime iki maç kala garantiledi.
Sezonun en kritik maçı ise Old Trafford'da 14 Mart tarihinde oynandı. Noel'de erken şampiyon ilan edilen United karşısında aldıkları 1-0'lık galibiyet, sezonun ikinci yarısının özeti gibiydi.
Marc Overmars'ın attığı tek gol onları sadece United'ın 6 puan gerisine getirebilmişti ancak önlerinde eksik 3 maçları vardı ve kaderleri artık ellerindeydi. Artık zaman Wenger zamanıydı.
Old Trafford zaferi 10 maçlık galibiyet serisinin ikinci halkasıydı ve bir ay sonra Wimbledon'ı 5-0 yenerek United'ı geride bırakmışlardı. İki hafta sonra ise şampiyonluğu garantilediler.
United ise Topçular'a kaybettikten sonra 7 maçtan da yenik ayrılmadı ancak bu yeterli olmadı.
ARSENAL, 2002-03
Arsene Wenger'in takımlarına yapılabilecek bir eleştiri, Premier Ligşampiyonu ünvanlarını koruyamamaları olacaktır. 2001-02 ve 2003-04 sezonlarında şampiyon olmuşlar, ancak aradaki sezonda, 2 Mart 2003 tarihini 8 puan farkla önde geçmelerine rağmen hat-trick yapmayı başaramışlardı.
Sezonun başlamasından 6 hafta sonra United 9. sıradaydı ve şimdiden Arsenal'in 6 puan gerisinde kalmıştı. Ancak ligin bir maraton olduğunu ispatladılar. 12 Nisan'da ilk kez öne geçtiler, ardından Highbury'den çok kritik bir beraberlik çıkarttılar ve Topçuların umutlarına ağır bir darbe vurdular.
Arsenal'in müthiş futbolu onları rakipsiz gösteriyordu ve daha Kasım ayından şampiyon ilan edilmeye başlanmışlardı. Şubat ayındaki 5-1'lik Manchester City zaferi de Arsenal'in başkabir gezegenden olduğunu işaret ediyordu.
Ancak United'ın 18 maçlık periyotta hiç yenilmemesi ve 54 puanın 48'ini toplaması, işleri bir anda değiştirdi. United'ın Tottenham'ı devirdiği maç, puan farkının da 5'e çıkmasını sağladı.
Daha sonra avantajını kaybetmeyen United, son 11 yılda 8. kez kupayı Old Trafford'a getirdi.