Netflix Atiye (The Gift) - 2. Sezon Yorumları

Tolstoyevski

Süper Mod.
Euro 2020 Tahmin İkincisi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
19,277
Reaksiyon puanı
31,113
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
2x8 - Sezon Finali

Öncelikle ikinci sezonu ilk sezondan daha başarısız fakat daha hareketli buldum. Dizide tarifsiz bir yapaylık ve oldu bittiye getirme hissiyatı var. Fantastik de olsa bilim kurgu ögeleri de olsa belli bir mantığa, inandırıcılığa sahip olması beklenir, misal Avengers filmleri ya da Harry Potter serisi gibi. Her neyse, ortada 'madem Netflix'e dizi yapıyoruz, Anadolu mistitizmini batı ögeleri ve kurgusuyla harmanlayıp ortaya şöyle karışık bir şey çıkaralım amacıyla yapıldığı ortada. Senaryonun herhangi bir derinliği olduğunu düşünmüyorum, birkaç Şems-Mevlanavari diziler, alıntılar yaparak ve kurguyu karmaşıkmış gibi hale getirerek "ne mistik dizi ama" etkisi uyandırmak istenilse de teknik olarak başarılı olunamadığı ortada.

Dizide bir de bazı detaylar çok hızlı geçilmiş, üzerine hiç düşünülmemiş, mükemmeliyetçilik namına hiçbir şey yok. Urfa'dan İstanbul'a ışınlanmayı bulmalarını zaten ilk sezonda da baya bir eleştirmiştik, bu sezon da değişen bir şey olmamış. Ama bunu ilk 2 sezonun aynı zamanlarda çekilmesine hoş görebiliriz. Fakat istenilse, ilk sezon yayınlandıktan sonra gelen eleştiler dikkate alınarak kurguda düzeltilebilirdi bu tür şeyler.

Bir diğer rahatsız eden unsur, dizinin doğallığının olmaması. Doğal, içten bir dizi değil ve hiçbir unsuru öyle değil. Ne karakterleri ne oyuncuları ne konusu. Mesela Urfa'da Ürgüp'te geçen sahnelerde yerel halktan kişilerin İstanbul Türkçesi konuşması bana hiç doğal gelmedi ve sözünü etmeye çalıştığım dizinin yapaylığına dair sadece ufak bir detaydı. Beren Saat'in mimikleri, refleksleri, o ani tepkileri... Kelimenin tek anlamıyla kötü oyunculuk dersi verdi ve konuda pek itiraz dahi geleceğini sanmıyorum, gerçekten çok kötü bir oyunculuk izledik.

Bu arada Into The Wild'de ''her işin rast gitmesi'' yönünden olumsuz puan ve eleştiri söz konusu olup da Atiye'de aynısı uygulanmazsa bu Into The Wild'e haksızlık olur. Fantastik dizi olması, mantık kuralları dahilinde işlenmeyeceği anlama gelmez malum. Her şeyi rast giden, taksicinin bile ''insanlık ölmedi'' dedirttiği, oradan buraya sürekli neyle gidip geldiği belli olunmayan bir durum. Sırf Türk dizisi diye hoş görmek haksızlıktır.

Dizinin son 15 dakikasında o hızlı zaman atlamaları, anlamsız ölçüde sırf ''hadi karmaşık bir diziymiş gibi görünelim'' amacıyla yapılan o kurgu düzeni şaşırttı doğrusu. Bölümler öncesinden Adem ve Havva mı olacak bunlar demiştim o kadarı da olmaz abartılı olur anlamında ama sahiden de ona bağlayacak gibiler. Hele o mağara sahnesi, Erhan'ın sakallı hali filan sanırsın ilk çağ mağara insanları. Ama Tanrı-Tanrıça boyutuna da taşımazlar artık diye umut ediyorum, eh yani. Şimdilik iki tane paralel evren söz konusu; tahminen 3.sezonda da 3.evren ortaya çıkar ve biz çok şaşırırız. Fakat bu sezon beni rahatsız eden şey, bizim evrendeki Erhan ile paralel evrendeki Erhan'ın farklı olasılık ve evrenlerin insanları olmasına rağmen Atiye'nin sanki ikisi için de aynı insan muamalesi yapması. Hoş, bu tür şeyler bir yerden çağrıştırıyor da...

Kadın-erkek, her şeyin kaynağını bulmak, yeni doğacak evrenlerarası bebeğin umut olması, elinden alınan o bebeği arayacak olmak, mağara, mağaradaki geçitler, geçit açıldığında oluşan hava akımı, mağaradaki geçitin başka bir paralel evrene çıkması, farklı evrenlerdeki yaşamlarına dair bazı imgeler hissetmeleri (Atiye, Erhan'a dokunduğu esnada vb.) ve daha birçok unsuru zaten malum Alman dizisinde gördük, izledik. Yani ikide bir o dizinin adının geçmesi bu kadar ortak noktadan sonra abartı değil, internette herhangi bir yerde de benzerliklerinden çokça bahsedilecektir. Fakat o diziyle bu dizi arasındaki en önemli fark; o dizide tamamen bilim kurgu söz konusuydu ve mucizeler yoktu, fantastik ögeler yoktu. Tüm bu hikayenin çok daha karmaşık fakat derinini ince şekilde, mantık kuralları dahilinde disiplinle irdeliyorlardı. Bu yüzden bu diziyi seven o diziye karşı sabırla yaklaşırsa daha da beğenir, en azından başarılı bulabilir.


Öte yandan dizininin olumlu yanları da var. Türk dizileri standartının biraz üzerinde ve konusu itibariyle yerli dizilere göre alışılmışın dışında. Oyunculuk olarak herhangi bir üstünlüğü yok ama kurgusu, işlenişi ve rahatlığı bakımından genel olarak önde olduğu da ortada. O yüzden sezonluk puanlamasını yaparken global olarak yerli-yabancı ayırt etmeksizin değil; sadece yerli dizilere göre puanlayacağım. Yoksa dünya standartları ölçüsünde değerlendirildiğinde üç civarı ancak söz konusu edilebilirdi. Keşke Netflix bize böyle diziler çekeceğine Şahsiyet gibi bir dizi çekseydi...


7.3
 
Son düzenleme:

Tolstoyevski

Süper Mod.
Euro 2020 Tahmin İkincisi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
19,277
Reaksiyon puanı
31,113
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
Ayrıca sanırım şöyle bir durum var, Dark'ı izlemiş olanlar bu diziyi harika bulmazken, izlememiş olanlar ise çok özgün, merak uyandırıcı ve çok iyi bulmuş olabilirler. Bu konuda @mesmeso61 şahitlerimdendir. :A

Fakat gerçekten abartmıyoruz, hatta çok fazla kişi aynı şeylerden bahsetmiş beklediğimden bile fazla, sadece forumda diziyi izleyenlerin %95'i diziyi sevdiği için kendimi yalnız, abartıyor gibi gözüken ve tuhaf hissettim fakat internetin genelinde böyle bir durum yok çok şükür... :T:

Neden sürekli Dark kelimesi geçtiğine dair sadece şu linke bakmanız yeterlidir:

 
  • Beğendim
Reactions: mesmeso

Dosi

Süper Mod.
Konu Sahibi
Katılım
10 Mart 2015
Mesajlar
69,004
Reaksiyon puanı
79,176
Puanı
1,060
2x8 - Sezon Finali

Öncelikle ikinci sezonu ilk sezondan daha başarısız fakat daha hareketli buldum. Dizide tarifsiz bir yapaylık ve oldu bittiye getirme hissiyatı var. Fantastik de olsa bilim kurgu ögeleri de olsa belli bir mantığa, inandırıcılığa sahip olması beklenir, misal Avengers filmleri ya da Harry Potter serisi gibi. Her neyse, ortada 'madem Netflix'e dizi yapıyoruz, Anadolu mistitizmini batı ögeleri ve kurgusuyla harmanlayıp ortaya şöyle karışık bir şey çıkaralım amacıyla yapıldığı ortada. Senaryonun herhangi bir derinliği olduğunu düşünmüyorum, birkaç Şems-Mevlanavari diziler, alıntılar yaparak ve kurguyu karmaşıkmış gibi hale getirerek "ne mistik dizi ama" etkisi uyandırmak istenilse de teknik olarak başarılı olunamadığı ortada.

Dizide bir de bazı detaylar çok hızlı geçilmiş, üzerine hiç düşünülmemiş, mükemmeliyetçilik namına hiçbir şey yok. Urfa'dan İstanbul'a ışınlanmayı bulmalarını zaten ilk sezonda da baya bir eleştirmiştik, bu sezon da değişen bir şey olmamış. Ama bunu ilk 2 sezonun aynı zamanlarda çekilmesine hoş görebiliriz. Fakat istenilse, ilk sezon yayınlandıktan sonra gelen eleştiler dikkate alınarak kurguda düzeltilebilirdi bu tür şeyler.

Bir diğer rahatsız eden unsur, dizinin doğallığının olmaması. Doğal, içten bir dizi değil ve hiçbir unsuru öyle değil. Ne karakterleri ne oyuncuları ne konusu. Mesela Urfa'da Ürgüp'te geçen sahnelerde yerel halktan kişilerin İstanbul Türkçesi konuşması bana hiç doğal gelmedi ve sözünü etmeye çalıştığım dizinin yapaylığına dair sadece ufak bir detaydı. Beren Saat'in mimikleri, refleksleri, o ani tepkileri... Kelimenin tek anlamıyla kötü oyunculuk dersi verdi ve konuda pek itiraz dahi geleceğini sanmıyorum, gerçekten çok kötü bir oyunculuk izledik.

Bu arada Into The Wild'de ''her işin rast gitmesi'' yönünden olumsuz puan ve eleştiri söz konusu olup da Atiye'de aynısı uygulanmazsa bu Into The Wild'e haksızlık olur. Fantastik dizi olması, mantık kuralları dahilinde işlenmeyeceği anlama gelmez malum. Her şeyi rast giden, taksicinin bile ''insanlık ölmedi'' dedirttiği, oradan buraya sürekli neyle gidip geldiği belli olunmayan bir durum. Sırf Türk dizisi diye hoş görmek haksızlıktır.

Dizinin son 15 dakikasında o hızlı zaman atlamaları, anlamsız ölçüde sırf ''hadi karmaşık bir diziymiş gibi görünelim'' amacıyla yapılan o kurgu düzeni şaşırttı doğrusu. Bölümler öncesinden Adem ve Havva mı olacak bunlar demiştim o kadarı da olmaz abartılı olur anlamında ama sahiden de ona bağlayacak gibiler. Hele o mağara sahnesi, Erhan'ın sakallı hali filan sanırsın ilk çağ mağara insanları. Ama Tanrı-Tanrıça boyutuna da taşımazlar artık diye umut ediyorum, eh yani. Şimdilik iki tane paralel evren söz konusu; tahminen 3.sezonda da 3.evren ortaya çıkar ve biz çok şaşırırız. Fakat bu sezon beni rahatsız eden şey, bizim evrendeki Erhan ile paralel evrendeki Erhan'ın farklı olasılık ve evrenlerin insanları olmasına rağmen Atiye'nin sanki ikisi için de aynı insan muamalesi yapması. Hoş, bu tür şeyler bir yerden çağrıştırıyor da...

Kadın-erkek, her şeyin kaynağını bulmak, yeni doğacak evrenlerarası bebeğin umut olması, elinden alınan o bebeği arayacak olmak, mağara, mağaradaki geçitler, geçit açıldığında oluşan hava akımı, mağaradaki geçitin başka bir paralel evrene çıkması, farklı evrenlerdeki yaşamlarına dair bazı imgeler hissetmeleri (Atiye, Erhan'a dokunduğu esnada vb.) ve daha birçok unsuru zaten malum Alman dizisinde gördük, izledik. Yani ikide bir o dizinin adının geçmesi bu kadar ortak noktadan sonra abartı değil, internette herhangi bir yerde de benzerliklerinden çokça bahsedilecektir. Fakat o diziyle bu dizi arasındaki en önemli fark; o dizide tamamen bilim kurgu söz konusuydu ve mucizeler yoktu, fantastik ögeler yoktu. Tüm bu hikayenin çok daha karmaşık fakat derinini ince şekilde, mantık kuralları dahilinde disiplinle irdeliyorlardı. Bu yüzden bu diziyi seven o diziye karşı sabırla yaklaşırsa daha da beğenir, en azından başarılı bulabilir.


Öte yandan dizininin olumlu yanları da var. Türk dizileri standartının biraz üzerinde ve konusu itibariyle yerli dizilere göre alışılmışın dışında. Oyunculuk olarak herhangi bir üstünlüğü yok ama kurgusu, işlenişi ve rahatlığı bakımından genel olarak önde olduğu da ortada. O yüzden sezonluk puanlamasını yaparken global olarak yerli-yabancı ayırt etmeksizin değil; sadece yerli dizilere göre puanlayacağım. Yoksa dünya standartları ölçüsünde değerlendirildiğinde üç civarı ancak söz konusu edilebilirdi. Keşke Netflix bize böyle diziler çekeceğine Şahsiyet gibi bir dizi çekseydi...


7.3
Puanını yüksek buldum ama spoi kutusunda üç civarı yazını görünce bu puan değer kaybetti :A yerli ve yabancı dizi kıyaslaması 4 puan farkı fazla:A
Bu arada bu dizi konusuna göre çok fazla aydınlık çekilmiş. Daha karanlık tonlarda ve daha ciddi müziklerde olması daha güzel bir etki bırakabilirdi.
Ben karanlık çekimleri sevmiyorum. Böyle oluşu işime geldi. Misal ilk sezon Atiye mağarada mahsur kalmıştı, şu bebekliğini ve geçmişi gördüğü sahneler, ilk sezon o bölümü biraz sıkıcı bulmam ve sezon genelinde puan kırmam sırf bundan dolayıydı.
 
  • Güldürdün
Reactions: Tolstoyevski

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
88,302
Reaksiyon puanı
44,262
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
2x8 (Sezon Finali)

Gece izleyip hemen yattım yorum yazamadım. Sezonun en zayıf bölümüydü bence, sevemedim pek çok şeyi.

Her şeyi çok fazla birbirine sokmuşlar, her şey çok aceleye gelmiş ve karıştırılmış gibi. Üçüncü sezonda umarım daha açıklayıcı olurlar.

Farklı evrenlerin birleşmesi güzeldi de tam bekleneni veremedi bence.

Her şeye rağmen su gibi akıp giden, son derece ilgi çekici olayları sürükleyici bir kurguyla aktaran bir yapım izledik yine. İlk sezonun altındaydı bence ama yine de çok başarılıydı. Her bölümde dünyanın en sıkıcı dizisi Dark ile kıyaslayanları kınıyorum. Tamam belki bir şeyleri yürütmüştür ama en azından kötü bir diziden iyi şeyler çalarak ortaya iyi bir şey ortaya koymayı başararak iyi bir yürütme işlemi gerçekleştirmiştir. :A

7/10
 

Tolstoyevski

Süper Mod.
Euro 2020 Tahmin İkincisi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
19,277
Reaksiyon puanı
31,113
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
Puanını yüksek buldum ama spoi kutusunda üç civarı yazını görünce bu puan değer kaybetti :A yerli ve yabancı dizi kıyaslaması 4 puan farkı fazla:A

Ben karanlık çekimleri sevmiyorum. Böyle oluşu işime geldi. Misal ilk sezon Atiye mağarada mahsur kalmıştı, şu bebekliğini ve geçmişi gördüğü sahneler, ilk sezon o bölümü biraz sıkıcı bulmam ve sezon genelinde puan kırmam sırf bundan dolayıydı.
Karanlık çekimleri, ormanlık ve kasvetli yağmurlu havayı sevmiyorsan sıkıntı:A Nedenini demeyeyim ama, gerçi biliyorsundur.. :A :S

Yok puan konusunda yerli dizi kategorisinde ciddiyim, belki 0.3 bonus vermişimdir ama yerli dizilerde puanı p civarda sonuçta Arka Sokaklar da dizi Atiye de. Fakat dünya geneli global olarak baktığımızda da o söylediğime yakın civarda olması kötü yapmıyor, sonuçta Breaking Bad, GoT da dizi ve benim puanlama ölçütümün büyük kısmı daima farklı yapımlarla kıyaslama, ölçüp bitme üzerine üzerinedir geçmişten günümüze. Mesela dünyada sadece Atiye dizisi olsa neye göre 10 üzerinden puan vereceğiz? Yönetmenliğin nasıl “daha iyi” olduğunu ya da oyunculuğun nasıl daha kötü, senaryonun nasıl şöyle böyle olduğunu anlayacağız dünyada tek dizi Atiye olsaydı? Demek ki aslında hepimiz puanlarken farklı yapımlarla kıyaslıyoruz farkında olmadan. Ben bazen abartılı yapıyorum orası ayrı. :A

Ama sezona puanım yerli diziler üzerindendir ve tam olarak odur. Diğer ölçüt zaten haksızlık olur. 😊
 
  • Güldürdün
Reactions: Dosi

Tolstoyevski

Süper Mod.
Euro 2020 Tahmin İkincisi
Katılım
14 Temmuz 2014
Mesajlar
19,277
Reaksiyon puanı
31,113
Puanı
861
Yaş
24
Konum
Sic Mundus Creatus Est
Web Sitesi
www.ataturkungencligehitabesi.com
2x8 (Sezon Finali)

Gece izleyip hemen yattım yorum yazamadım. Sezonun en zayıf bölümüydü bence, sevemedim pek çok şeyi.

Her şeyi çok fazla birbirine sokmuşlar, her şey çok aceleye gelmiş ve karıştırılmış gibi. Üçüncü sezonda umarım daha açıklayıcı olurlar.

Farklı evrenlerin birleşmesi güzeldi de tam bekleneni veremedi bence.

Her şeye rağmen su gibi akıp giden, son derece ilgi çekici olayları sürükleyici bir kurguyla aktaran bir yapım izledik yine. İlk sezonun altındaydı bence ama yine de çok başarılıydı. Her bölümde dünyanın en sıkıcı dizisi Dark ile kıyaslayanları kınıyorum. Tamam belki bir şeyleri yürütmüştür ama en azından kötü bir diziden iyi şeyler çalarak ortaya iyi bir şey ortaya koymayı başararak iyi bir yürütme işlemi gerçekleştirmiştir. :A

7/10

Koyu işaretlediğim kısımlara katılmıyorum, işin şakasındaysan bile tüyler diken diken. :A BCS’yi tam bitirmeden yorumlayıp eleştirmem üzerine de bir eleştiri gelmişti senden sanırım onu izlemeden başka diziden nasıl daha kötü görürsün diye, bu da aynı kapıya çıkıyor. 28 bölümün tamamını izlemeye davet ediyorum sonbahar kasveti çöktüğü havalarda kasım civarı da olsa, izledikten sonra neden katılmadığımı daha iyi anlayacaksındır. :A
 

bazinga

Admin
Katılım
1 Şubat 2007
Mesajlar
88,302
Reaksiyon puanı
44,262
Puanı
1,060
Konum
İstanbul
Web Sitesi
izleryazar.com
Koyu işaretlediğim kısımlara katılmıyorum, işin şakasındaysan bile tüyler diken diken. :A BCS’yi tam bitirmeden yorumlayıp eleştirmem üzerine de bir eleştiri gelmişti senden sanırım onu izlemeden başka diziden nasıl daha kötü görürsün diye, bu da aynı kapıya çıkıyor. 28 bölümün tamamını izlemeye davet ediyorum sonbahar kasveti çöktüğü havalarda kasım civarı da olsa, izledikten sonra neden katılmadığımı daha iyi anlayacaksındır. :A
İki kez deneyip 3 bölümü deviremedim, olmuyorsa ısrar etmenin anlamı yok. Atiye daha ilk bölümden sevdirmişti kendini. Sen de Better Call Saul'u izlemene rağmen sevmedin galiba. :A
 

Aserat

Süper Mod.
Katılım
24 Ağustos 2014
Mesajlar
71,814
Reaksiyon puanı
50,919
Puanı
1,061
Konum
İstanbul
Atiye'yi öldürüp Hannah'yı mı başrol yapsak zira Beren Saat'in aksine rolün gerçekten hakkını veren, hayatı alt üst olmasına rağmen tek mimikle takılıp buzdolabı izliyormuş gibi hissettirmeyen, gerçekten (Hazal Türesan sağolsun) başrol karizmasına ve çekiciliğine sahip bir karakter. Tıpkı Hakan Muhafız'daki Çağatay Ulusoy gibi kötü performans = umursanmayan baş karakter durumu. Oysa ben hikayenin merkezindeki karaktere bağlanmak isterim ama ortada öyle bir oynayamayış var ki empati kurmak mümkün olmuyor. Neyse ki balonların aksine Burcu Biricik muhteşem bir oyuncu da yine tek karakter odaklı Fatma'da aynı durumun yaşanmayacağından eminim. :Z

Neyse sezon yorumuna gelirsek ilk sezon nasılsa bu da öyleydi. Daha az beğenenler olmuş ama dizinin ne vaat ettiği üç aşağı beş yukarı belli ve o klasmanda iyi bölümler izledik diye düşünüyorum. Başrolümüzün aksine yan kadrodaki herkes çok iyiydi ki özellikle çok sevdiğim Senan Kara harika bir takviye olmuş keşke gelecek sezonda da olsa. Kapadokya görüntüleri de gitme iştahımı iyice kabarttı ama durumlar ortada maalesef. :(

Sadece sezon finalinde şunu anlamadım:
Paralel evren olayı genel olarak iyi işledi ama son bölümde Erhan ve Atiye geçitte karşılaştığında ben Erhan'ın Elif'in yaşadığı kısma, Atiye'nin ise bebekleri kurtarmak için asıl dünyaya dönmek istediğini düşündüm ama sonradan Erhan'ı normal dünyada ve Atiye'yi alakasız bir yerde gördük eğer anlayan varsa bana da anlatabilir mi? (b)

Genel puanım: 7/10

2x4

Öncelikle bir önceki bölüm Beren Saat hakkında söylediğim aslında oyunculuğu kötü değil, karaktere uyum sağlayamamış sözümü geri alıyorum. Zira apaçık bir şekilde kötü, eğreti ve başarısız oyunculuk bu. Linç yiyecek olsam bile bu doğru bildiğimi savunacağım çünkü Allah aşkına göz var nizam var; ortada oyunculuk namına hiçbir şey yok Beren Saat adına.

Melisa Şenolsun > Beren Saat. Seni savunacağız Melisa... Keşke başrol sen olaydın.


Bu bölümde her zamanki gibi mistisizm, spiritüelizm yaratmaya çalışma çabalarını izledik. Ama bir şeyler, nasıl desem sanki gerçekten eksik ve o eksik parçalar diziyi dünya standartlarına taşıyamıyor.

Bu arada sürekli Dark diyorum ama bu dizinin konusu kanser olduğunu öğrenen kimya öğretmeninin öğrencisiyle uyuşturucu işine girmesi olsaydı da sürekli BB’nin adı geçerdi. Tamam o derece benzerlik yok ama baya baya da var. Bu bölümde de Adam ve Eva’ya göz kırpıldı siz ikiniz ve çocuk yeni dünyanın umudu olacak diye. Ciddi ciddi bir Sic Mundus Creatus Est tadında bir tarikat da bekliyorum diziden.

Bu arada Serdar’ın PC’de konuştuğu o gizemli şahıs kimdi ilk sezondan hatırlayamadım? Fakat bana Halka dizisini anımsattı, onda da böyle bir mevzu vardı?

خمسه و نصف
Belki de bu mesaja niye kalp attığımı anlamamıştın ama şimdi anlarsın. :A Linç is coming diyerek yorumları bekliyorum. :A
 

Özgür

Süper Mod.
Katılım
28 Aralık 2011
Mesajlar
28,441
Reaksiyon puanı
24,921
Puanı
1,059
Atiye'yi öldürüp Hannah'yı mı başrol yapsak zira Beren Saat'in aksine rolün gerçekten hakkını veren, hayatı alt üst olmasına rağmen tek mimikle takılıp buzdolabı izliyormuş gibi hissettirmeyen, gerçekten (Hazal Türesan sağolsun) başrol karizmasına ve çekiciliğine sahip bir karakter. Tıpkı Hakan Muhafız'daki Çağatay Ulusoy gibi kötü performans = umursanmayan baş karakter durumu. Oysa ben hikayenin merkezindeki karaktere bağlanmak isterim ama ortada öyle bir oynayamayış var ki empati kurmak mümkün olmuyor. Neyse ki balonların aksine Burcu Biricik muhteşem bir oyuncu da yine tek karakter odaklı Fatma'da aynı durumun yaşanmayacağından eminim. :Z

Neyse sezon yorumuna gelirsek ilk sezon nasılsa bu da öyleydi. Daha az beğenenler olmuş ama dizinin ne vaat ettiği üç aşağı beş yukarı belli ve o klasmanda iyi bölümler izledik diye düşünüyorum. Başrolümüzün aksine yan kadrodaki herkes çok iyiydi ki özellikle çok sevdiğim Senan Kara harika bir takviye olmuş keşke gelecek sezonda da olsa. Kapadokya görüntüleri de gitme iştahımı iyice kabarttı ama durumlar ortada maalesef. :(

Sadece sezon finalinde şunu anlamadım:
Paralel evren olayı genel olarak iyi işledi ama son bölümde Erhan ve Atiye geçitte karşılaştığında ben Erhan'ın Elif'in yaşadığı kısma, Atiye'nin ise bebekleri kurtarmak için asıl dünyaya dönmek istediğini düşündüm ama sonradan Erhan'ı normal dünyada ve Atiye'yi alakasız bir yerde gördük eğer anlayan varsa bana da anlatabilir mi? (b)

Genel puanım: 7/10


Belki de bu mesaja niye kalp attığımı anlamamıştın ama şimdi anlarsın. :A Linç is coming diyerek yorumları bekliyorum. :A
Konuyu sırf Burcu’ya bağlamak için yine abartmışsın. :A Beren’e balon demek saçma. Atiye yaşadığı hiçbir şeyin farkında değil, anlamaya çalışıyor ve Beren de o afallamayı bence güzel yansıtıyor. Evet dizide duygu anlamında, Atiye’nin duyguları anlamında eksiklik var ama bunun Beren’den kaynaklı değil de senaryodan kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
 
  • Güldürdün
Reactions: Aserat

Aserat

Süper Mod.
Katılım
24 Ağustos 2014
Mesajlar
71,814
Reaksiyon puanı
50,919
Puanı
1,061
Konum
İstanbul
Konuyu sırf Burcu’ya bağlamak için yine abartmışsın. :A Beren’e balon demek saçma. Atiye yaşadığı hiçbir şeyin farkında değil, anlamaya çalışıyor ve Beren de o afallamayı bence güzel yansıtıyor. Evet dizide duygu anlamında, Atiye’nin duyguları anlamında eksiklik var ama bunun Beren’den kaynaklı değil de senaryodan kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
Ne olursa olsun sevdiği adam ölürken veya kız kardeşi kaçırılırken verdiği tepkiler çok donuk ve senaryonun o kadar da kısıtladığını sanmıyorum. Yani zaten dizi boyunca yüzünde afallamış bir ifade görüyoruz diğerlerini alıp çöpe atmış gibi. :A
 
  • Güldürdün
Reactions: Özgür

Özgür

Süper Mod.
Katılım
28 Aralık 2011
Mesajlar
28,441
Reaksiyon puanı
24,921
Puanı
1,059
Ne olursa olsun sevdiği adam ölürken veya kız kardeşi kaçırılırken verdiği tepkiler çok donuk ve senaryonun o kadar da kısıtladığını sanmıyorum. Yani zaten dizi boyunca yüzünde afallamış bir ifade görüyoruz diğerlerini alıp çöpe atmış gibi. :A
Erhan'ın ölümü kısmında ben de eleştirdim. Ama şöyle düşün senaryoda Atiye Erhan'a 'bir kızımız olacak' repliği yazılıp o sahne bitiyor. Atiye gidiyor. Beren burda ne yapabilir mesela? :F Hangimiz böyle bir tepki veririz sevdiğimiz insan ölürken? Bu dediklerin tamamiyle senaryo boşluğu bence.
 
  • Güldürdün
Reactions: Aserat

Yiğitt

Emekli
Katılım
9 Aralık 2013
Mesajlar
76,096
Reaksiyon puanı
46,613
Puanı
1,061
Konum
Ankara
2. SEZON YORUMUM:

İlk sezonu çıktığı zaman izlemiştim ama tekrar izlemek istedim. Geçtiğimiz hafta ilk sezonu tamamladım, peşi sıra ikinci sezona başladım. Açıkçası ben ilk sezonu daha fazla beğenmiştim, ikinci sezon fazla beklentimi karşılayamadı. Yer yer kafam karıştı, kurgu farklılaşmaya başlamış aslında ama nedense ekip ruhunu bu sezonda hissedemedim. Mesela ilk sezon çok beğendiğim Beren Saat'in oyunculuğunu bu sezon hissedemedim. Mehmet Günsür nedense bana hissettiremedi duyguyu, doğal gelmedi yani. Melisa Şenolsun'un sahneleri çok güzeldi kesinlikle, Serdar karakteri yine dizinin yıldızlarından biriydi. Serap ve Melek karakterleri de hissettirdi, sezon içerisinde çok beğendiğim isimler oldu. Civan Canova yine yıldız isimlerden biriydi. Bu dizinin erkek kadrosu beklenti altı kaldı kesinlikle, kadın oyuncular çok çok iyi karşılaştırıldığı zaman.

Yönetmenlik harikaydı bu sezon, ilk sezonda da beğenmiştim ama bu sezon daha bir görsel şölen yaşattı sanki. Kapadokya sahnelerini daha fazla görmek isterdim, çok güzel görüntülerdi. Üçüncü sezonda daha fazla izleyeceğiz sanırım. Dizinin müziklerini de çok beğeniyorum bu arada...

Kısaca ilk sezonu daha fazla beğendiğimi, ikinci sezon farklı atmosferiyle dikkat çekse de oyunculuklar açısından beklediğimi bulamadığım bir sezon oldu. Tüm ekibin emeklerine sağlık, üçüncü sezonu da merakla beklemedeyim...
Elif'in hamile olması sürpriz oldu. Atiye de doğum yaptı ama çocuk ortada yok şimdilik. Yeni sezonda çocuğu mu arayacağız acaba? Final sahnesinde çocuğa ve Erhan'a kavuşmuş bir Atiye hayal ediyorum.

Serdar'ın ölümü de sürpriz oldu, yeni sezonda da başımızda olur diye bekliyordum. Hannah'ın öldürmesi de sürpriz oldu tabi. Serdar'ın yerini Ozan alacak galiba, Ozan'dan kötü karakter çok güzel çıkar zaten. :A