Alice: Madness Returns İNCELEME!

Frank Woods

Tecrübeli Üye
Konu Sahibi
Katılım
2 Nisan 2011
Mesajlar
8,075
Reaksiyon puanı
22
Puanı
260
Konum
Ankara
Alice: Madness Returns






Deli Alice geri döndü. “Deli” diyorum çünkü gerçekten deli bu kız. Hasta. Ruhu hasta. En son onu bıraktığımızda ruhunu arındırmak üzereydi fakat şimdi baktığımızda, bunu başarabilmiş gibi gözükmüyor.
Bir akıl hastanesinde kalıyor Alice. En büyük hasta o gibi gözüküyor; onun dışındaki herkes küçük çocuklardan oluşuyor. Kahverenginin tonları hakim akıl hastanesine; hatta tüm Londra bu kasvetli rengin etkisi altında. Akıl hastanesinden çıkıp dışarıda turlamak için adımını atıyor Alice ve halkın konuşmalarına tanık oluyor. Pek aldırış etmeden yoluna devam ediyor ve beyaz bir kedinin peşine takılıyor. Onu en son gördüğü yerde bir karabasanın içine düşüyor fakat yaşlı bir kadının ona dokunmasıyla bunun etkisinden çıkıyor. Fakat bilmiyor ki gerçek kabus, bu kadınla birlikte gittiği yerde onu bulacak.
Alice, yeniden bir kabusun içine düşüyor. Wonderland’in alternatif bir versiyonunda alıyor soluğu bir kez daha. Kabuslarından kurtulmak istiyor; ailesini kimin yakarak ölüme terk ettiğini öğrenmeye çalışıyor. Vorpal Blade’i kaptığı gibi atılıyor yeni macerasına; biz de peşinden sürüklenip gidiyoruz bir delinin hatıra defterinin sayfalarında...<b>
Hikaye çok güzel aslına bakarsanız. Oynanış da zaten bir önceki oyunla neredeyse aynı. Üç boyutlu bir aksiyon / platform oyunu olarak hayal edin Madness Returns’ü. Alice havada zıplıyor (Hem de üç kez kadar!), süzülüyor, Vorpal Blade adındaki bıçağıyla saldırıyor, Pepper Grinder adındaki makineli tüfek benzeri biber atıcısıyla düşmanlarına mermi yağdırıyor, boynuzlu bir at olan enteresan silahıyla yeri göğü oynatıyor ve ona karşı gelen Wonderland halkına karşı savaşını sürdürüyor.





















Oyuna başladıktan kısa bir süre sonra, Alice küçülebilmesi için gereken ilacın kaynağını buluyor ve oyun boyunca onu idare edecek bir güce kavuşuyor. İlgili tuşa basılı tuttuğunuzda Alice küçülüyor ve ancak küçüldüğünde geçebileceği kapıları kullanarak, yoluna devam ediyor.
Arada bir bulmacalar ve farklı oynanışa sahip bölgeler (Kaydıraklardan kayma gibi.) karşınıza çıkıyor. Bunlar da hepoyundaki monotonluğu kırmak için verilen çabalar çünkü oyun maalesef biraz sıkıcı. Oyunun genel olarak grafiksel tasarımı çok iyi fakat bunun oynanışa yansımaması biraz üzücü. Tüm oyun boyunca aslında yaptığınız, etrafta koşup düşmanlarla savaşmak, silahlarınızı geliştirmek için dişler toplamak, kayıp hatırlarınızı bulup ailenize dair gerçekleri öğrenmek ve aslında dümdüz bir yolda ilerlemek.

Farklı silah seçeneklerine ve çeşit çeşit düşmana rağmen oyunda bir kalitesizlik var. Sanıyorum ki şöyle oldu; grafiksel tasarımlardan, her türlü teorik oynanış detayına kadar her konuda mutabakat sağlandı fakat bunları uygulayan ekip, işi pek beceremedi. Alice’in saçma sapan yerlerde takılıp kalması, kaplamaların düzgün yüklenememesi, diyalogların müziklerin içinde kaybolması ve oyunun, oynanıştaki akıcılık açısından bir “indie” oyunu havası vermesinin, başka bir açıklaması yok gibi düşünüyorum. Oyundaki bu garip yetersizliği size laflarla anlatmam biraz zor fakat oyunu denediğiniz saniye, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız lakin bu da oyunu almanız anlamına geliyor. O zaman siz sözlerimi dinleyin ve oyunda bir yapaylık olduğunu bilin.
Tüm tasarımlarına ve güzel görüntülerine rağmen, Alice: Madness Returns eksik bir oyun olmuş. Çok sıkı Alice fanatikleriancak bu oyunu oynamak isteyebilir ya da “küçük yaştaki oyuncular” diyeceğim fakat birkaç gün kabus görebilirler diye de şüphelenmiyor değilim. Üzülerek Alice’e macerasında yardımcı olamayacağımı söylüyorum. Siz yardım eli uzatırsanız da karışmam ama...
Oyunun artıları tasarımlar çok iyi, Alice’i bir kez daha Wonderland’de dolaştırmak heyecan verici; oyunun eksileriyse oyunda genel olarak bir yetersizlik var, sağlam atmosfer bile sizi etkisi altına alamıyor.
 
Son düzenleme: